İNCE BİR CEKETE HAYIR DEMEM HAVASI

Ne kadar nazlanıyorum buraya geleceğim zaman. Kendime hatırlatıyorum gün aşırı, unutma diyorum. Yazman gerek. Bunu da buralardan uzak kalmamak adına değil, yazmaktan uzak kalmamak adına istiyorum aslında. Yazmayınca ne düşündüğümü, ne hissettiğimi bilemiyorum sanki. Sanki değil, öyle. Yazmanın yaşattığı hislere ne diyorlar? Buna benzer hisleri yaşatan insanlar da var. Bugün bir tanesiyleydim mesela. Tüm yorgunluğumu alıp yerine papatyalar ve kır çiçekleri bıraktı. Ne gösterişli duygular yaşattı bana, ne de güzelliğine hayran bırakacak gibi çiçek açtı. Kokmuyordu bile. Ama tüm bu sadeliğin içinde parlıyordu. Ben sanırım bu sadeliğe ve bana yaşattığa hislere aşığım.

Su içmeyi özlediğimi fark ettim bugün. Sıcak güneşin altında terlemeye başladığımı fark ettim. Bahar, sıcak günlere alıştırmaya başlamış. Garip bir şekilde dün geceki uykusuzluğumu unuttum, sabahki stresimi yok saydım ve güneşin ne ara bu kadar yaklaştığını düşündüm. Tam kararındaydı. İnce bir cekete hayır demem ama fazlasına lüzum yok havasıydı bu. Sıcaklık boğmuyor, rüzgar suratıma değip geçiyor ve ben bu hissi bana yaşatan insanları düşlüyorum. Hoşlanma hissine benzer bir şey. Merakla karışık keşfetme ve beğenmeyle karışık gözünün içine bakma. Aşık olmamak daha. Ama ne olduğunu da bilmemek. Yazmak da, okumak da böyle bir his veriyor bana. Bu hisse ne deniyordu?

Yüzüne bakmadan portresini çizebildiğim insanların ifadelerini keşfetmeye çalıştım. Çok garip. Çok zorlanıyorum. Bu ifadesi ne demek? He, bir saniye. Bunu bir kere daha yapmıştı. Gülümseyecek şimdi. Bu hissin adı ne, bilmiyorum. Ama bahar gibi kokuyor. Güneşin sıcaklığı, rüzgarın dansı. Galiba özgürlüğüme kavuştum.

Şiir gibi günler, saatler, anlar geçirdim. O şiirlerden mi hoşlandım, yoksa o şiirleri paylaştığım insanlardan mı? O şiirleri bir tek ben mi okuyabildim, yoksa onlar da okumuş gibi hissettiler mi? O şiirleri bir daha okuyabilecek miyim?

O anlar hiç bitmesin dediğim anlar işte. Kana kana su içmeyi sevdiğim, akşamüstü yürürken terlediğim, ifadesini keşfetmeye çalıştığım ve şiir gibi anılar paylaştığım saatler... Sevdiğim insanlarla güzel hepsi. Bana düşündürdükleri ve yaşattıkları. Bahar geliyor diyorum ya, yüreğime geliyor. Az kaldı, tatilim bitti. Şimdi baharda yürüme vakti.


Yorumlar

  1. Bahara mı aşıksınız yoksa birine mi, ya da her ikisine mi?
    Ve sonunda roro aşık oluyor, nihayet..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüreğime gelen bahara aşığım, dersem en doğrusu olur.

      Sil
  2. Yine bir cumartesi günü yazınızı okuyorum ve ne mutlu ki baharın gelişiyle içimizdeki solan çiçekleri bir nebze de olsa canlandırabileceğiz. Miminizde okumuştum: sıcak ama terletmeyen ilkbahar ile serin ama rüzgarsız sonbaharı sevdiğinizi. Bahar sevenler için hızlı mevsim geçişlerine rağmen en güzel zamanlar bunlar. Orhan Veli'nin de söylediği gibi bizi de bu güzel havalar mahvedecek galiba. Olsun, mahvolmanın da tadını çıkaralım sayın yazar! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Nihce! Bu güzel havalarda aklıma ilk Orhan Veli geliyor benim de. Ama çok doğru demişsin, mahvolmanın da tadını çıkaralım. :) Benim çiçeklerim uzun zamandır solgundu, o yüzden bu bahar havası hem çiçeklerime, hem de bana çok iyi geldi. Ama en çok da zihnimi berraklaştırıp gözlerimi ileriye çevirmeme ve kollarımı havaya kaldırmama neden oldu. Belki de iyi hissetmek için daha çok bahane aramama gerek kalmadığını anladım. Umarım güzel bir güzel hafta sonu geçiriyorsundur. Sonra görüşmek üzere! :)

      Sil

Yorum Gönder