TEMEL MATEMATİĞİ HATIRLAMAK

Ezberlemek, öğrenmek ve hatırlamak kadar unutmak da bir hayat pratiğidir. Hayatı öğrenme ve yaşamaya katkı sağlayan bir pratik. Katkı olup olmadığı sorgulanır elbette, ancak hatırlamak ne kadar kolaylaştırıyorsa bazı şeyleri, unutmak da kolaylaştırır. Yaşanan acıları, ölümleri, kayıpları ve felaketlerin etkilerini unutabilmek... Sadece bunlar da değil. Geçmişte yaşanmış bir mutluluk anı, bugünün acısına acı katabilirken, onu bugün içinde unutmak da yardımcı olur bugüne devam etmeye. Geçmişte tıkılı kalmamak, her zaman kıyaslama yapmamak ve yeni şeyler öğrenmek adına unutmak. Unutmak da önemlidir kısacası.

Benim de en kolay öğrendiğim hayat pratiklerinden biridir ayrıca. Öyle ki, yapmayacağım dediğim her şeyi unuttum zamanla. Yapacağım dediğim şeyleri daha çabuk unuttum. Özlemeyi unuttum, sevmeyi unuttum, aramayı, aranmayı, ısrarla öfkelenmeyi, kızmayı, gıcık olmayı unuttum. Daha da unutacağım elbet. Çünkü benim hayatla mücadele etme formülüm artık vurdumduymazlık olmaktan çıktı, unutmak oldu.

Hatırlamak da acı veriyor oldu. Öğrendiklerimin neler olduğunu hatırlayınca üzülmeye başlıyorum artık. Çünkü ne çok şeyi unuttuğumu fark ediyorum. Geçen haftalarda girdiğim ALES sınavında dört işlem yapmayı unuttuğumu fark ettim mesela. Oysa ben YGS'de ne netler çıkartırdım. Temel matematiği bile unutuyorsam, neleri unutmam ki bu hayatta.


Tek bir keşkem var buna dair. Keşke, nasıl hatırladığımı unutmasaydım. Hani, bazen lazım oluyor, ondan diyorum. Mesela matematikten birkaç soruya daha hızlı yanıt verseydim bu sefer istediğim puanı almış olurdum belki de. YGS'de problem sorularını nasıl çözdüğümü hatırlayabilseydim o an, bir daha sınava girmek için ne zaman, ne emek, ne de para harcayacaktım şu an. Dediğim gibi, hatırlamak istemediğim şeyler de var. Nasıl hatırladığımı öğrenmek gibi.


Yorumlar

  1. Matematik gibi görünse de, anlattıklarının içindeki hayatı yakaladım. "Keşke nasıl hatırladığımı unutmasaydım"... Ne güzel, ne derin bir cümle.

    Vurdumduymazlığın bir üst seviyesi olan unutmak tanımına kesinlikle katılıyorum.

    Unutmak ve hatırlamak gereken o kadar çok şey var ki tutunmak için... Nasıl öğreneceğiz, bilmiyorum.

    Kalemine sağlık, Roro!..

    Not: Matematikten nefret ediyorum, hâlâ. Hayatın matematiği de çok gerçekçi, katlanılamayacak kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatın matematiği keşke matematik kadar mantıksız olsaydı sadece. Üzgünüm, aklım hala yetmiyor ona.

      Yaşarken öğreniyoruz işte. Sanırım hayatın matematiğinin ana formülü bu. Öğreten yok, deneysel çalışıyoruz. Deneysel yaşıyoruz.

      Yorumuna sağlık N.! Çok, çok teşekkür ederim! Sadece yorumun için değil, yalnız olmadığımı paylaştığın için de. :)

      Sil
  2. Vurdumduymazlık ve umarsamazlık da bir nevi unutmaktır ve sorumluluktan kaçmaktır. İnsan temel matematiği bile unutuyor zamanla. Hangimiz dört işlemi hatasız ve yanlışsız yapabiliyoruz mesela. Yapana aşkolsun!. Bazen hatırlamak istelediğin şeyler de vardır hayatında. Ne yazık ki inadına hatırlarsın canını acıtanlara ve affetmezsin canını yakanları lanet olası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben, kendim haricinde herkesi affediyorum sanırım. En azından şu ana kadar öyle oldu. Kişiden değil, eylemden nefret etmek lazım. Böyle düşündükçe affetmek kolaylaşıyor.

      Sil
  3. Keşke sadece istediğimiz, seçtiğimiz şeyleri unutabilsek. Ama tabiat kimi zaman seçim hakkı sunmuyor bizlere. Unutmak istediğimiz şeyleri inadına hatırlıyor, hatırlamak istediklerimizin de silinip gittiğini fark ediyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu zaman hatta. Çoğu zaman ne unutma, ne de hatırlama seçimini sunmuyor bize. Dolayısıyla haktan da bahsedemeyiz aslında. Sanırım yaşayıp gitmek deyimi böyle bir şey. Hiçbir şeyi sorgulamadan her şeyi akışına bırakmak.

      Sil
  4. Unutmak ne güzel şey bazen ve benim gibi matematik özürlüler hayatın matematiğini çözmeye çalışıyor. Yazık değil mi bize? Çok yoruluyorum bazen. Ben de kendimi unuttum bir süre.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder