SOSYAL KURUMLAR, BİLİM SINAVI, KISA VADELİ PLAN SORUNSALI

Artık ne yazacak olsam tekrara düşeceğimi düşündüğüm için yazmayı ertelemeye başladım. Bunun iyiye alamet olmadığını bilsem de, beni yazmaya iten motivasyon şu dönemde hep aynı: Belirsizliğin vermiş olduğu huzursuzluk. Bunu anlamak için dahi olmaya da gerek yok. Geçen günlerimin tutarsızlığı her şeyi ortaya koyuyor. Ve doğrusu bu durum canımı çok sıkıyor.

Bu yazı tek çözümü zaman olan sıkıntıları ortaya saçma yazısıdır. Birçok yazım gibi, bunun da sıkıcı ve hiçbir yarar sağlamaması da cabası. Ama ben yine de yazacağım.

İnsanın ailesiyle ortak bir hayatı sürdürmesi, evlenmekten çok daha zor. Hele de ailenin içinde çok az söz hakkına sahip bir konumunuz varsa, o evde yokla var arasında bir konumda oluyorsunuz. Sivrilmemek için gizlenmek ve sürekli sessiz kalma hakkınızı kullandığınız bir taktik geliştiriyorsunuz. Fakat zaman içerisinde bu durum sizi kendi sessizliğinize boğuyor ve bir figüran olarak bu film setinden kaçmak istiyorsunuz. Bunu bir şekilde dile getirmeye çabaladığınız zamanda da "şımarık", "hiçbir şeyle yetinmeyen" ve "ne istediğini bilmeyen" biri olarak görülüyorsunuz. İnsanlar neden hep anlamamaya yönelik kodlanır ki? Gerçekten insanın kendi kapasitesini kullanmamak için bu kadar çaba harcaması sinir bozucu değil mi? Buna sinirlenen tek ben olamam en azından.

Aile, evlilik, toplum... Bu kelimelerin sizin için karşılığı nedir, bilmiyorum. Ama ben artık onlara karşı hissizleştim. Bu durumun içinde yaşadığım dönemle yakından bir ilişkisi var muhakkak. Ancak bunu çözümlemeye ya da anlamaya dair çaba sarf etmeyeceğim. Çünkü onlar da aynı şeyi bana karşı yapmıyor.

Kısa vadeli hayallerim şu anda bir ayla kısıtlı. Daha doğrusu, bir aydan sonraki zaman dilimi için ne yapacağımı bilmiyorum. Önümde seçenekler var ama benim gibi garantici bir insan bile şu anda o seçenekleri değerlendiremiyor. Staj ya da iş aramaya çalışsam ama yurtdışına vizem çıksa boşuna staj ya da iş bulacağım için hiç uğraşmıyorum. Yani, gerçekten beklemek sabır işi ve ben şu anda bununla sınanıyorum. Sabırla sınanmak, hayatın her karesinde zorlayıcı oluyor sanırım.

Çarşamba günü Boğaziçi'nin bilim sınavına girdim. O anda bu sınava girme olayı üzerine pek düşünmemiştim ama daha sonra düşününce çok önemli bir şeyi fark ettim: Hayata dair bakışım bu türde bir sınava girmeye tamamen karşı... Sınırlarını kesik çizgilerden oluşturan ve her günün bir değişime aralandığını düşünen ben, "hangi kesimden" bir insan olduğuma dair sınava giriyorum ve bunun adı "bilim sınavı" oluyor. Etik olması için isimler değil, numaralar yazılıyor. Hocalar değil, asistanlar okuyor. Metalaştırmayı eleştiren kurum, aday öğrencilerini metanın dibi yapıyor. Bir kuruma girmek için stratejiye, bir insan olabilmek için bir ideolojiye sahip olmayı gerekli kılıyor. Böyle bir dünyada kendimi görünür kılmaya verdiğim uğraş, kimliğimle çelişiyor. Ve ben kendimi, kurumları, gelecek planlarımı, hayatımı sorguluyorum. "Ne için varım?" sorusu yükselmiyor bu defa. "Tüm bunlardan nasıl kurtulurum?" sorusu boğuyor beynimi. Çünkü ben kendimi değil, hala içinde yer almaya çalıştığım habitatı sorguluyorum. Tüm aktörleri, mekansal düzlemleri, atmosferi ve yerine getirilen performansları sorum cevapsız ve anlamsızlaştırıyor. Bu şekilde çünküler metinde hükümsüzleşiyor.

Bir şeyleri mümkün kılmak ne zaman insanlığın ortak derdi olacak acaba? Aslında bu soru ilk defa sorulmuş bir soru değil. Tüm dernekler, vakıflar, kamusal mekanlar ve hükümetin yer almadığı kurumlar bunu mümkün kılmak için uğraşıyor. Ve bu uğraş bile hala bir şeyleri namümkün kılıyor. Hala birileri dışta kalıyor, hala içermenin geçerliliği sorgulanabiliyor. İronik!

Bu böyle uzar, gider. Ne kimse tek bir cevap bulabilir. Ne de bir yerlerde bu mümkün kılınabilir. Tek umudum, umut olmak için bunun üzerine kurulan kimliklerin bir yerlerde kendine yer bulması. Onlardan biri olmak ve artık kendimle iç savaş vermek yerine bunun temsilini sunmak istiyorum ben de. Bunu da göze almak için sanırım ancak bu şekilde, çekişmelerle yaşayarak, yapabilirim.

Yorumlar

  1. Kopuk. Her şeyden kopmuş gibi mi hissediyorsun Roromiya?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kopmak isteyip de koparmıyormuşum gibi daha çok. Ama yazının geneline şöyle bir bakınca, yapısal anlamda kopuk bir yazı olduğu da bir gerçek. Sanırım durumum her türlü yansımış buraya da.

      Sil
  2. benim kafa gidik olduğu için mi bilinmez ben yazıyı takip ederken hiç zorluk çekmedim mesela.
    aile, evlilik, toplum. ne zaman bu kadar can sıkıcı kelimelere dönüştüler? hepsini yıkası geliyor insanın. ya da yıkayası. emin değilim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıkamak daha güzel olurdu sanırım. Şahsen benim kodları yıkmaktan başka bir derdim yok. Fikir olarak bakınca da hepsi uzaktan iyi, güzel. Ama şu anki vücut bulmuş hallerine bakınca kendimi çok duyarsız hissediyorum.
      Yazının belli bir amacı var mıyıdı, emin değilim ama kolay anlaşılmasına sevindim.

      Sil
  3. "Daha doğrusu, bir aydan sonraki zaman dilimi için ne yapacağımı bilmiyorum."
    "Ve ben kendimi, kurumları, gelecek planlarımı, hayatımı sorguluyorum."
    Kendimi gördüğüm bunun gibi pek çok yer var düşüncelerinizde. Sadece kalabalık etmemek için iki cümleyi seçtim.
    Hoşgeldiniz, demek istiyorum :)
    Yazamadığım şeyleri kaleme getirmişsiniz! Kaleminize sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş bulduk. :) Vakit ayırıp okuduğunuz için yüreğinize sağlık!
      Daha güzel anlar ve duygular için yazılmış bir yazıya karşılık bu yorumu almak belki güzellikleri doğururdu. Fakat sanırım gerçekler üzerinden kurulan bir ortaklık, güzel olsun olmasın, daha anlamlı sanırım. Bunu hissettirdiğiniz için teşekkür ederim!

      Sil

Yorum Gönder