BİSİKLET VE YER ÇEKİMİ

Açlık biraz başıma vurmuş durumda. Bir süredir iştahsız, ruhsuz ve darmadağınık halimi toplamaya çalışıyorum. Uyku düzenim yerle bir oldu. Belli bir sebebi de yok. Sadece düzeltemiyorum. Benim gibi uyku düzeni hayatının merkezi olan biri içinse bu ciddi bir sorun. Yine de tam olarak bir çözüm üretemeyeceğim gibi, tek sebebini de strese bağlıyorum. Stresin sebebi ise son altı aydır olanla aynı şey.

Bu durumu bir süre daha görmezden gelip başka şeylere yoğunlaşmak istiyorum. Mesela bugün beş metre bisiklet sürdüm. Gerçi bisiklet de beni sürdü biraz ama yine de bunu bir gelişme olarak değerlendiriyorum. Geçen hafta babam (anneme göre karne hediyesi diye) kız kardeşime bisiklet aldı. Bu neyin karne hediyesi, anlamadım. Seneye üniversiteden mezun olacak koca kızımız da her gün hoplaya zıplaya bisiklet sürmeye başladı. Benim de bisiklet kullanmayı bilmediğimi bildikleri için ilk günden beri bisiklet öğretmeye çalışıyorlar. İlk gün biraz uğraştım ama ikinci gün bir saat boyunca düşe kalka çabaladım. Tabii ki çabalarım sonuçsuz kalmıyordu. Mesela düşmekten korkmayı bıraktım. Hele ilk gün ayağımı kopartacak kadar düştüğüm halde hala hayatta kaldığımı görünce daha çok yakasına yapıştım. Daha çok düştüm. Daha çok kalktım. Tekrar düştüm. Yine kalktım. Ama bisiklet kullanmayı hala tam olarak öğrenemedim.

Bir kere düz yolda dümdüz gidemiyorum. Kıvrımlı yolda ne kıvrımlı, ne de düz gidebiliyorum. Frenlere çok asılıp birden bırakıyorum. Böylece yine düşüyorum. Çok geniş olmayan bir yolda çalışıyorum ve bir tarafı evlerin camlarından oluşuyor. Hep aynı evin camının önündeki ağaca düşüyorum. Dolayısıyla içeriden gelen "Kız yine düştü," seslerini de duymak pek zor olmuyor. Yine de kendime gülüp geçiyorum. Ama bacaklarımdaki morlukları görünce pek güldüğümü söyleyemeyeceğim. Babam gördükçe kardeşlerime kızıyor bana doğru düzgün öğretmedikleri için. Oysa ne onların suçu var, ne de benim. Sadece yer çekimine herkesten daha çok bağlıyım, o kadar.

Neyse ki yakın zamanlarda tatile çıkma gibi bir planımız yok da, bacaklarımı saklayabiliyorum. Yoksa gerçekten bu morlukların açıklamasını yapmak istemiyorum. Bisiklet kullanamadığımı öğrenecekler diye değil, nasıl olur da üç gün uğraşıp hala bisiklet kullanamadığımı soracaklar diye. Sanırım dengeli bir yaşam şu an için bana çok uzak.

Stres, bozuk uyku düzenim ve bisiklet sürme denemelerimi bir kenara bırakırsam, yazın çok hızlı geçiyor olması beni biraz ürkütüyor. Yaz eşittir tatil kafasından çıkmam çok zor, sonuçta 17 yıllık öğrencilik hayatımı daha yeni geride bırakıyorum. Dolayısıyla yaz benim için hala serbest zamanı simgeliyor. Yine de eylül itibariyle bir şeyler değişecek. Buna inanıyorum.

Yorumlar

  1. Bu kadar stres yapma canm. Hayat kale alınmayacak kadar değersiz dolu dolu yasanacak kadar duble bisey. Sakin ol sadece ve yaşamana bak. :)

    Bende paten ögrencem insallah yegenim ögretcek. 12 yasinda rezalete bak 😀💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de yaşım yetmiyor bu kadar olgun bakmama, ama yine de beni sakinleştiriyorsunuz. Teşekkür ederim. :)

      En kolay çocukken öğreniyor böyle şeyler. Ama bence siz çabucak öğrenirsiniz. Hem onların da yetişkin hissetmeye ihtiyacı yok mu? :)

      Sil
  2. "Sadece yer çekimine herkesten daha çok bağlıyım, o kadar."
    Bu ne güzel bir cümledir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu anlamlandırmak daha güzeldir. )

      Sil
  3. Neredeyse bisiklet sürmenin özel bir yetenek olduğunu düşünmeye başlayacağım çünkü bisiklet sürenler bunu çok doğal bir şeymiş gibi anlatıyor ve katiyen sana öğretmeyi başaramıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Gerçi az tanıdığım ya da yabancı biri öğretmeye çalışsaydı belki daha farklı olurdu. Çok yakın olduğumuz için de çabuk sinirlenip pek üstüme düşmeme durumları da oldu.

      Yalnız olmadığı bilmek beyin fonksiyonlarımdan şüphelenmemem gerektiğini anlatıyor en azından. Buna sevindim.

      Sil

Yorum Gönder