ÖZLEMEK NEYDİ?

Uzun süre bir şey yazmayınca ilk fırsatta defterleri karalayıp -ne olursa olsun- bir şeyler yazmak istiyorum. Söylemek istediğim çok şey biriktirdim ama cümleye nasıl giriş yapılır, kafamdakini nasıl aktarabilirim pek bilmiyorum. İnsanın yaşadığı hisleri dile getirebilmesi çok zor geliyor bana. Sanki yaşadığım ve bende uyandırdığı his haricinde her şeye dönüşebilir. Böylece ona ihanet edebilirim korkusunu hissediyorum. Bunun olmasını istemiyorum. Umarım ihanet etmem yaşadıklarıma.

Dün annemlerden ayrılırken ilk defa özlemekten korktum. Özleyebilmek, yalnızca bazı insanlara bahşedilmiş bir duygu diye düşünürdüm. Ben de bu duygudan mahrum olanlardandım yıllarca. Özlediğim şeyler kişiler değil, anlar ve hisler olurdu yalnızca. Fakat dün, arabaya binmeden önce erkek kardeşimle vedalaşırken, boğazımdaki yumruğun tadını aldım. Kilitlendim bir an. Sarılmaktan başka bir şey yapamadım. "Seni özleyeceğim." dedim kuru kuru. O da, ben de, dedi gözleri dolu dolu.

Arabaya binince yaşlar boşaldı. İçime akıtmaya çalıştığım ama gözümden taşan yaşlar. Ön koltukta oturan annem çantasından hışımla mendilini çıkarttı. Ağlamasını asla gizlemeyen ama bu sefer gözlerini saklarcasına mendiline gömdü yaşlarını. Sanki arabayla geldi bütün bu duygular. Arabaya binmeden önce tartıştığım kişi annem değildi artık. Ben, sabah tartışan kişi değildim artık. Ve o araba, artık birilerini getirmek için kullanılmıyordu sadece.

Yalnızca babam aynıydı. O sabahtan beri benden uzaktaydı. Kavga ettiğimiz zamanlardaki gibi bir uzaklıktı bu. Günaydınlaşmamız bile silik, gözlerimiz bile yabancıydı birbirine. O ,evde olduğu gibi, arabadayken de bana doğrudan bakmadan, gerektiğinden az sorular sorarak kendini aradan sıyırmaya çalıştı. Araba dönüş yoluna hazırlanırken Allah'a ısmarladık, dedi. Sanki akşama görüşecekmişiz gibi hiç oyalanmadan öptü ve şoför koltuğuna oturdu.

Beş yıldır pamuk ipliğine bağlı olan birlikteliğimizin sonuna geldik, diye düşündüm ister istemez. Artık benden yana vazgeçmişlerdi. Bu seferki evden ayrılık, sonuncuydu sanki. Bir daha ev yoktu. Bir daha ben yoktum. Ve bir daha aileye dahil olamayacaktım.

Annem öğlene doğru mesaj attı. Duygular yine alevlendi ve gözyaşları tekrardan taştı. Veda etmediğim kız kardeşim aklıma geldi. Biraz pişman oldum. Biraz da sevindim. Biz onunla hiç böyle şeyler yaşamayı beceremedik. Ne vedaları, ne sevinçleri. Hep yarım olmayı tercih ettik. İçimiz burulmasın, birbirimize dert olmayalım ve resmiyetimiz samimiyetimiz olsun diye.

Şu anda hayalini kurup gerçeğine inanamadığım bir yerdeyim. Türkiye'de, İstanbul'da, prestijli diye gösterilen ama tam burslu öğrenciler için bile yemek fiyatlarının cebi yakan bir üniversitedeyim. Ne öğrenciyim, ne de vasıflı bir çalışan. Hayalini kurduğu gelecek için ardında değerlerini bırakmayı yaşayarak öğrenen bir gencim. Saçları dökülmeye başlayan ve kendini küçük düşürmeyi ihmal etmeyen bir göçebeyim.

Annemin hüznü, babamın suskunluğu, erkek kardeşimin bakışları ve evimin uzaklığı özlemin adı artık. Kimse bana bu duygunun bu kadar acı verici olduğunu söylememişti. Kimse bana boğulurken ağlamanın bir adı olduğunu söylememişti.

Yorumlar

  1. Özleyebilmek de güzel aslında, özellikle kavuşmak zamanı geldiğinde ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle aslında. Ama yaşarken güzelliğinden çok acı verici olduğunu düşünüyor insan. Ben bunu ilk defa yaşıyorum. :)

      Sil
  2. Hayellerin peşinden giderken bir şeylerden fedakarlık yapmak gerekiyor . Maalesef hayat çok acımasız. Ama senin özlediğin ve seni özleyen birilerinin olması da güzel bir duygu. Ve elbet bir gün bitecek o okul. Sonrasında yine sevdiklerinle beraber olacaksın eskisi gibi. Şimdi daha çok motive et kendini ve daha çok çalış derslerine. Hayallerinin gerçek olması dileklerimle. Vesselam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir gün bitecek dediğiniz gibi. Ve en önemlisi de bunun benim seçimim olması ve hayallerin başrolü oynaması en büyük motivaszon kaynaklarım. Bunları hatırlattığınız için çok teşekkür ederim. :) Sanırım tek korkum geri döneceğim gün gerçekten gelecek mi? Yoksa yine başka bir rota mı çizeceğim? Bunu düşününce derin sulara dalıyorum galiba.

      Sil
    2. Bende hep bu okul ne zaman bitecek diye düşünüp duruyordum :) Ama inan bitiyor :) Merak etmemek lazım bazen. Kafaya çok takmamalı. Derin sulara dalma, ders çalış sadece gerisi gelecek emin ol. Ben teşekkür ederim..

      Sil
    3. Doğru diyorsunuz, derin sulara dalmadan gereğini yapıp ders çalışmak lazım. Üzerine uzun uzun düşününce gelecek planları, hayaller, gerçekler vs duvar gibi karşıma çıkıyor , işler karışıyor sonra. :) Bunları ne kadar bilsem de, sizinki gibi tecrübeler kılavuz oluyor aslında. O yüzden böyle yorumlar çok değerli, ne kadar teşekkür etsem az. :)

      Sil
    4. Rica ederim bir şey yapmadım ki :)
      Sadece 2 yıl önce mezun olmuş bir mezun olarak söyledim gerçekleri. Pek yakında sizde mezun olacaksınız dert etmeyin yeter ki.
      Ben teşekkür ederim...

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. Özlemeyi sevmiyorum ben. Herkesi de özlemem. "1. derece Ailem disinda". Cünkü geride kalan hiç kimsenin gerçekten özlenmeyi haketmediğini düşünüyorum...

    Kisaca aileni hep özle. Yanindaykende özle. Özlenmeye değer tek kisi onlar... Hayrlisiyla sezonu bitirip yanlarına gittiginde bu sefer digerlerinden bir farkları oldugunu hissettir olur mu ? Öpüyorum seni 💕😘

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galiba hiç yapmadığım ama bunun aslında ne kadar önemli olduğunu yeni fark ettiğim bir şey söylediniz. Onlara ne kadar önemli olduğunu hissettirmek... Bunu yapacağım. Yapmaya çalışacağım en azından. :) Huyum kurusun ki, böyle konularda da acayip beceriksizimdir doğrusu. :D Ama çok önemli şeyler aslında bunlar, benim unuttuğum fakat hatırlamam gereken şeyler. Ben de sizi çok öpüyorum. :)

      Sil
  5. ah aahh... ben evden her ayrılışımda ağladım 4 yıl boyunca... annemler yeter artık diyordu ama ben salya sümük... özlemek bence güzel bir duygu uzaktayken kıymeti daha çok biliniyor bazı şeylerin. Yine istanbul da hayat güzeldir bunu yakın zamanda sence anlayacaksın zaten şimdiden bol şanslar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben beş yıldır uzakta okumama rağmen ilk defa böyle bir şey yaşadık. Belki de o yüzden bana farklı bir his gibi geldi bu. Hem annem, hem babam bu sefer daha duygusaldı; ama en çok şaşırdığım da benim bu kadar duygusal davranmamdı. Sanırım kıymetlerini yeni anlıyorum, dediğiniz gibi bu da çok güzel ve özel bir duygu. Yeni yeni tattığım ve bu yüzden kendime kızdığım... Güzel temennileriniz için çok teşekkür ederim. Bu konularda yalnız hissetmediğimi bilmek nedense rahatlatıyor. :)

      Sil
  6. Hayallerinin peşinden gitmeyenler ileriki yaşlarda çok pişman olup bunu engelleyenleri suçlamaya başlıyorlar. Çok şükür o durumda değilim ama yaşım itibariyle çevremdeki arkadaşlarımdan çok iyi biliyorum bunu. Kısacası mümkünse hayallerinizi ertelemeyin. Aile her zaman ailedir. Bırakmazlar sizi merak etmeyin. Benim oğlum da uzaklarda okuyor, çok özlüyorum, bazı şeylerin değiştiğini biliyorum ama bu farklı bir gurur da veriyor. Bir şeyleri başardığımızın gururu. Özlemek sevgiden kaynaklı bir duygu. Seviyoruz ki özlüyoruz. Önemli olan herkesin sağlığı sıhhati yerinde olsun, kavuşuruz, özlem gideririz.
    Başarılar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem her telefonu kapatmadan önce "İyi bir öğrenci ol. Öyle olduğunu biliyorum ama sen yine de çalışmayı ihmal etme," diyor. Sanırım gurur kısmı onun en büyük metaneti. Sizin de dediğiniz gibi, bu gururu yaşatmak bir anlamda onları sevindiriyor ve dolayısıyla beni de öyle. En azından onları önemli hissettirip bana güven duymalarını sağlamak galiba içimi rahatlatıyor. Umarım siz de oğlunuzla sağ salim bir şekilde kavuşur ve bol bol özlem giderirsiniz. :) Yanınızda yapamadığımız ya da söyleyemediğimiz şeyler olsa bile, aslında hepimiz aynı özlemi yaşıyoruz. :) Çok teşekkür ederim, kendinize iyi bakın. :)

      Sil
  7. Roro'cum üzdün beni, ağlamasını durdurdukça boğazı şişer ağrır ya insanın öyle hissettim... Bence her şey güzel olacak, sevdiğini her zaman belli et, hayat buna değer.
    Geçen ay Kafa dergide aile hakkında bir yazı vardı. Mahir Ünsal Eriş yazmış. Çok sevdim.. Bak ne demiş ; "Aile, ömrümüzün yarısında kurtulmaya, geri kalan yarısında da geri dönmeye çalıştığımız bir bütünlüktür. Tanıdık kokular, bildik sesler ve benzeştiğiniz yüzlerle dolu bir bütünün parçası olmak, kimi zaman ele güne gururla göstermeyi sevdiğimiz bir doğum lekesi taşımak gibidir... "

    Sevgiyle kal,
    Ezgi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu çok ama çok değerli bir yorum. Mahir Bey'in yazdığı ve sizin bana bunu alıntılamanızla birlikte bunu paylaşıyor olmak da apayrı değerli kılıyor. Sanırım sevdiğimi belli edememe zayıf noktamı güçlendirmem ve hayatını bana bahşeden insanlara karşı daha müteşekkir olmam gerekiyor. Bunun için artık daha çok çaba sarfedeceğim. Bu olay, bana en çok bunu yapmam gerektiğini gösterdi.

      Çok teşekkür ederim Ezgi. Sen de sevgiyle, sevdiklerinle ve hep böyle kal. :)

      Sil
  8. Gözlerimden yaşlar dökülmüyor belki ama ağladığımı hissettim. Yazıyı hissettim. Her şey gözümde canlandı. O yumrunun belirsiz varlığını hissettim. O yumru ne zaman gelse her şey daha ağır geliyor. Nefes alamıyorum. Ve özlemek... Kavuşmaktan daha güzel gelmiştir hep bana. Özlem olmasaydı kavuşmanın ne değeri kalırdı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kavuşmaları hiç kavuşma gibi yaşayamadım galiba. Benim için kavuşmak yine kişilere değil de, eylemlere, eşyalara ya da mekana karşıydı. Şu anda özlemin içine insanlar girince daha da ağırlaştığını hissettim. Belki de bu ağırlık onu güzelleştiren şeydir. Sonuçta, özlüyorsak kavuşmaya sabırsızlandığımız için herhalde. Kavuşmak istediğimiz için... Tıpkı senin söylediğin gibi, ne değeri kalırdı ki yoksa?

      Yazıyı hissettirebildiysem ne mutlu bana. Yazmadan önce böyle bir kaygım vardı ama bu yorumu okuyunca o kaygı uçup gitti. Çok teşekkür ederim Fri. :)

      Sil

Yorum Gönder