ERTELEDİĞİM SORULAR

Türk kahvesi içmeyeli bir haftadan fazla olmuş.

Güzel bir şarkı keşfetmeyeli birkaç ay olmuş.

Sevdiğim bir yazarı okumayalı iki hafta, bloğa yazmayalı neredeyse bir ay olmuş.

Yaşadığımı unutmuşum gibi, yaşıyorum sanki. Ancak sevdiğim ve bana iyi gelen şeyleri yaptığımda hatırlayabiliyorum yaşadığımı. Şu anda bunun tam sırası. Yaşadığımı hissetmek ve bunu hissetmek için bir şeyler yapma vakti.

İnsanlar yine bir garip şu aralar. Hiç düşünmediğim soruları bana sorduran insanlarla, duymaktan hiç hoşlanmadığım şeyleri söyleyen insanlar arasında kaldığımı hissediyorum. Bir hesap defteri uzatıp doldurmamı isteyenlere "Fatura kesmesem olmaz mı?" diye soruyorum sanki. Fakat en son yapmak isteyeceğim şey, sevdiğimden emin olmadıklarıma hesap vermek. Çünkü hesap defteri uzatmış olmaları, beni ilişkimizin temelini değerlendirmeye itiyor. Sevgi üzerine kurulmuş olması gereken temeli sorgulatıyor...

Hayatı çok hızlı yaşıyorum şu aralar. Annem böyle der babam ve kız kardeşim için. Tezcanlı olduklarını düşünerek bunu söyler. Her şeyi hemen yapmak isterler. Ben de biraz onlara benzedim. Tatil bitti biteli, okula çok hızlı başladım. Derslere adapte olacağım diye sunumlara hemen adımı yazdırdım, response paper'ları yazmak için okumaları dert edindim, görüşmeyeli çok oldu diye her boş güne bir buluşma koydum ve hiçbir şey geçe kalmasın diye her işimi öne aldım. Haliyle yoruldum. Üçüncü haftaya pert bir şekilde girmemek için durup düşünmek istiyorum şimdi. Soluklanmak ve plan yapmak. Plan yapmak neden kendimi iyi hissettiriyor acaba..?

Bir de dünyayı başıma yıkmayan ama yine de çok üzüldüğüm olaylar geldi başıma. Sevdiklerime de dert oldum. En çok da ona üzüldüm zaten. O yüzden biraz inzivaya çekilmek istiyorum şu aralar. Yazı yazmak, okumak, yalnız gezmek, müzik dinlemek ama hepsini tek başıma yapmak istiyorum. Sakin bir yaşam sürmek... Yorulmadan, koşmadan, nefes nefese kalmadan yapmak istiyorum. Bilincimi kaybetmeden, sakince... Ve bunu yaparken kimsenin bana hesap defteri uzatmadığını, "hayırsız" demediğini ve olgunlukla karşıladığını hayal etmek istiyorum. Hayaller de gerçek olur bazen, değil mi?

Özlediğim insanlarım var. Başımı dizlerine koymak isteyecek kadar çok özlediğim insanlar. Bir telefon uzağımdalar aslında. Ama... Bilmiyorum. Nasıl yapacağımı, ne diyeceğimi bilmiyorum. Samimiyetsiz görünmekten korkuyorum. Aradan aylar geçmiş ama sevgim dipdiri. Fakat bunu telefonun bir ucundan hissettirebilir miyim? Bu soru hep kafamı kurcalıyor, telefona uzanmamı geciktiriyor. Durumu iyice zorlaştıran sorular bunlar. Ve benim de sormaktan, düşünmekten, kafamı kurcalamaktan kendimi alıkoyamadığım sorular. Oysa özlemişim işte. Ne duruyorum ki? Çok mu zor özlediğimi onlara da itiraf etmek?

Kabullendiğim zayıflıklarım ve kabullenemediğim zayıflıklarım var galiba. Kabullendiklerimi herkesin gözüne sokarken, kabullenemediklerimi kendimden bile gizliyorum. Bunun nedenini öğrenmek gibi bir amacım yok şimdilik. Sadece sınırını merak ediyorum. Kabullendiklerim nerede başlıyor, kabullenemediklerim nereye kadar uzanıyor. Muhtemelen bunu öğrendiğim zaman ilk sorunun da cevabını almış olacağım. Ama o cevabı şu anda duymak istemiyorum.

O zaman cesaretimi toplayıp en yakınımdan başlayayım. Seni çok özlemişim blog. Hem yazmayı, hem okumayı özlemişim. Yokluğunu çok fark ettim, varlığını daha derinde hissediyorum. İyi ki varsın.


Yorumlar

  1. kendi kendinle konuşup dertleşmek işe yarıyor çoğu zaman.bence apılması da gerekli arada bir; yoksa gidilen yolun çıkmaz sokak olduğu görülmüyor. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Bir de gidilen yolun çıkmaz sokak olarak sanıldığı ama aslında başka çıkış yollarının olduğunu da görmek için de iyi oluyor bu dertleşmek. :)

      Sil
  2. Seni burada daha sık görmek ve okumak bana çok iyi geliyor canım. Kanımın kaynadığı bloglardansın demiştim ya sana gerçekten de öyle. Bu nedenle yalnız kalma bizle kal 😄

    Sorularına cevap bulmak gerçekten zor. Ama yaşıyorsan hem birileri hemde kendi kendine sorular soracaksın. İnandığın yada inanmak istedigin cevapları vereceksin. Ondan soru sormayan insanı arama derim. :)

    Ve özlediğin kişiyi ara. O sana hayırsız da dese ara. Özlemek hiç güzel bir sey degil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel şeyler söylüyorsun Özlem Abla. :) Özlemek hem hiç güzel bir şey değil, hem de güzel bir şey. Anıları, yaşanmışlıkları, geride kalan hatıraları akla getiriyor. Fakat acısını çekmek bu güzellikler arasında değil sanırım.

      Benim de kanımın kaynadığı insanların başında geliyorsun sen de. Ne garip, sadece yazdıklarımızdan tanıyoruz birbirimizi. Ama tanışma imkanımız olsa kırk yıllık arkadaş gibi oturup konuşacağız sanki. Samimiyetten kaynaklanıyor hep bunlar. Hiç kaybolmasın bu samimiyet. :)

      Sil
    2. İnsanoğlu samimi olsaydı tek bir millet olurduk. Irkçılık diye bir şy olmazdı :)

      O günlerde gelir insallah canım. 😘

      Sil
    3. Ay inşallah. Dört gözle, sabırsızlıkla bekliyorum. :) 😘

      Sil

Yorum Gönder