GÜNDEM GÜNCELLEMESİ

Yazmayı, okumayı, dinlemeyi, düşünmeyi ve kendimi bulmayı umduğum ve korktuğum bir yerdeyim. Böyle bir yer gerçekte var mı? Yoksa ben kendi içimde mi kayboldum?

Şunu fark ettim: Yazmadıkça zaman hızlı geçiyor. Ne yaptım sorusuna bir sürü cevap buluyorum. Hiçbiri de söylenmeye değecek şeyler olmuyor çoğu zaman. Sonra bunu sorguluyorum. Nasıl mümkün olabilir bu? Cevabı kendimde saklı. Nasıl bu kadar unutkan olabiliyorum sorusuna yöneltiyor beni. İnanın, her ikisinin cevabını da bilmiyorum.

Böyle anlaşılmaz ve belirsiz yazmayı bir kenara bırakıp blog gündem güncellemesi yapmaya geldim. Çünkü artık tak etti içime. Blog gündem güncellemesinden önce neyin tak ettiğini de özet geçeyim. Unutkanlık, plansızlık, günlerin hızlı geçiyor olması, düşünmekten korkmak vesaire. İşte bunlar içime tak etti. Hepsinin cevabı ne yaptığımı, ne yapıyor olduğumu ve ne yapacağımı bilmememden kaynaklanıyor. Kısacası sürekli bilinçsizlik hali var bende. Öyle bir bilinçsizlik ki bu, teslim tarihi yaklaşan makalelerinizi bile isteye yazmamak, göndermemek ve aklınızın bir kenarındayken unuttuğunuza inanmak. İşte buna benzer bir şey bu hal. Allah kimsenin başına vermesin.

Sıra blog gündem güncellemesine geldi. Gündemler demem daha doğru olur aslında. Maddeler halinde yazmaya başlayıp sonunu getirmeye çalışacağım. (Yazmayı gerçekten unutmuşum. Korktuğum yerdeyim.)

⇸ Tezime başlamak...

Aslında başladım sayılır. Saha çalışmam için çoook yavaş bir şekilde sahayı kolaçan etmeye başladım. Bu sürede çok iyi insanlarla tanıştım. Muhtemel çalışmamı destekleyen ve çalışmalarıma devam etmem konusunda teşvik edici sözleriyle bana cesaret verdiler. Aynı zamanda Onur Haftası da beni heyecanlandıran ve kendimi sınadığım bir süreç oldu. Gerçi hala bitmiş sayılmaz. Pazar günü yürüyüş var! (Bunu yazdıktan iki saat sonra öğrendim ki valilik yine yasaklamış...)


Saha çalışması bir kenara, okumaların yüzüne daha hiç bakmadım. Bu da itirafım olsun. Canımın istediği romanları okumak dışında akademik bir tanecik makale bile bitirmedim daha. Hedeflerimden biri bu: Yaz sonuna kadar teorik çerçevemin "çevresini" belirlemek!

⇸ Dön de takıntılarına bir bak!

Bu aslında benim pek kabul etmek istemediğim bir ön kabulü barındıran cümle. Takıntılarımın varlığı. Elbette kimisi pek önemli sayılmayacak şeyler, kimisi de hayati önem taşıyan şeyler. Yine de kendimce takıntılı olduğum şeylere takık kalmamak için asla yapmam dediğim şeylere ve inanmayı denemek istediğim şeylere bir şans vermek istiyorum. Mesela bir gün nasıl başlarsa öyle biter inancım beni ne zamandır sinir ediyor. Geç başladığım bir günde tüm planlarımı iptal etmeye ve/veya verimliliğimi sıfıra indirmeye gönül koymuşçasına inanıyorum. Doğrusu bu tür takıntılarım en kötüsü diye nitelendirdiklerim. Çünkü hepsi psikolojik ve gündelik hayatımın önüne geçen şeyler. Bunları değiştiremez miyim?

Bunlardan bir tanesi de düzensiz spor yapmak. Spor yapmamak için direniyordum ne zamandır. Hem istediğim, hem de bedenimi bağımlı kılmak istemediğim bir takıntım. Bununla ilgili olarak acilen bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyorum. Şu anki durum şöyle: Spor yaptığım zaman bağlanmam gerektiğini düşündüğüm için kendimi kötü hissetmem ile yapmadığım zaman bedenimin tüm fonksiyonlarını kaybettiğine inanmam arasında sıkışık. Oysa bağımlılık yapacakmışçasına yaklaşmamayı öğrenmek istiyorum. Spor yaparken kendimi alkolik gibi hissediyorum. Oysa her şey ölçülü olduğunda güzel kalmaz mı?

⇸ Aldığın işin başına oturmak.

Bir başka takıntım da geciktirmek olarak nitelendirdiğim ve aldığım işlerin başına oturmamaya baş koyduğum zamanlar olarak burada karşıma çıkıyor. Geçen haftanın başında transkripsiyon işi aldım. Çok kazandırmayan ve insanı (özellikle beni) aşırı geren bir iş. Ama yine de para kazanmak önemli. Özellikle de sıkışık bir durumdaysanız. O yüzden şu ses kayıtlarını 4 Temmuz'a kadar bitirmeyi hedefliyorum. Ondan sonra zaten istesem de fırsatım olmayacak. O yüzden bunu buraya bilhassa yazmak istedim. Şu ses kayıtlarını bitir artık!!!

⇸ Yola Çıkmak ve Oraya Tutunmak

Şimdi bir üst maddede yazdığımı açıklıyorum. Neden istesem de fırsatım olmayacak sorunsalı. Çünkü yola çıkıyorum. Uzun değil ama benim daha önce hiç çıkmadığım türde bir yolculuk bu. İlkin 5 Temmuz itibariyle Kudüs'e gidiyorum. 8 Temmuz'da dönmek üzere çıktığım bu yolculuk ilginç bir deneyim olacak gibi. Üstelik ailemle olacağım. Onlarla çıktığım son tatil olabileceği için de ayrı bir önemi var. Gerçi benimki gibi tatil yapmayı seven bir aileniz olursa 40'ınıza kadar sizi sürükleyebilirler. Bundan hiç şüphem yok.

9 Temmuz'da Ankara'ya gidiyorum. 12 Temmuz'a kadar orada bir atölye eğitimine katılacağım. Aynı zamanda Vartolu ile gittiğim için bende hem dostla bir tatil, hem de hiç görmediğim Ankara'yı görme heyecanı var. Vaktim olursa ziyaret etmek istediğim birkaç yer ve kişi de var. Her ne kadar gündüz vaktim olmasa da, bu noktada geceler uzun düsturuyla hareket edeceğim muhtemelen. Bakalım.

Ankara'dan sonra 15 günlük İstanbul var. Bu noktada vaktimi saha çalışmalarına ve eski dostlarla görüşmeye ayıracağım sanırım. Görüşmem gereken uzun bir arkadaş listesi var. Okul zamanı ihmal ettiklerim, uzun zamandır yüzünü göremediklerim ve hasret gidermek istediklerimle bir güncelleme yapmam lazım. Ayrıyeten katılımcılarımla görüşmelere de başlamam lazım. Bu noktada 2 kişiyle görüşmek de uzun vadeli hedefim olsun. Mümkün olur mu'ya sonra bakalım.

Temmuz'un sonunda İngiltere'ye kardeşimi ziyarete gidiyorum (bir aksilik çıkmazsa). Bugün vizeler çıktı. Geriye konaklama için yer ayarlamak kaldı. Döviz bu haldeyken İngiltere gidilecek son yer olmalıydı ama kardeş hasreti bahane, yalnız kalmak şahane oyumu kullandım. Kendisi gün içinde çalışırken ben de şehri keşfeder, biraz da içsel yolculuğa çıkarım diye düşündüm. Son niyetim için ne kadar hevesli olduğumu tahmin edemezsiniz. Ben bunun için gidiyorum adeta.

Son olarak 19 Ağustos'ta İngiltere'den Sırbistan'a geçiyorum. Sırbistan'daki bir yaz okulundan kabul aldım ve 7 günlük bir programa katılmak için Belgrad'a gidiyorum. Nasıl kabul aldığımı sorgulamadan, bu fırsatı da yakalamanın heyecanıyla içsel yolculumdan uluslararası insanlarla yolculuğa hızlı bir geçiş yapacak gibiyim. Böylece Ağustos ayını da devirip evime, İstanbul'a geri döneceğim. En azından şimdilik böyle düşünüyorum. Başka bir yerden teklif gelmezse tabi.

⇸Okumak ve Yazmak

Tüm bunları yaparken okumayı ve yazmayı geride bırakmamak en büyük arzularımdan bir tanesi. İçsel yolculuktan transkripsiyonlara, uluslararası insanlardan onur haftasına kadar yepyeni deneyimleri, duyguları, heyecanları ve gerginlikleri yaşarken yazmayı güncel tutmak istiyorum. Okumayı ise tüm bunlara karşın değerli ve özel buluyorum. Bu yüzden tüm bu yolculuklarda yanımda her daim bir kitap, bir kalem ve defter bulunduracağım. Kendime verdiğim bu söz, belki de bu yaz başlayacak olan en kıymetli alışkanlık olacak. Bakarsınız, takıntıya bile dönüşür. Kurtulmayı hiç istemeyeceğim bir takıntı oluşuverir. Aynı zamanda zamanı yavaşlatan ve tadını çıkarta çıkarta okuyacağım bir serüven olur bana. Yazının başında belirttiğim korkularım uçar, yerini anılar alır. Dilerim, öyle olur.


Yorumlar