GÜZELLİK UYKUSU VE TÜRK KAHVESİ

Cinsiyetli bir bedenin interseks beynine sahip olan biri olarak, bu yazının başlığı ve konusu buram buram cinsiyet kokuyor olabilir. Eğer bu yazıya bu şekilde yaklaşırsanız, sizin de cinsiyetçi olduğunuz aşikârdır zaten. Yine de bu konuda sizi fazla suçlayamam. Bedensel tepkilerim cinsiyetimin değil, insanlığımın getirisi olduğu hâlde cinsiyet de bunun bir parçası olduğuna göre bundan bağımsız tutulamaz.

Son iki haftadır evde olduğum her gün en az bir, en çok üç saat öğlen uykusuna yatmaya başladım. İlk başlarda bunu yapmamak için çok direndim. Ancak bugün şunu anladım ki, buna ihtiyacım var. Her gün 7'de uyanmaya hem bedenimi hem de zihnimi alıştırdığım şu günlerde bu halim beni çok memnun etse de, evde olduğum zaman bir mayışma, bir esneme, bir yatak özlemi gibi yaşımı aşan çeşitli hareketleri kendimde bulur oldum. Bedenimin ihtiyaçlarını görmezden gelen biri olmadığım için uslu uslu onu dinledim hep. Ve bugün, bunun terbiye edilmesi gereken bir ihtiyaç olduğuna inanıyorum.

Evet, öğle uykusu çok tatlı. Ve istiyorsam uyumalıyım. Ancak bir saat gayet de yetiyor. Zaten 3 saat mayışmanın ötesinde vakit kaybını da doğuruyor. Ben genelde 11.30- 12.00 gibi uyuyorum. Ve son derece dakik bir şekilde 14.00'da uyanıyorum. Nereden baksan 2 saat uyuyorum. Allah'tan okulum var da, her gün bu şekilde geçmiyor günlerim.

Fakat bu uyumanın yararını görmedim desem yalan olur. Bir kere zihnim berraklaşıyor uyuduktan sonra. Genelde sabah kahvaltısından sonra maillerime cevap yazarım, gün içinde yapmam gerekenleri ayarlarım, biraz kitap ya da manga okurum. Eğer kahvaltıdan önce yürüyüşe çıkmışsam, zaten bir sonraki adımın kesinliği aşikârdır: Öğle uykusuna yatmak. Bu uyku kesinlikle yatak içinde ve yüz üstü uyunmalıdır. Bunun iki sebebi var. İlki yatak içinde uyumak daha rahat ve kaliteli bir uykuyu getirir. İkincisi de perdeler açık olarak uyunacağı için yüz üstü yatıp gün ışığının yüze çarpması engellenir. Perdelerin (ya da ketenlerin) açık olması önemli bir konu. Çünkü o zaman bu uykunun süresi uzayabilir. O da zihin berraklığına değil, sersemliğe yol açar. En azından bende.

Zihin berraklığı derken, yapılacaklar listesinin en az yarısını akşam yemeğinden önce bitirmek bunun kanıtıdır. Bu liste elbette kişisine göre uzun süren işleri de kapsayabilir. Ama benimkiler genelde bir ödevi bitirmek, bir yazı yazmak, bir makale okumak gibi şeyler olduğu için uzun süre oturmamı ve odaklanmamı gerektiriyor. O yüzden o gücü bu uykudan sonra bulabiliyorum. Kahvaltıdan sonra değil.

Tüm bu uykuya atfedilen övgülerin yanında, bana kalırsa bu duruma sebep olan bir şey daha var. Türk kahvesi. Şimdi Türk kahvesinin yararlarından bahsetmeyeceğim, zaten her yerde yazıyor. Ama ben öğle uykumdan uyandıktan hemen sonra bir tane Türk kahvesi içtiğim için "double effect"e maruz kalıyorum ve işlerimi bir tazmanya canavarı şeklinde bitirebiliyorum. Bunu öğle uykusu uyumayanlara bile tavsiye ederim.

Elbette o gün öğle uykuma yatmadığım bir gün geçirdiysem günde iki Türk kahvesini kendime zorunlu görüyorum. Bunun sebebi, bir şekilde doping ihtiyacımın olduğu günler içinde olmam. Kaliteli uyku, dinç kalma, birçok iş halletme ve anlayarak dinleme gibi kişisel gelişimime yoğunlaşıyorum. Asdfghk. Bu yazı iyice Derya Baykal'la Hayata Sarıl programına döndü. Ben kaçayım en iyisi.

Tüm bu kişisel gelişimi çağrıştıran sözlerden sonra, bu iki olayı (güzellik uykusunu ve Türk kahvesini) bir çeşit kaçamak gibi görmem ve keyif aldığım eylemlere dönüşmüş olması beni asıl mutlu eden şey. Şuna inanıyorum ki, insan stresli zamanlarında bir şekilde bir şeylerden kaçıyor. Bunu yaparken ya çok büyük zarara uğruyor ya da zararlardan teğet geçiyor. Ben de bu şekilde teğet geçmeye çalışıyorum. Bu durumu en az hasarla ve en çok hazla sağlayıp sona erdirmek asıl mesele. Umarım herkes bedenini ve zihnini dinleyerek bunu gerçekleştirebilir.

Sonra görüşmek üzere, hoşça kalın!

Yorumlar

  1. Rorocum :)kahve bende çarpıntı yapıyor içemiyorum :)

    Ögle uykumda yoktur zaten kızımda uyutmuyor sağolsun :)

    Ama güzelliğe etkisi olduğuna eminim.Eşimin ailesi sürekli uyur ve dinç olurlar.Demekki doğru bir konuya parmak basmıssın 😊😘💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha çok güzel cevap vermişsiniz, gülmeden edemedim. Sizin de kendinize göre bir güzellik sırrınız vardır o zaman. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. :) (Bu kalpler nasıl koyuluyor hiç bilmiyorum :D)

      Sil
  2. Kaçmak... Doğru dediniz. Uyumak, hele öğlen, en güzel kaçışlardan biri oluyor. Ben de deneyeceğim bunu, efendim :)
    Türk kahvesi olmazsa olmaz! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım sizi de güzelleştirir o halde. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder