MEZUNİYETE ÇEYREK KALA

Vize sınavlarının ortası. Yer yer parçalı bulutlu, yer yer sağanak yağışlı. Hiçbir zaman güneş yükselmeyecek, ışığıyla aydınlatmayacak ve yüzümü ısıtmayacak gibi. Son bir umut parçasının her şeyin yanılsama olmasından öteye gitmemesi gibi. Her şeyin hayalini kurup hiçbir şeyde kıvılcım bulamamak bir noktada. Belirsiz ve önü kapalı bir gelecek. Karamsar olmayacak kadar umut vadeden ama iyimser olamayacak kadar karanlıkta yürümek biraz...

Bir vizeden kaçıyorum şu anda. Daha doğrusu oyalanıyorum sadece. Çünkü yarın olmadan bitirmek zorunda olduğumu bilmekle beraber, bir daha yüzünü görmek istemeyeceğim kadar ilgisiz olduğum bu dersten kurtulmak istiyorum. Kaçarken kurtulmak mümkün olmuyor ne yazık ki. Kurtulmanın kesin formülü, üstüne doğru yürüyüp onunla yüzleşmek. Belki de buna hep böyle inandığım için bu zamana kadar başka hiç formül geliştiremedim.

Mezun olmanın bir ağırlığı var. Tamamen mezun olmaktan bahsediyorum. Lisansı bitirmek ve okul hayatından resmi olarak mezun olmak. Çünkü ne yüksek lisans ne de doktora, okul ya da öğrenci hayatı sayılmaz artık. Hepsi birer iş basamakları ve hatta işin ta kendisi. Bir şekilde geçimini sağlamaya çalışmak, işi asamamak, okula giderken "Bu dersleri gerçek hayatta nerede kullanacağız ki?" diye düşünmemek ve sorumlulukları yapmama lüksüne sahip olamamak... Çok ağır bir yük kısacası. Genç ama çocuk olmaktan mezun olup genç ve yetişkin kurumuna üye olmak demek. Yetişkin olmak...

Bir yandan üzerimize yığınla bilgi atılmayacak diye sevinmek, öte yandan da o bilgiye ulaşabilmek için kılı kırk yarmak var işin sonunda. Öyle bir çelişki var ki, geçimsiz ve huysuz olmanın tüm imkanlarını önünüze sunuyor. Katı, sert, bencil ve kibri ayağınıza ayakkabı olarak giydirmeye kalkıyor. Yetişkin olmaktan bahsetmiyorum burada. Okula veda ederken onun mütevazı ve saygılı olma formasını çıkartıp yerine giyilmesi makbul görülen işçi tulumlarından bahsediyorum. Hayat işçisi olmama çeyrek kaldı benim de. Olanlar için başımız sağ olsun, olacaklar içinse ne mutlu onlara, daha vakitleri var!

Anarşist olmayacak kadar paralı, kapitalist olmayacak kadar fakir, muhafazakar olmayacak kadar değişime açık, demokrat olmayacak kadar geleneksel, konformist olmayacak kadar prensip sahibi ve her şeye rağmen insan olabilmeyi sürdürme çabamın tehlikeye uğrayacağını hissediyorum. Şimdiden anarşist, kapitalist, muhafazakar, demokrat, konformist ve anti-insan oluşumun bana adım adım yaklaştığını seziyorum. Toplum felaket bir şey. Değişmiyor, ilerlemiyor, yükselmiyor. Sürekli alçalıyor ve sizi de içine çekip boğulmanızı sağlıyor. Belki de okuldan çıkıp topluma girme fikri beni boğuyor sadece. Ama okul ve toplumun çok da farklı olmadığına dair bir iddiayı reddediyorum. Bunu reddetmekte direniyorum. Belki de tüm tasalar boşa çıkacak ve topluma atfettiğim değer beni yanıltacak. Ya da okula... Olur ya, belki de okul beni boğan yerdir aslında. Belki de Fikret'in İstanbul'udur benim için okul. Bilmiyorum.

Kararsız, karamsar ve karışık bir yazı. Beynimdekilerin yansıması, kalbimdekilerin tam tersi. Sadece başkalarının hayallerini çalmadım, aynı zamanda başkalarının dertlerini de çaldım galiba. En büyük derdim ne zaman para oldu? Ya da en son ne zaman hevesle bir şeyler okudum? Ne zamandır düşünmeyi reddedip benden beklenilen şeylere yoğunlaştım? Peki ne zamandır kendim olmayı bıraktım?









Yorumlar

  1. Yaaa öyle demeee :( Oralara ulaşmak için eskittiğin dirseğini,gece boyu uyumayıp çalışan ve hatta yorgunluktan maf olan beynini düşün :( ben ders çalismaktan nefret ederdim.Buna sebep olanda eğitim sistemi ve eğitimciler tabi.Ama malesef ülkemizin koyduğu şartlar bunlar :( Hayatımızı idame etmek içinde çalışmak ve malesrf para kazanmak zorundayız.Ama sen kaliteni,durusunu her yerde sergilersin.Ve karakterini koruduğun sürecede bu söylediklerinin hiç birini yaşamazsın.inşallahhh...

    Üzülme ve mezuniyetinin mutluluğunu hisset 💙😘🌼🌼🌼 bunlarda simdiden mezuniyet ciceklerin 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah. :) Çok güzel şeyler söylediniz, umarım sizi ve kendimi boşa çıkartmayıp aynen dediğiniz gibi olur. Çiçeklerim de sizin gibi harika ve umut dolu kokuyorlar, umarım hemen sönmezler. Yorumunuz ve inceliğiniz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
    2. Yok yoook sönmücek bak görerrsinnn 😀 ben tesekkür ederim 😊

      Sil
    3. Siz öyle diyorsanız, öyledir. :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Seni buralarda görmek çok daha iyi hissettirdi Alice. :)

      Sil
  3. Mezun olmadan önce ve sonrası duygusal durumu, düşünceleri çok güzel kaleme getirmişsiniz, efendim. Kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konularda siz benden daha uzman sayılırsınız ama takdirinizi görmek beni onurlandırdı. Okuduğunuz için ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Tamamen beni anlatmışsınız valla vizelerin tam ortası mezuniyet falan tek fark ben ön lisansım :) benim blogumada beklerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size de kolaylıklar dilerim öyleyse. Bloğunuza da uğrayacağım. Okuduğunuz için teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder