NESLİ TÜKENEN SEVME CİNSİYETİ

Bir müzik dinlersin. Bir noktaya temas o eder o müzik. O temas bir çığlık haline gelir. İçinden çıkmak için feryat eder. O feryat dışarıdan bir hıçkırık gibi duyulur. Bir anlık gibi değil, kalıcı gibi hiç değil; içi gıcık edercesine duyulur. Ne unutulabilir, ne de çözümü bulunabilir.

Bir hıçkırığım var. Geçmiyor bir türlü. Şimdilik adı yalnızlık olsun. Ama öyle bir başına kalınan değil, sessizlik gibi de değil. Daha çok soğuk rüzgarlarını iliklerimde hissettiğim, ürperdiğim, etrafımı saran bir hıçkırık bu. Onunla yatıp onunla kalkıyorum. Nefesimi tutsam geçer mi dersin? Şöyle sonsuza dek tutsam nefesimi... Nefessiz kalıncaya dek. Belki o zaman...

Bu hıçkırığın adı yalnızlık ama kaynağı yalnızlık değil. Yo yo, gerçekten değil. Aksine, çok kalabalık buralar. İnsanlar var. Önümde arkamda, sağımda solumda, yukarıda aşağıda hep insanlar var. Tanıdıklar var, tanımadıklar var. Bana benzeyenler var, benzemeyenler var. Ama çok kalabalıklar. O kadar ki, hıçkırığımı duymuyorlar. Anlatmaya çalışıyorum. Hıçkırığım var benim, diyorum. Duymuyorlar. Yüzüme boş ifadeleriyle, öyle bakmak bir maharetmiş gibi bakıyorlar sadece. O hıçkırığı bir ben yaşıyorum. Kimse ne duyuyor, ne anlıyor, ne de inanıyor.

O hıçkırık duyulmuyor. Çünkü ağzımdan değil, kalbimde hıçkırıyor. Hık. Bir hıkla başlıyor kalbimin bu feryadı. Bir ben duyuyorum, o da kalabalıklar azaldıkça. Bir ben duyuyorum, o da insanlar dindikçe. Bir ben duyuyorum, o da yalnız olduğumu hissettikçe. Yalnızlık inledikçe yüreğimde. Geceleri daha çok. Aydınlıkta pek yok.

Sevme cinsiyetim tükenmiş bu dünyada. İnanmıyorum sevmelerin sonsuzluğuna artık. Sonsuzluğun var olduğuna inanmadığım gibi... Peki ne ara tükettim sevmelerimi? Sevdiklerimin nesli nasıl  tükenmiş? Kimse sevmemiş mi onları? Kimse, benden başka kimse, değerli bulmamış mı onları? Neden bir ben değerli buluyorum onları?

"Sevme cinsiyetimizi biz seçmiyoruz ki!" demişti bir dostum. O gerçek bir dosttu. Söyledikleri de kendisi kadar gerçekti. Doğru, biz seçmiyoruz. Ama onlar da bizi seçmiyor ki. Sonra nesilleri tükeniyor ve çoğalamıyorlar. Suçlusu kim? Nesli tükenenler mi? Yok canım, daha neler(!)

Hep birileri yüzünden olmuştur denilir. Hayır. Bazen olmaz. Bazen insan kendi kendinin kurdu olur. Bazen nesli tükenenler kendileri yüzünden tükenir. Bazen kalpten gelen hıçkırıkların kalabalıklarla bir ilgisi yoktur. O hıçkırıklar, kalbin sahibine aittir.

Bu hıçkırık ne zaman son bulur? Nesli tükenen cinsiyeti sevmişsem, belki de bu hıçkırık hiçbir zaman son bulmaz.

Yorumlar

  1. Kalabalıklar içindeki yalnızlık.
    Ama hakiki.
    Anlıyorum. Ama ben hâlâ günün birinde mutlu olacağına eminim, Roro.
    Yüreğine sağlık!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama sen beni mutsuz yaptın N., oysa bu geride kalmış bir hıçkırıktı sadece. Tamam belki dünyanın en mutlu insanı değilim. Fakat derdimin aşk ve sevgiden öte bir şey olduğunu sen anlayabilirsin. Anlıyorsun, değil mi? Kalabalıklar içindeki o histen, bir ortaklığımızın olduğuna inanıyorum.

      Sen anlıyorsun. Mutlu olmak günün birinde olan bir şey değil. Hayata bölünen, çoğunluğunda da hissedilen bir şey. Asıl senin yüreğine sağlık!

      Sil
    2. Elbette anlıyorum, Roro. Anladığım için hiçbir tavsiye verme cüretinde bulunmadım. Çünkü biliyorum.

      Mutluluksa, dediğin gibi doğrudur. Çok güzel dedin ama bu tanım biraz da umutsuzluktu bence. Gerçek olmasa bile, "bir gün" demek, parçalamamak ve bunun peşinden koşmak... Sanki daha iyi hissettiriyor.

      İşte bu da, yani bu derdimiz de; bildiğimiz, bilmedikleri veya unuttuğumuz şeylerden öte bir maraton.

      Sil
  2. Doğru diyorsun. Umutsuzluğu da bu derdimizi de kendi ellerimizle yapıyoruz. Sanırım bazen nasıl görme cüretinde bulunmamalıyız. Dediğin gibi, daha iyi hissettiren şeylere odaklanmalıyız.

    Bu maraton daha ne kadar sürer, bilinmez. Fakat bu maratonda yalnız olmamak da iyi hissettiren şeylerden biri. :) Çok teşekkür ederim. Gerçekten. Cidden.

    YanıtlaSil
  3. Bizi anlayanlar yüzünden bu hale geldik zaten. Ben eski hallerime bakiyorum da ne çok inanmisim herkese. Asigim diyene de yanindayim diyenede. Ama su an gercekten asik olan ve yanimda olanlayim adi degisti sadece bedenin. :)

    Sende bunu bir gün diyeceksin bak özlem abla demisti dersin 😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha :D Ama N. başkadır şimdi, onun anladığına gerçekten inanıyorum. Sorun şu ki, ben de kimseye inanmıyorum Özlem Abla. Ondan böyle kendi kendime keşmekeş dolanıp sonra da unutuyorum. Arada bir hortluyor bu hıçkırıklar ama çok nadir. Bak, şu bloğa geldin geleli ne zamandır beni böyle görüyorsun ki? :)

      Ama az kaldı. Hıçkırığım geçiyor, hissediyorum. Varlığı eskisi kadar sinir etmiyor. Yokluğuna da alışmak zor olmayacak. (Kamyon arkası gibi oldu :D)

      Ayrıca, bunu demeni istiyorum Özlem Abla. :D Günün birinde bir şey olursa, ilk sana söyleyeceğim. Bana "ben demiştim" yapmanı istiyorum. :)

      Sil
    2. Yaa ama bu benim en sevdiğim şeyy. Ben demiştim demeye bayılıyorum lütfen bana bunu dedirttt 😀

      Ama bir sey diyim mi hayatina kim girerse girsin inaniyor gibi yap ama %100 inanma hep bir tarafında acabalar kalsın ki seni kırabilme ihtimaline karsi uyanik ol 😀

      Hayat bu yasadigin sürece felsefe yapacaksın ki uzun cümlelerin bir mekanı olsun canım benim 😘

      Sil
    3. Strateji benim lügatımda yok malesef. :) Ne yaşıyorsam, ne hissediyorsam onu yansıtıyorum karşımdakine. Bu ne tür bir ilişki olursa olsun; ister aile, ister arkadaşlık, ister romantik bir ilişki. Yüzüm kalbim gibi zaten, her şeyi söylüyor. İnanmazsam bunu o kişide anlar. İnanırsam da artık pişman olmayı beklerim.

      Yine çok afilli konuşuyorsun Özlem Abla. :) Sana ben demiştim, lafını söyleteceğim. Sözüm olsun. :*

      Sil
  4. Mutluluk... Bu üç hece sekiz harf değil mi peşinden koşulan? Aşktan daha çok koşuyoruz aslında peşinde. Peki ya o içeride gizliyse ve sadece onu bulmamız gerekiyorsa? Ya bunun için o kaabalıklarda yalnız kalıyorsak? İçe dönmek için fırsat, kendinle zorla başbaşa bırakılmak değil mi bu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalabalıklarda yalnız kalmanın mutluluk getirdiğine inanan bir kişi daha! Nihayet! Teşekkür ederim.

      Yalnız kalmayı seçmeyi seviyorum. Fakat bu zorunluluk olduğunda da şikayet etmiyorum. Galiba bu benim kaderim aslında. O yüzden kopamıyorum yalnızlıktan.

      Sil

Yorum Gönder