UYGARLIĞIN HUZURSUZLUĞU

Freud'un Türkçeye Uygarlığın Huzursuzluğu (ve türevleri) adıyla çevrilen bir kitabı var. Beni anlatmayan bir kitap olduğu kesin. Fakat ismini görüp üzerine biraz zaman harcayınca işaret parmağımla "işte o benim!" dedim. İşte o benim! Uygarlığın Huzursuzluğu'yum.

Çünkü ben hep gelişerek huzursuzluğa erenlerdenim. Öğrenerek, kendine bir şeyler kattığına inanarak ömründen ömür çalanlardanım. Böyle doğmak benim imtihanım mı acaba? Kim bilir. Eğer öyleyse artık kendi üzerimde deneysel çalışmayı bırakmalıyım. Analizler, tespitler, kritikler bir yere kadar. Hele de bitmez tükenmez bir yolculuk halini alıyorsa.

Fakat yukarıda bahsettiğim kitabın bir özelliği daha var benim için: Başkaldırma. Darlama. Hakkını arama. Maruz kaldığın sisteme karşı kendini maruz bırakma... Bunun gibi birtakım şeyler işte. Ama nasıl olduğunu anlatmadım. Anlatmalıyım. Anlatmak istiyorum. Anlatmam gerek.

Response paper dedikleri bir şey var. Dersin haftalık okumalarını derse gelmeden önce yazdığımız 2-3 sayfalık bir yazı. Okumaları değerlendirmekten çok tartışan ve sorgulayan bir yazı olması gerekiyor. Bugün, teori dersim için böyle bir yazı yazmam gerekiyordu. Dünden beri dersin okumasını yapmaya çalışıyordum. Artık gece 2.16'da gözlerime yenik düşerek yatağa gittim. Sabah yedi buçukta tekrar gece bıraktığım okumanın başına döndüm. Değişen bir şey olmuş muydu? Hayır. Yine beni bunaltan ve vakit harcadığımı hissettiğim bir işin başına oturmuştum. Yazıyı teslim etmeme son bir buçuk saat kala, boş bir word dosyası açtım. Ve başladım yazmaya, Freud...

"Freud her ne kadar kavramları uygarlık ve özne açısından tartışsa da anlaşılmaz bazı kaçmazlar var. Ama en çok benim için var. Çünkü benim ne buna dair bir eğitimim, ne de bir ilgim var. Bilmediğim, anlamadığım konularda saatlerimi harcayıp çaba gösteriyor olsam da bunun karşılığını ne derste ne de ödevlerde alamıyorum. Çünkü bu konuları anlamıyorum." gibisinden bir şeyler yazdım.

Bu dersin bana okulu bırakmayı düşündürdüğünü, teori gibi önemli bir dersin ufkumu açmak yerine beni strese soktuğunu ve okumaların çok zor olduğunu son derece günlük bir dilde yazdım. Sonra yazıyı yüklememiz gereken yere yükleyip teslim et butonuna tıkladım.

Bir canlığının varlığı diye savunmaya ve korumaya çalıştığımız hayvan haklarına ben de dahil olmak istiyorum. Hayvan hakları savunucusu olarak değil ama, hayvan olarak. Ben de mağdur, masum, strese maruz bırakılan ve zihinsel işkence gördüğüme inanıyorum. O hâlde bunun sorumluluğunu da siz üstlenin. Size diyorum hocam, okulum, eğitim sistemim. Size!

Ohh. İşte böyleydi. Uygarlığın Huzursuzluğu bunun adı. Uygarlık, eğitim, sistem, birey... Makrodan mikroya giden bir huzursuzluk silsilesi. Umarım hoca beni anlar ve dersten bırakmaz. Yoksa tüm söylediklerim, çabam, yaşadıklarım boşa gidecek. Maruz bıraktıkları yerden maruz bırakılmaya devam edecek. Ve fakat sisteme dahil olanlar bundan bihaber olacak. Maruz kalmak hiç değişmeyecek.

Yorumlar

  1. O hocanız sizi dersten bırakırsa büyük bir hata yapmış olur, efendim. Çünkü bu yüksek lisans tarihine geçecek bir ödev yazısı olmuş. O kadar çok beğendim ki, gelip gidip tekrar tekrar okumayı planlıyorum o bölümü.

    İşte bundan bahsediyordum. Karşı çıkış... Siz yüzlerce siyah beyaz makalenin arasındaki renkli derginin sahibisiniz. Ellerinize ve yüreğinize sağlık!

    Farklı olmak size çok yakışıyor, bundan hiç vazgeçmeyin lütfen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Ne kadar renkli olduğu ya da amacına gerçekten ulaşıp ulaşmadığı tartışılır belki, ancak sizin iletmek/göstermek istediğinizi deneyerek gördüğüme inanıyorum. İnanın, çok huzur verici ve içimi rahatlatan bir histi. Ayrıca çok da kısa sürmedi.

      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim! Saklamadığımız sürece hep farklıyız aslında, değil mi? :)

      Sil
  2. Bu ödeve bayıldım. Benden tam puan Roro-san. Saatlerdir tamamlamaya çalıştığım notlarım içinde kaybolmuştum. Ruhum daralmıştı artık. Elini telefona uzattı ve buraya girdi. İyi ki girmiş. Bu yazı bana iyi geldi. Garip bir güç verdi. Gözlerim sızlıyor, elim acıyor ama içimde bir şeyler kıpırdanıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorulmuş duyguları da bir kenara koymanın vakti geldi artık. Sadece bedenimiz değil, ruhumuz ve zihnimiz de çok yoruluyor, hatta en çok onlar yoruluyor. Tam da bu yüzden bu ödevi bu şekilde yazmak yorgunluğumu aldı biraz. Sana da güç vermesine çok sevindim! Çünkü bana da güç verdi, saçma ve beklenmedik bir şekilde. Ama bu güce bayıldım! :)

      Sil

Yorum Gönder