KISA BİR SON, UZUN BİR MUTLULUK

Bir mevsimin daha son günlerini yaşıyorum. İlkbahara benzeyen ama çokça sonbaharı hatırlatan bir mevsim… Bir yandan uzun zamandır unuttuğum bir rutine geri dönüyorum: Yuvama alışmaya çalışıyorum. Her yazın başında olduğu gibi ve her yazın sonunda terk ettiğim gibi. Ancak bu sefer mevsim yaz değil. Bu sefer hayatımın sonbaharındayım ve önümde çetin bir kış olup olmadığını bilmiyorum.

Kız kardeşimin coşkulu parmakları, bir yandan alışmış olduğu notalara basarken diğer yandan da ruhunu tatmin etmeye çalışıyor. Her piyano çalışında olduğu gibi yine hırslı ve sabırlı. Tıpkı basketbol oynayışında olduğu gibi. Tıpkı birilerine ders çalıştırdığı zamanki gibi. Ve tıpkı bana karşı olduğu gibi.
Üç nokta gözümü yorduğundan beri sık sık noktalama hataları yapar oldum. Ancak ben bugün mezun oldum. Ve artık –de’yi ayrı yazmayanları uyardığım zaman ve onlar bana sen kimsin diye sorduklarında, sadece işsizim demek düşüyor. Dolayısıyla bana sen kimsin, diye soracak olanları artık uyarmayacağım. Ayrıca eskisi gibi üç noktayı da her gerektiğinde kullanmayacağım.

Bir zamanlar hep öğrenci olarak kalacağımı ve hep bir çocuk gibi annemler gezmeye nereye giderse benim de onlarla gitmek zorunda olacağımı düşünürdüm. İlk kısmın doğru olmadığını bugün öğrendim. Ancak ikinci kısım için bu geçerli değil. Hala gezmelere gitmeme lüksüm yok.

Bugün, biraz hüzünlü, çokça rahat ama unutulmaz bir tatminlik duygusu var içimde. Bundan sonra karar benim, gerçekleşmesi kaderin. Bundan sonra rahatlamak, hayatın kokusunu içime çekmek ve hayalleri gerçek hale getirmek benim. Biraz daha çılgınlık yapmak ama çokça kitap okuyup erdemli olmaya özenmek benim. Dostlarımla daha sık konuşmak, insanlara mesafeli olmak ve ailemle seyahate çıkmak benim. Yine birçok şeyi benimsiyorum. Ama bu sefer şımarıklık yapıyorum. 

20 günlük bir boşluğum var. Bu yıl ramazanı özlemle karşıladım -birkaç yıldır olmayan bir şeydi bu. Bu 20 günü ve ramazanı bol fotoğraflı, bol keyifli ve az stresli geçirmek tek planım. Fotoğraf önemli. Özellikle mezuniyetimde hiç tek fotoğrafım olmadığını görünce. Çok kıymetli bir şeyler söylüyor bu durum. Bana dair, benliğimi ortaya koyuşuma dair ve bundan sonrasına dair. Ya da ben çok abartıyorum, yine. 

Biraz mezuniyetten bahsetmek istiyorum. Özellikle de üniversitenin ilk günü yanına oturduğum kişi, mezuniyette yanıma otuduğu zaman benimle konuştuğu gibi... Bir an gibi geçen ama tonlarca tecrübe ve bilgelikle ruhumu büyüten bir dönemdi benim için. Hala yeterince büyümüş değilim, hala okumaya doymuş değilim belki; ancak kısa anlar hep daha değerlidir. Tıpkı ilk aşkım gibi. Tıpkı kepleri havaya fırlatırken olduğu gibi. Ve tıpkı babamın beni tebrik edişi, annemin yüzüme bakmaya doyamayışı gibi. Kısa anlar hep değerli ve önemli. 

Hoşça kal kadar hoşuma giden bir cümle daha olduğunu öğrendim mezuniyette. Duymanın beni mutlu ettiği ve duymaktan bıkmayacağım. Yeri gelse de söylesem diye sabırsızlandığım ve duymak kadar söylemenin de özel hissettirdiğine inandığım...

Yolunuz açık olsun. 

Yorumlar

  1. Hiç bu cümleye böyle derin bakmamıştım,
    Hüzün, umut bir arada; duygu yüklü harika bir yazıydı.
    Yolunuz açık olsun, efendim :)
    Ve tebrikler!.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, ben de sizi tebrik ederim. Çok uzun zaman olmadı sanırım mezun olmanızın üzerinden. :) Ayrıca benim gibi karman çorman yazan biri için harika sıfatının altında biraz ezilebilirim, layık gördüğünüz için onurlandım.
      Sanırım bakışlar cümleleri derinleştiriyor, yoksa her cümle bildiğimiz sözcüklerden oluşuyor. :)

      Sil
    2. Ben çok güzel bir duygu değişim örgüsü görüyorum, karman çorman bir yazı değil... :)
      Yaklaşık bir sene olacak mezun olalı;
      Teşekkürler benden! :)

      Sil
    3. Ne mutlu bana öyleyse. Ayrıca sizin de çok olmamış, sadece biraz. :) Sağolun efendim.

      Sil
  2. Müzikle beraber okudum ve şu an içimde bir his yumağı var. Hisse göre rengi değişiyor. Mezuniyetini tebrik ederim Roro-san :) Hem hüzünlendim hem de içimde bir heyecan oluştu. Liseden mezun olduğumda da böyle hissetmiştim. Sanırım mezuniyetler bana böyle hissettiriyor. Hem bir şeylerin bitişi hem de bir şeylerin başlangıcı.
    Fotoğraflar önemli gerçekten, anların ölümsüzleştirilmesi... Bazen bir fotoğrafa bakıp bir hoşça kalı hatırlar insan. Yolun açık olsun Roro-san. Hayat seni güldürsün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müziği dinlemiş olmana çook sevindim, sanırım müzik ve yazıyı kombinlemeye başladım yavaş yavaş. :D Mezuniyetler bana da hep buruk bir sevinç yaşatıyor, tam olarak tarifi zor değil mi? Çok teşekkür ederim tebriklerin ve yorumun için. Senin de yolun açık olsun. Üniversiten de, hayatın da hep yüzünü güldürsün.

      Sil
  3. Efsane Ludovico begenen biri daha gözlerim ışıl ışıl oldu :))) İlk Tebriğimi böyle sanatçıları deger veren insanların olmasına gelsin :) Yani size ikincisi ise Mezuniyetin ize gelsin. Bende yazınızı okurken kendime baktığımda ne çabuk yıllar geçiyor dedim :) Kendime Şöyle düşünün bir tohumdum yavaş yavaş büyüyorum. Yaprak,da dökülecek yenileri,de gelicek aynen hayat gibi.. Yolunuz bahtınız duygularınız sözünüz yazılarınız hep olsun olsun....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klasik müziği bana sevdiren kız kardeşim oldu, sanırım bunun için ona teşekkür etmem lazım. :) Tebrikleriniz için çok teşekkür ederim. Sizin de yolunuz açık, yazılarınız bol, gönlünüz ferah olsun. :)

      Sil

Yorum Gönder