RÜZGAR YÜKSELİYOR, YAŞAMAYA BAKMALI

Film festivalinden sonra günlerim festival havasında adeta tasasız geçmeye başladı. Sanki tek derdim yemekte ne yiyeceğime karar vermekti. Elbette bu havadan çıkartma potansiyeline sahip okul gerçeklerini bile festival havasında yaşıyordum kendimce. Gerektiği kadar çalışıp teslim edilmesi gereken ödevleri zamanında bitirip festivale yine devam ederek... Ta ki perşembe günü finallerimin tarihleri öne çekilene dek. İşte o zaman, yüzüme çarpan tokatın sesini duymayan kalmadı okulda. En az bir hafta öne çekildiği için şimdi festival havasından çıkıp bir hesap defteri oluşturmak lazım. Festivalin hesabını yapmaya çalışarak vakit harcamayacağım tabi ki. Önümüzdeki günlerde yapmam gerekenlerin hesabı olmalı bu. 


Her şeye rağmen yaşamak güzeldi o günleri. Bundan sonra yaşayacaklarımı da güzel kılmak için bu hesap defterlerinin öznesini değiştirmeye karar verdim. Aslında her şey derste okuduğum bir makaleyle başladı. Dina Georgis'ın The Better Story adlı bir kitabı var, işte makale dediğim şey aslında bu kitabın getirdiği bir yenilik. Georgis'ın kurduğu teorisinin yöntemi olan bu fikir beni çok etkiledi. Her zaman daha bir hikaye mümkün diyerek özetliyor kitapta. Geçmişe bakıp ne kadar dayandığımız, kaç kere kurban olduğumuz, ne kadar çok kötülüğün bize savaş açtığını değil de; aslında hepsinin üstesinden gelirken ne çok şeyi aştığımızı ve ne kadar güç kazandığımızı odak noktasına koyarak bir hikaye kurmamız mümkün diyor özetle. Aslında hikayelerimizdeki bakış açısını değiştirdiğimizde nasıl daha iyi hikayeler okuduğumuz kilit noktası burada. Ben de bu fikri çok sevdim. Hayatıma da adapte etmeye başladım yavaştan. 

Festival hayatı ve The Better Story etkisiyle birlikte yap(a)madıklarıma değil, yaptığım şeylere odaklanmaya başladım. Bugün de yapacaklarıma odaklanacağım. Bu yüzden de dertlerimi daha az sahipleniyorum artık. Onları avucumun içinde değil, gözümle takip edebileceğim bir mesafeden izliyorum. Müdahale etmem gerektiğini düşündüğüm yerde ediyorum. Kendi hallerinde iyilerse, pek karışmamayı tercih ediyorum. Dertlerimi özgür bıraktım açıkçası. Benden çıkmış olabilirler ama aileleriyle yaşamak zorunda değiller. 

Bu şekilde bende iyileştirici bir etkisi oldu. İnsanlarla buluşmak, muhabbet etmek, kahve içmek, zaman harcamak, herhangi bir şeyle ilişki kurmak... Artık hiçbirini harcanmışlık veya kayıp olarak görmüyorum. Görmemeye çalışıyorum desem daha doğru olur. Kulağa kolay bir şeymiş gibi gelebilir ama aslında bu bir süreç. Bu sürece dair söyleyebileceğim tek şey, sona ermemesini istediğim. "Artık oldu, bitti" diye bir şey yok. Hayatım boyunca daha iyi hikayeler görmek ve anlatmak istiyorsam bu sürecin, yani bu çabanın ömürlük olması gerektiğini düşünüyorum. 

Bu ömürlük çabanın etkilerini çok ciddi bir biçimde kendimde hissediyorum. Beni tatmin eden kısım da burası. Dokunuşumda, görmemde, tat duyumda... Belki de bu yüzden, kendi adıma önemli bir adım attığımı düşünüyorum. En azından şimdilik. Beni bu konuda çok etkileyen ve etkilemeye de devam eden kişiye minnettarım. Danışman hocam ve hayatımda örnek aldığım ilk kişi sıfatını taşıyor o. Sanırım yüksek lisansa dair en büyük kazancım o ve onun öğretileri oldu bana. 

Bir süredir yazmadığımın farkındayım. Ama şu an hayat tam olarak Rüzgar Yükseliyor filmindeki gibi benim için. Çok hızlı bir değişimin içindeyim aslında. Zihnen bu değişimi hissediyor olmak beni keyiflendiriyor. Dönüşüm(üm) güzel olacak gibi hissediyorum. Ya da hissetmek istediğimi düşünüyorum sadece. Dolayısıyla bu değişimin hissettirdiklerini bloğa yansıtmakta biraz zorlanıyor olabilirim. Nedenini tam olarak bilemiyorum şu anda. Belki zamanla açığa çıkar. Sabırsızlıkla bekliyorum. 

Yorumlar

  1. Uzun zamandır yoğunluktan dolayı yazıları okuyamamıştım. Şimdi hepsini okudum tabii ve ihtiyacım olan motivasyonu bu yazıda buldum. Bahsi geçen kitabı okumadım ancak anlattıklarını uygulamaya hepimizin ne çok ihtiyacı var değil mi? Bu yorucu serüvende aklımızda hep o kötü günler kalıyor sanki... Oysa hala buradaysak ve mücadeleye devam ediyorsak kutlanmayı hak eden bir başarı elde etmişiz demektir. Sen ne güzel ifade etmişsin "dertlerimi özgür bıraktım" diyerek. Benim de ihtiyacım olan bu sanırım. Teşekkürler! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl ben teşekkür ederim Nihce. Haftalar sonra ancak yorumuna cevap yazıyorum ama şu anda o günleri hatırlamak bana iyi geldi. Senin yorumunda güç verdi. Herkesin bazı dönemler buna ihityacı var. Ama her zaman kendimi kabul etmeye, kendimizi kucaklamaya ve başkalarına ihtiyaç olmadan kendi başımızı okşamaya ihtiyacımız var. Senin sözlerin bugün bana güç verdi, yarın kendi başımı okşayacağım. O yüzden, asıl ben sana teşekkür ederim! :)

      Sil

Yorum Gönder