YOLDA OLMAK, DİKİŞ TUTTURMAK VE BİSİKLET ÖĞRENMEK

Bayramda ve bayramı takip eden hafta sonu boyunca "yolda olmak" eylemini hem fiziksel hem de duygusal olarak benimsediğimi düşünüyorum. Bunun adı başka bir blog başlığında tatil olabilirdi. Ancak ben artık bu sözcüğün içini boşalttığımı düşünüyorum. Çünkü ne bir dinlenme ne de ruhumu nadasa bırakma olayını gerçekleştirdim. Genelde tatilden anladığım ikincisi olur. Ama şimdi bunun için hayıflanmayacağım, o kadar da kötü bir durumda değilim.

Son bir haftadır sürekli yolda olduğum için ne kafamı ne de bloğumu toplayabildim. Aynı zamanda bu süre zarfında hayallerime bir isim koymaya çalışmak ve hedeflerimi rafa kaldırmak için de biraz zaman harcadım. Elbette sonuca ulaşmak yolda olmaktan daha kısa sürmüyor. Dolayısıyla bir sonuca ulaştığım hala söylenemez. Sabancı mülakatı bir tsunami gibi tüm hayallerimi suyun altında bırakırken ben de o okyanusun derinlerine gömülmekle meşguldüm. Ancak bugün bunu atlatmak ve kısa vadeli planlarla uğraşırken uzun vadeli hayalleri geri planda tutmak istiyorum. En azından zihnimin ancak bu şekilde sağlığını koruyabileceğini zannediyorum.

22 yaşından sonra bir gelecek kurmak çok zor gibi geliyor. Ama tam yanımda bana sürekli bunun imkansız olmayacağını hatırlatan biri var: Kız kardeşim. Sanırım blogta kendisinden en çok bahsettiğim kişi o. 20'li yaşlarından sonra başladığı ve başardığı tüm eylemlerinde sadece odaklanmayı ve zevk almayı şart koyan biri için, bana epey şey öğretti. Aslında kalıpları yok etmek bu kadar zorken, bu kalıpları hiç öğrenmemenin hayatı ne kadar kolaylaştırdığını bizzat gösterdi. Ne yazık ki bir kere öğrenilen kalıplar o kadar kolay unutulamıyor. Ama üzerinde çalışılabilir.

Bunun dışında gündemimde en çok İstanbul'un sıcağı ve bununla baş etme denemeleri yer alıyor. Islak havluları buzlukta bekletip gün içinde kafamın üstüne mi koymadım? Tüm camları açıp cereyan yapsın diye evi inşaat pisliğine mi batırmadım? Çaresiz kalıp yarım günümü AVM'de mi geçirmedim? Kısacası bırakın doğru düzgün düşünmeyi, mantıklı bir girişimim bile olmadı. Evimiz, resmen sıcağı çekiyor. O kadar ki, son bir haftadır boruların ısınması sebebiyle musluğun soğuk tarafı bile sıcak akıyor. Sanırım sizde de durum aşağı yukarı böyledir?

Bu sıcaklardan önce her gün dikiş tutturma çabalarımla kafamı biraz boşaltabiliyordum. Son zamanlarda kendime yaptığım en güzel iyilik bu oldu: Dikiş dikmek. Şubat ayında annemle aldığım dikiş makinem ile ancak okul kapandıktan sonra buluşur olduk. Olsun, geç oldu ama güç olmadı. Bu sayede Çarşamba Pazarındaki kaliteli ve zevkli kumaşçıları da keşfetmiş oldum. Ayrıca zaten seçmece gittiğim özel günlere yakışır kıyafet arayışına da bir son vermiş oldum. Çok iyi değilim elbette bu konuda. Ancak kendime yetebiliyorum. Ve kendime yetebiliyorsam, bu beni tatmin ediyor demektir. Şimdilik karnım tok.


Elbette makinede dikiş tutturmak hayattakinden daha kolay. Ancak bu konuda biraz cesur olan herkesin kendi yolunu çizebileceğinden eminim. Sonuçta birkaç malzemeyle neler yapabileceğinize siz karar veriyorsunuz. Ancak hayat yolunda elinizde ne tür malzemeler olduğunu keşfetmeniz bile başlı başına bir iş ve çok da vakit alıyor. Yine de biraz özgüven ve biraz da cesaret muhtemelen sınırların genişlemesine epey bir yardım ediyordur.

Bir de insanın kendi sınırlarını bilmesi ve çizmesi var. Belki bundan daha önce de bahsetmiş olabilirim, pek hatırlamıyorum. Ben o sınırları genelde tükenmez kalemle keskin çizgilerle çizerim. Sonra da yeni durumlar karşısında çizgilerin üstünü boyayıp bu sefer kesik kesik şekilde çizmeye çalışırım. Her durumda sürekli kendimle bir çatışma halinde olmaktan geri kalamıyorum. Mesela liseden sonra asla voleybol oynamayacağım hakkında kendime söz vermiştim. Sebebim de şuydu, iyi değilsem oynamanın bir anlamı yok. Geçenlerde Abant'ta bir grup çocukla oynadım. Sonra kulaçlarım iki gün ağrıdı ve ben buna dair çizgileri silerken kendimi bir şeylerden ne kadar engellediğimi hissettim. Tıpkı bisiklet süremeyişim gibi. Son yıllarda en çok heveslendiğim ama cesaret edemediğim aktivite. Cumartesi günü 12 yaşındaki uzak akrabam beni Ereğli'nin bir ara sokağına götürüp öğretmeye çalışıncaya kadar unutmuştum bisiklet öğrenme hayalimi. Aslında düşmekten korkmasam, öğrenmeme çok az kalmış gibi hissediyorum. Ama ben düşmekten hep korktum. Hele de birilerinin önündeyken.

Bir şeyler hep şu şekilde kaçıyor elimden. Ben düşmekten korktukça, bir yere varmaya üşendikçe ve ortaya benim diyebileceğim bir ürün koymaya çekindikçe ne kendimi tamamlayabiliyorum, ne de bunlara dair yolculuğumu. Hep bir şeyleri ya yarım bırakıyorum ya da gizli zevkler arasına sığdırmaya çalıyorum. Önce kendimi kabul etmedikçe kimsenin de beni kabul edeceğini sanmıyorum. Belki de bunu kabul ediyorum: Bilmeyi ama bilinmemeyi, görebilmeyi ama görülmemeyi ve benimsemeyi ama benimsenilmemeyi...

Yorumlar

  1. Tükenmez kalemlerle çizdiğimiz sınırlar bir yerden sonra duvar oluyor...
    Sonra bisiklet unutuluyor, ne bileyim -gitmek- unutuluyır ve başka şeyler ve yaşamak...
    Yazıda gizli kalmış bir "yaşamak" var; unutulmasın.
    Kaleminize sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım en önemlisi de yaşamak ama en çok da gözden kaçanı.
      Yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  2. Buralarda cok sıcak yaaa. Kac gündr sucuktan farkimiz kalmadi :) yapamadigin seyi sadece zevk almak icin yapacaksin ki hayatinin bir anlami olsun :) umutsuzluga düsmek yokkkkkk 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşen umutsuzlukları toparlamakta siz bir numarasınız. :) Sıcakların da yakın zamanda düşeceğini duydum, umarım orada da etkisini gösterir. Kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. benimde bir dikiş dikmeye başlayasım var , nasıl özendim size ....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Youtube videoları veya burda dergileri, hiç farketmez. Her türlü öğrenmek çok basit. Yeter ki makine ve malzemeleriniz olsun. :)

      Sil
    2. özel olmasa hangi makineyi kullanıyorsunuz veya tavisye edersiniz ...

      Sil
    3. Ben Janome kullanıyorum. Size de Janome, Singer veya Brother markasını tavsiye edebilirim. Janome ile Singer fiyat açısından bbenzerdir ancak brother biraz daha yüksek fiyatlıdır. Buna rağmen üçünün de performansı gayet iyidir. :)

      Sil
    4. bende janome 313 düşünüyordum ... iyi oldu söylediğiniz... sevgiler

      Sil
    5. Şimdiden hayırlı olsun, güle güle kullanın. :)

      Sil
  4. yirmi ikiden sonra zor deme, ne zaman kurmak kolay ki? ben hala boş bakıyorum geleceğe ve yirmi ikide bunu yapabilirsem gayet iyidir bu, geç değil, hiç değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın aslında. Belli bir yaşı yok hayat kurmanın ama bu kadar belirsiz olması bana "22 yıldır nerelerdeydin sen?" diye sorgulatıyor. Sanırım gerçekten de okul beyin yıkayan bir yer.

      Sil
  5. Son paragrafta yine kendimi mi gördüm ne? Zaten bu diyarı sevme nedenlerimden biri de arada kendi yansımamı görmem. Yazılarını özlemişim Roro-san. ^^

    Burada da hava sıcak ama yayla gibi ev farkım var. Dikiş tutturma maceranda sana kolay gelsin. Umarım aradığını bulursun. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Fri. :) Sanırım birçoğumuzun hayatla, kendiyle ya da dışarıdakilerle çözümleyemediği sorunları var (ve bence olmalı da). Bu şekilde dertler ortak, yazılanlar da birbirinin yansıması aslında. Tam bu sebep benim burayı sevmemde etkili aslında. Tıpkı senin hissettiğin gibi. :)
      Evine kapanmakta haklısın o halde. Sana yaylanda iyi tatiller dilerim. :)

      Sil
  6. 22 yaş nedir ki? 40 yaşından sonra işini değiştiren, yeni bir okula kaydolan, sıfırdan başlayanlar var yakın çevremde.
    Bu arada iğneyi ipliğe geçiremem ama çok hevesim var kendime efil efil etek dikmeye. Keşke biri Bilal'e anlatır gibi anlatsa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)) Aslında dikiş dikmek gerçekten çok basit. Kimisi sabır istediğini söylüyor ama efil efil bir etek dikmek için o kadar da sabırlı olmaya gerek yok bana kalırsa. En fazla bir saat yeter. :)

      Sıfırdan başlamak değil de, sıfıra karşı uğraşmaktan korkuyorum galiba ben. Sıfırdan ilerisini pek göremiyorum gibi geliyor. Belki de fazla acele ediyorum.

      Sil

Yorum Gönder