YARIN DIŞARI ÇIKABİLİR MİYİM?

Hastalanmakla olan seviyeli ilişkim son bir haftada hızlı bir değişim geçirdi. Pek nadir hasta olduğum gerekçesiyle çoğunlukla dikkatsiz davranıp kendimi pek korumam. Ancak bugün birinci haftasını dolduran gribim ile yaşamanın ne kadar zor olduğunu gördüm. Hastayken asla kendim gibi olamıyorum. Sinirlerim çöküyor, burnum coşuyor, zihnim bulanıyor. Hele de gülme ve hapşırık krizlerim yüzünden evde zelzele yaşandığını söylesem abartmış olmam. Sinirlerim çöküyor derken, gülme krizlerine engel olamadığımdan bahsediyordum. Huysuzluğun tam aksi olarak, ilgi bekleyen bir yumağa dönüşüyorum. Bu yumak sürekli yorgun, ateşli, battaniyeye sarılan, evde tuvalet kağıdıyla gezen ve öksürükle karışık gülme krizine giren özelliklere sahip. Her ne kadar tipik bir hasta görüntüsü olsa da, izleyenleri kendine güldürmeyi başarıyor. Ancak pozitif enerji saçarak herkesten ilgi ve şefkat beklemesiyle de ev halkını zorluyor. Çünkü onlar da grip.

Giriş paragrafı ancak bu kadar ilgi görmek istediğimi belli edebilirdi. Altını çizmem gereken asıl nokta, bu ilgi görme arzusu sadece hastalıkla gelen bir şey değil. Yeni yeni kabul ettiğim ve ailemle yaşamaya başlarken keşfettiğim bir özelliğim: İlgi bekliyorum. Bu sebepten de çoğunlukla bencil olarak adlandırılıyorum. Yine de ilgi görmeyi istemek aslında tarzımla hiç de uyuşmayan bir davranış. Sanırım insan değişime her zaman hem açık, hem de değil.

İlgi görmeyi beklesem de, bunun iyi sonuçlandığından bahsedemem. Üstelik tatilde olduğum için kendi kendime ilgi gösterme şansım olsa da, hastalığım buna engel oluyor. 37'lerden inmeyen ateşim, sümüklü burnum ve öksürüğümle harcadığım tatilime üzülemiyorum bile. Şu anda tek düşündüğüm iyileşmek. Ve bu düşüncenin hatrına da beni bekleyen ne kitaplara, ne de makalelere bakıyorum. Dahası, saha araştırmamı düşünmüyorum bile. Düşündüğüm an atmam gereken mesajlar ve emailler ile başım ağrıyacak. Onun yerine sadece iyileşmek ve bütün bunları iyi günlerde yapmayı umuyorum. Umuyorum(!) Umuyorum, ummakla kalmayıp gerçekleştirebilirim.

Aslında evde yaşamasaydım hasta olacağımı da pek düşünmüyorum. Bence hasta olmak ancak evde kalanlar için bir lüks. Yurtta olsaydım böyle bir lükse sahip olamazdım. Ancak bu konuşmayı devam ettirip büyük laflar yutmak istemiyorum. En azından iyileşene kadar.

İyileşmek ise apayrı bir dert. Hasta olduğunuz için hasta davranışları sergilerken nasıl iyileşeceğinizi bilemiyorsunuz. Denediğiniz yollar size ikircikliymiş gibi geliyor. Mesela ben hasta olmasam bile evden dışarı çıkmanın bana iyi geleceğine inanırım. Ancak bu haldeyken balkona bile çıkamıyorum. Sanırım bu da hastalığımın bana tutunmasına neden oluyor. Burnumu silmekten acıyan burun kenarlarım, ne kadar krem sürsem de kuruyan cildim ve dudaklarım, hapşırıklarımla saldığım mikroplar... Bunların hepsi sokağa çıkarsam kendimi daha da berbat hissedeceğimi düşündürüyor bana. Oysa biraz güneş görsem, biraz temiz hava solusam ve belki biraz terlesem daha iyi olabilirim. Bu yazıyı da aslında buna kendimi inandırmak için yazıyorum. Çünkü günlerdir "yarın dışarı çıkacağım" diyerek yatağa girdim ve çok azında dışarı çıktım. Oysa kendime verdiğim sözleri yerine getirmek de iyileşmenin bir parçası olabilir. En azından zihnimdeki hasta olmuş beni iyileştirebilir.

Şimdi düşünüyorum da, her zaman mevcut durumumdan daha iyi olmayı hayal etmiş ve bunu hedeflemiştim. Şimdi ise hasta olmadığım eski halime dönmek istiyorum. Klişe olacak ama sağlıklı olmanın kıymeti hep bu gibi durumlarda anlaşılıyor lafı çok doğru bence. Öte yandan, iyi ki şimdi hasta olmuşum. Finaller bitmiş ve kendi tezime zaman ayıracakken. Diğer türlüsü daha korkunç olmaz mıydı?

İyileşir iyileşmez kendime iyi bakmaya başlayacağım. Söz veriyorum. Kendime.

Yorumlar

Yorum Gönder