GEÇ(MEY)EN HAFTA SONU

Geçirdiğim en ölü hafta sonuydu. Üstüme üstüme geliyordu her şey. Sabah erken kalkmak önce umut, sonra pişmanlık verdi. Enerjim çekiliyor bu okulda nedense. "Şu iki yıl bitse de, kurtulsam" diye düşünmekten geri alamıyorum kendimi. Oysa ben istemiştim buraya gelmeyi. Her şey göründüğü kadar iyi olmuyormuş demek...

Sadece mekânın kendisi değil, insanlarını da sevmedim. Öğrencilerini de, hocalarını da, çalışanlarını da. Dünya görüşüyle mi ilgili tüm bunlar? Belki de sosyo-ekonomik durum? Cık. Ahlak bana kalırsa. Bizi, birbirimizden bu kadar ayıran farklı ahlak anlayışlarına sahip olmamız. Burada fena olmayan bir eğitim veriliyor belki ama karşılığında da söke söke insanlığınızı alıyorlar. Bu okula dair mutsuzluklarım o kadar çok ki... Tek motivasyonum seneye evimde kalacak olmam. Kendi hayatımı yaşama umuduna tutunuyorum.

Demek ki, benim aradığım şey akademide değil. Bunu anladım geçtiğimiz hafta sonunda. Kampüsten hiç çıkmadığım, verimli bir şekilde ders de çalışamadığım, kendimi ofise kapattığım ziyan olmuş hafta sonuna yanıyorum şu an. Olmuş, bitmişe yani. Daha ne kadar acınası olabilirim ki?

Bunların hepsinin sonucunda karşıma çıkan yine "peki ben ne yapacağım" sorusu oluyor. Yaptığım şeyden memnun değilsem; şartlara mı bağlamalıyım bu memnuniyetsizliği, yoksa mevcut olduğum alanı mı değiştirmeliyim? Çünkü burada mevcudiyetimin bir önemi olduğunu hissetmiyorum. Önemli bir şeyler yapıyor gibi hissetmiyorum. En önemlisi ben kendim için böyle hissederken, diğerlerinden daha fazlasını bekleyemiyorum.

Boğazıma yine kocaman bir yumruk oturdu. Kendim için ağlıyorum, uzun zamandan sonra. Şu anda beni heyecanlandıran şeylerin hepsi bu okulun dışında olan ve olacak olanlar. 37. İstanbul Film Festivali, bahar tatili, kısa bir Yalova kampı... Geçen gün bahsettiğim arkadaşıma mail attım. Çok güzel bir cevapla geri dönüş yapmış bana. Onunla görüşecek olmak beni heyecanlandırıyor. İşte bunları dört gözle bekliyorum. Ve tüm bunlar bana içten içe iyi bildiğim ama göz ardı ettiğim bir şeyi hatırlatıyor. Burası bana göre değil. Olmak istediğim bir yer değil.


Yorumlar

  1. İnsan kapalı kutu. Kutunun bir ambalajı var. Biz önce ambalajı görüyoruz. Bazen aldandık diyoruz, ambalajı bambaşkaymış meğerse. Açacağız kutuyu mecburen çünkü insanız. yaşadıkça kutular açılacak... Açacağın kutuların güzellikler getirmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım o kutuyu açma merakına yenik düşüyoruz bazen... Güzel dilekleriniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  2. Bulunduğum yerden ben de çok mutsuzum ve ne yapacağımı bilmiyorum. Anlıyorum o hissi. Yakın zamanda kurtuluruz umarım bu histen. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman umalım da yakın zamanda bulunduğumuz yerlerden de kurtuluruz. Ben sorunun ancak bu şekilde -kökünden- çözülebileceğine inanıyorum. Yanlış mı sence?

      Sil
  3. Son zamanlarda yine bloguna gelip yeni yazı var mı diye kontrol ediyorum :') Yazılarını okurken seninle konuşuyormuşum gibi geliyor.
    Bilmiyorum bunu söylemek ne kadar garip olacak ama ''neden Roromiya'' yazısını okudum az önce ,sonunda bu yorumu yazmaya karar verdim; ne zaman konuşabiliriz diye.
    Eğer senin için de sorun olmazsa emailini yazabilir misin ?
    -ehem bu yorumu nasıl tamamlayacağımı bilemedim o yüzden iyi günler diyorum, umarım en yakın zamanda cevaplarsın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Ziel. :) Bu yorumun günümü aydınlattı, içime sevdiğim heyecanları doldurdu yeniden. Tabi ki de email adresimi veririm. Aslında bunu bloğun bir tarafına koymak da istiyorum ama bu konularda pek becerikli değilim... Üzerine biraz çalışmam lazım. Bana da bunu hatırlattığın için çok sağol. :)

      Mail adresim ririninrorosu@gmail.com. Görüşmek üzere, hoşça kal! :)

      Sil

Yorum Gönder