HİÇ SON BULUR MU?

Halihazırda başlığını attığım ama içini doldurmaya pek vakit bulamadım bir yazım var. Ama şu anda birikmişliklerin dökülmesi için iyi bir zaman. Hava soğumaya yakın ılık. Dersimin başlamasına iki saat kalmış. Buzdolabında kalan son yemek tanecikleri sayesinde karnımı da bir şekilde doyurmuş ve hangi dersimin okumasına başlamalıyım, diye sorarken kendimi burada buldum. Dediğim gibi, bu vakitte en iyi birikmişlikler dökülür.

Okul başladığından beri beş hafta oldu. Her haftanın da farklı telaşları oldu. Yuvarlanıp gidiyorum deyiminin tam olarak hakkını verdiğimi düşünüyorum şu anda. Hafta akıyor, gece gündüze koşarak kavuşuyor ve ben her gün, ama her gün, burada ne yapıyorum diye soruyorum kendime.

Evimi özlüyorum. Annemler terası bahçeye çevirmiş, sürekli bahçeden bahsediyorlar. Erkek kardeşim kursa, kız kardeşim de okula başlamış. Annem kurduğu turşuyu açıp misafirlerine ikram etmiş. Bir şekilde bensiz orada akan hayatı özlediğimi fark ettim. Orada olan şeyleri kaçırmak istemediğimi, bundan geri kalmamam gerektiğini düşündüm. Özgürlüğümü önceleyen ve ona çok düşkün ben, onların özgürlüklerine müdahale etmek istedim. Bensiz geçen zamanları olmasın, istedim.

Zaten benim en büyük derdim de bu oldu hep. Hep çok şey istedim. Bana göre küçük şeylerdi ama insanlar için insanlıklarıydı. E onlar bana insanlığını vermedi, ama ben hep çok şey ister gibi oldum. Oysa kendimi insansı onların ise ne olduğunu hiç bilemedim.



Başlasın diye içimi heyecan saran okulumu, şimdilerde bırakmak için sebepler sıralar buldum  kendimi. Çok yıpratıcı, yaşama ruhumu alıp götüren ve kendimi sıkça değersiz hissettiren bir yer burası. Onlara suçu atıyorum ama belki de kendi beceriksizliğimden bu yakarışlarım. Hazırlandığım sunumlar, saatlerimi harcadığım okumalar, iki cümle yazabilmek için günlerce kıvranan zihnim artık bu yoğunluğa alışacak mı nihayet? Yoksa kendini koyverecek mi? Bunu çok merak ediyorum. Her an her şey olabilir.

Taviz vermemek üzerine aldığım kararı canla başla korumaya devam ediyorum. Mesela üç saatlik uyuduğum günün ertesi günü de uykumu alamadım, çünkü hem oyun seyretmek gibi bir keyiften hem de sunuma hazırlanmak gibi bir dertten kendimi kurtaramadım. Çabaladım, ama olmadı. Taviz vermemek adına şu anda canımı çıkartıp çıkartmadığımı sorguluyorum. Hangi birinden taviz versem seçimim yüzünden iyice dibe vuracakmışım gibi geliyor. Taviz vermemek de akıl ve beden sağlığıma pek iyi gelmiyor. Belki de çoktan yitirmişimdir.

Okul başladığından beri kilo verdim. Her başlangıç böyle bir etki yapıyor bende. Önce verirsin. Sonra eksik kaldığın yerlerden tamamlanmaya çalışırsın. Peki ne zaman tam olacağım? Tam olduğumda tam kalacak mıyım? Hep böyle şikayet edip yarımlığımdan mı yakınacağım? Hiç son bulur mu dertler?

Yorumlar

  1. Şikayet edin, efendim. Nedenleri arayın, ister siz haklı çıkın, ister başkası çıksın ama, huzursuzluğa neden olan şeylerin nedenlerini arayın. Zaten sonunda kimin haklı veya haksız olduğunun önemi kalmıyor. Sadece daha olgunlaşmış oluyorsunuz.

    Kararlarınız hakkındaki yazınızı okumuştum.
    Plan yapmak çok yoruyor öyle değil mi? Anlıyorum.

    Kararlarınızı, duygularınıza göre verin, olması gerekenlere göre değil. En iyi cevabı onlar verecektir. Mantık bir yerde tıkanıyor.

    Samimi, içinizi döktüğünüz, sorunlarınızı anlattığınız yazılarınızı okumak çok güzel. Hem anlıyor, hem de kendi sorunlarıyla yüzleşiyor insan. Kaleminize sağlık!..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olgunlaşmak bazen ne kadar doğru diye soruyorum kendime. Daha çok şeyin farkında olmak, hareket ederken daha çok bariyere çarpmak ve dolayısıyla daha da temkinli davranmayı beraberinde getiriyor. Fakat sonra aynaya bakıyorum. Ne kadar çocuk ve toy olduğumu görüyorum. Ama çok da yaşlanmış...

      Öyle. Çok yoruyor plan yapmaya çalışmak. Umut da veriyor ama stresi de ayrı fena. Fakat bunu anlayan birileriyle karşılaşmak güzel. Sadece benim böyle hissetmemem, kötü bir şekilde güzel.

      Bu sözünüz aydınlattı beni. Ne kadar çelişkili olduğumu anlattı. Ne kadar anlaşılmaz. Ama bunu öğrenmeye çalışacağım. Duygularımı yani.

      Ne kadar teşekkür etsem az. Bu yorumunuzu ilk okuduğumda değil, tam şu anda, üzerinden birkaç gün geçtikten sonra anlıyorum. Son birkaç günde yaşadıklarımın da etkisi olabilir, sizin ne kadar derin anlamlar barındırmanızla da ilgili olabilir. Her şekilde, çok teşekkür ederim. Yüreğinize sağlık! :)

      Sil
  2. Aynı günde iki önemli sınavımın olduğu ve benim amaçsızca sabahlamak zorunda kaldığım bir gece, bilmem kaç sayfalık notları aklıma almaya çalışırken aniden okulu bırakmaya karar verdim. Tamam dedim bitti, bu kadar. Geri kalan hiçbir şey de umurumda değil. Amaan banane, kim ne derse desin. Yıllarım okul okumakla geçti hiçbir şeyin tadını bile çıkaramadım falan diye de gaza getirdim kendimi. Sonra bir anda üniversite için verdiğim onca emek geldi aklıma. Oturdum bir liste yaptım; iyikilerim ve keşkelerim diye. Çok şaşırtıcı ama meğer iyikilerim ağır basıyormuş, meğer sınırlı sayıdaki keşkelerim arasında kendime bir düzen kurmuş ve durmadan şikayet ediyormuşum..
    Lafı uzattığımın farkındayım sevgili Roro ve bana sorarsan hiçbir zaman tam olamayacağız. Öyle hissetsek bile olamıyoruz en azından. Dertler de bitmeyecekse hani, e o zaman ne anlamı kalıyor yaşamamızın değil mi ama..

    Bu yazıdan sonra düşündüm. Zamanında okul bitsin diye kendimden geçiyordum, insanlara tahammülüm eksilerdeydi. Şimdi bakıyorum okul çoktan bitmiş hatta üzerine tur bile binmiş(!) Tahammül edemediğim insanları hayatımdan çıkarmışım ama yeni tahammül edemediklerim eklenmiş. Yaş ilerliyor dertleri sarmış dört yanımı. Ama olsun, iyikilerim halen ağır basıyor. İnanıyorum, senin de öyle olacak..

    dipnot: düşen çenem için af diliyorum.. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşen çenenize sağlık, şef! :)) Aynı dertleri farklı mekanlarda yaşıyormuşuz gibi hissettim. İyikilerim ve keşkelerim nasıldır, üzerine hiç düşünmedim. Fakat bunu deneyeceğim. Bir arkadaşım daha önermişti ama hiç yapmamıştım.

      Sanıyorum ki pişmanlığa fırsat vermemek için direniyorum şu anda da. Yoksa pes etmeyi iyi bilen biriyim. Hâlen de çok oklay bir şekilde pes ederim. Ama okul için hiç etmedim. Belki de direndiğim nadir konulardan birisi olarak bu böyle kalır.

      Son paragraf biraz acımasız geldi. Acımasız olmak için yazılmamış belli ki, sadece doğru, gerçek ve dürüst oluşu acımasız geldi. Son iki cümle hariç. Onlar bambaşka. :)

      Çok teşekkür ederim sevgili şef. Anlayan kadar anlaşılmak da zor. Yorumunla her ikisine de ulaştığımı hissettim. Umarım iyikilerin her zaman için geçerli olur ve bir ömür sürer. :)

      Sil
  3. Burada istediğin gibi yaz şikayetlerini, sızlanmalarını ama noktayı koyup "yayınla"butonuna bastıktan sonra hayata dön hemen. İnan bana insan beyni mutlu olmaya, keyif almaya o kadar meyilli ki bazen sana bir ilüzyon yaratıyor. Dinleme kendini. Hepimiz kendimizi hem meleği hem şeytanıyız. Herşey hep kötü olmayacağı gibi hep iyi de olmayacak.

    * Dertler yaşınla birlikte şekil değiştiriyor ama asla azalmıyor. Sadece sen onlarla baş edebilecek kadar sert ve güçlü oluyorsun zaman içinde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dertler de azalmıyorsa, hayat ne diye bu kadar zorluk çıkartıyor karşımıza? Bir şeyleri başardıkça daha zoruyla değil, daha azıyla karşılaşmak için savaş veriyoruz oysa. Ne diye bize gıcıklık ediyor, bir türlü anlamış değilim...

      Yayınlayınca daha bir elle tutulur hale geliyor. Yine de yayınlamak beni rahatlatıyor, kafamdan çıkartınca hayatımdan da çıkarmış gibi hissediyorum. Öyle olmuyor ama öyle bir etki yaratıyor. :) Yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Okulu bırakmak mı? Geçen sene her zaman aklımdaydı. Tutmasalar bırakıyordum. Peki sonra ne olacaktı? Hiç. Koca bir hiç. Evde oturarak elime ne geçecekti ki? Okul bitsin diye çok istiyorum, çok ama çok. Nefretimi bilirsin zaten. Ama bir şey kazanıyoruz oradan. Ne olduğu kişiye bağlı. Bir şeyler de kaybediyoruz. Aklımız, direncimiz, özgüvenimiz... Bunları önce kaybedip sonra daha güçlü olarak geri kazanıyoruz. Okul sallanan ip köprü gibidir. Adımlarına dikkat etmen gerekir. Korksan da bunalsan da ilerlemen gerekir. Deliklere basmadan sağlam basman gerekir. Ayağın kayarsa tutunacak sebep gerekir. Karşı tarafta güzellikler seni bekliyor Roro-san. Belki de tam olursun karşıya geçince kim bilir? Hayat bu, oyunu da derdi de bitmiyor. Bizim aksimize her yaşımıza hazırlıklı o.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Ayağın kayarsa tutunacak sebep gerekir." O kadar beğendim ki bu cümleyi. Tıpkı diğerleri gibi çok şey anlatıyor, ama sebebplere bağlandığımızı daha bir vurguluyor.

      Ben de aynı senin gibi düşünüp okula bağlanmaya çalışıyorum. Aslında okumakla ilgili bir derdim yok, sadece okutulduğumu hissediyorum burada ve bu beni dertlendiriyor, yoruyor, ruhumu emiyor. Ne olursa olsun, zorla yapılan her şeyin bu kadar sinir bozucu olduğunu düşününce, kendimi buradan atmakta görüyorum son çareyi. Umarım buna sıra gelmeden biter ve ben de bu defteri kapatırım artık. Sonra da başka dertlere, oyunlara sıra gelir muhakkak...

      Çok teşekkür ederim Fri. Desteğin, ortak dertlerin ve verdiğin tesellin için. :)

      Sil
  5. Elinden geleni yapıyorsun Roromiya. Elinden gelenin fazlasını da yapmaya çalışıyorsun hatta. Bence daha fazla tam olamazsın. (Yazıdan bir şey anlamışsam.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaşılır bir yazı olmadığı konusunda hemfikiriz demektir. :D Sanırım bu benceler yüzünden kendimizi hep yarım gördük ve senceler sayesinde de tam olabileceğimize inanmaya çalışıyoruz. Ahh, bunları boşverip ne zaman yaşamaya başlayacağız?

      Sil

Yorum Gönder