SAĞLIKLI JÖLELER

Aslında bu yazının başlığı kremalı cupcakeler de olabilirdi. Ama değil. Çünkü aralarında çok hayati bir fark var.

Okulda herkesin bu kadar bakımlı, bu kadar özgüvenli ve son derece dışa dönük olması bana Stepford Kadınları filmini hatırlatıyor. O filmi izlerken bu kadar önemli şeyler anlattığını anlamamıştım doğrusu. Fakat şu anda anlıyorum. Daha doğrusu yaşıyorum. Okuldaki herkes son derece mükemmele yakın ve bu "normal" olmadığı için beni azıcık rahatsız ediyor. Yine de filmdeki gibi Nicole Kidman olmadım daha. Olmamak için sınırları da zorlamak istemiyorum doğrusu. Ama şu aralar Bette Midler'ımı da aramıyor değilim. Onu bulduğumda -ki bu potansiyele sahip birkaç isim var aklımda- okuldaki anormal tipler olarak Sağlıksız Jöleler kulübümü kuracağım. 

Daha çiçeği burnunda bir mezun olarak geleceğime dair pek fazla öngörüm olmamasına rağmen, etrafımdaki (tanımadığım) insanların cumhurbaşkanı ya da CEO koltuklarında oturuyor olduklarını rahatlıkla hayal edebiliyorum. İnanın, hiçbir cumhurbaşkanı veya CEO bu kadar özgüven sahibi ve mükemmele yakın olmamıştı. Dolayısıyla gerçekle örtüştüremiyor ve hayaller vs hayatlar ikileminden bir türlü çıkamıyorum. Tabii ki ben hayatları oynarken onlar en güzel hayallerimde bile göremeyeceğim hayaller olarak gerçeklikte var olmuşlar. Bu son derece her açıdan (zihnen, fiziken ve diğer her şekilde) sağlıklı insanların bana "anormal" gelmesi onları sağlıklı jölelere dönüşüyor zihnimde. Yani kimyasal ama sağlıklı olduğunu iddia eden bir ürün. İnsan yapımı ama sağlıklı? Nasıl oluyorsa artık...

Bu sağlıklı jöleler benim yaş grubuma yakın olsa da, benden küçük ama statü olarak benden epey yüksekteler. Bu yüzden onları saygıyla selamlarken, benim gibi veya benden düşük bir statüye sahip olan tüm insanların gözlerinden öpüyorum. Ne mutlu ki biz "normal" veya "anormal" olup olmadığımızı düşünemeyecek derecede hayata tutunmaya çalışıyoruz. Ne mutlu bunları takmayacak kadar dertlerimiz var ve bunları düşünmeyecek kadar Maslow'un piramidindeki ikinci basamağa çıkmamakta direniyoruz.

Jöle dediğin sağlıklı olmaz, olamaz. Ya jöle olmayı seçeceksin ya da ne olduğuna karar vermeyeceksin. Ama sağlıklı jöle olmayı seçemezsin. O ancak doğum lekesi olabilir.




Yorumlar

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Bu yazıyı okuduktan sonra anladım ki çürümüş irmik helvası olmayı, sağlıklı jöle olmaya yeğlerim... Teşekkür ederim. Gerçi çürümüş irmik helvası da sağlıklı jöleden daha gerçekçi değil galiba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence daha gerçekçi. Nasıl çürüyor bilmiyorum ama tadı bozulabilir ve bu da mide rahatsızlığı ile birleşince son derece gerçekçi olur. Hiç sorgulamam hatta.

      Sil
  3. Haha 😁 kokmuş jelatin olmaktan iyidir bence 😁

    Ay alemsin valla Rorocum yazilarin tabikide harika. Ama bende süslüymdür. Özellikle disarda. Ama özgüveni tavan biri degilim. Yada burnum yukarda degil. Bazen disardan da öyle görünebilir yani kisacasi 😁 öf uzattim ay benide alin araniza. Çete basi olayim 😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de kendimi bakımsız biri olarak düşünmedim hiç. Ancak bakımın ya da süsün de ihtiyacım olduğu kadarını kullanırım. Pek abarttığım olmaz ama yine de burada kendimi son derece paspal ve bakımsız biri olarak görüyorum, diğerleri ile karşılaştırınca. Belki de bana öyle geliyor. Dediğiniz gibi, dışarıdan sadece böyle görünüyor da olabilir. En iyisi biz bu çeteyi kuralım da jöle nasıl olurmuş gösterelim herkese! :D

      Sil
  4. O ne güzel bir benzetme öyle! :D
    Efendim, bana da anormal gelir sağlıklı jöleler. Hiç hazzetmem hatta.
    Bir de şunu demeden geçemeyeceğim, fazla jöle toz kapar. :)
    Kaleminize sağlık, olduğunuz gibi kalın, samimiyete jöle sürmeyin! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahah, çok teşekkür ederim değerli N.G.! :) Jöleyle işimiz olmasın hiçbir zaman. Zaten ihtiyacımızın olduğunu da hiç sanmıyorum. :) Siz de hep böyle, samimiyetinizle var olun!

      Sil

Yorum Gönder