HAYALLERDE TATİLLER VE TATİLLERDE HAYALLER

Yedi yaşındaki teyzemin oğlu daha konuşamıyor. Ama okulunun tatile girdiği söylenilince havuz demeyi biliyor. Her ne kadar bu tatil ocak ayında olmuş olsa da "tatil" kelimesinin havuzla, denizle, güneşle, boş vakitle ve daha bir sürü kavramla özdeşleştirmek alışkanlıktan öte bir durum. Biraz toplumsal algımız, biraz zihnimizin oyunları. Her tatil gelince en azından rahatlamak, dinlenmek ve baş ağrıtan konulardan uzak durmak gibi cazip düşünceler mutluluk çağrışımları uyandırır genelde. Peki bunlar gerçek olur mu? Yoksa sadece hayallerde mi kalır? Düşüncenin ötesine geçemediği zamanlarda dahi bizi mutlu etme güçleri de var mıdır?

Aslında tatil dediğimiz her ne kadar sıfat olmasa da göreceli bir kavram. Yani benim gibi program ve düzen manyağı olan birisi için ideal tatil her anımı değerlendirmiş ve başladığım her işi bitirmiş olduğum bir tatil olurdu. Ama arkadaşlarıma aynı soruyu yönlendirdiğimde "boş boş duvara bakmak" gibi cevaplar aldığım bile oldu. Yani beyin fonksiyonlarını kullanmama şansının olması bile tatile girmeyi cazip kılan bir özellik. (Bu cevabı veren bir hukuk öğrencisydi bu arada.) Her ne kadar göreceli olsa da, stresten uzak durmak herhalde her ideal tatilin ortak özelliği sayılabilir. Zaten gündelik hayatta bile kafa yorulan gereksiz düşüncelerden sonra stres kelimesi bile tatilde yasaklanmalı bana kalırsa.

Kafamı toparlayamadığım için yazıya giriş yapmakta da biraz zorlandım ama yazı, hayallerimizde kurduğumu tatil ile gerçek hayatta tatil boyunca yapacaklarımızın hayalinden oluşan bir parodiden ibaret aslında. Ne yazık ki yazıyı yazan benim ve siz de benim parodilerime mazruz kalacaksınız. Çünkü ben sizin tatillerinizi de, hayallerinizi de bilmiyorum. Fakat benimkilerden daha iyi olmasını umuyorum.

1- Evden dışarı çıkmamak

Lise olsun, üniversite olsun ve hatta ortaokul olsun, gerçekten de tatillerde evden dışarı çıkmamayı prensip edindim. Havalarla hiçbir alakası yok. Benim kadar evcimen olmayı isteyen başka biri var mıdır bilmiyorum. Fakat herkesin benden daha çok evcimen olduğuna şüphe yok. Ne kadar evi seviyor olsam da, dışarı çıkmak için bir sürü sebep gelişiyor ve ben her gün kendimi dışarıda buluyorum. Bu tatilde de böyle oldu. Her gün dışarıdaydım ve emin olun birçoğu da keyifli geçmedi. Evim merkezde olmadığı için dışarı çıkmak demek, en az 3-4 saatime mâl oluyordu ve bu fikir bile beni korkutmaya yetiyor. Mesela bugün çıkmadım ama yarın sabahtan akşama dışarıda olacağım için tüm gün uyudum ve bu mantıksızlık bile hep evden uzak kalma fikrine alışamadığım için. Ev dediysem rahatlık ve özgürlükten dolayı sadece. Yoksa uzun uzun kahvaltı yapayım, saatlerce uyuyayım gibi keyfi sebeplerim de yok. İlk ve tek gerekçem olarak dışarda insanların varoluşu beni eve sokmaya yetiyor. Evim, evim güzel evim...


2- Yapılan programa uymak

Elbette evde durmayı ne kadar seviyor olsam da, yapmak istediğim belli başlı işleri yapamadıktan sonra evde durmak da işime gelmiyor. Mesela ortaokulda kurslara gitmediğim bir yaz tatili hatırlamıyorum. Takı kursu, ahşap boyama kursu, resim kursu, ingilizce kursu... Lise'de ise spora ve sinemaya merak salmıştım. Hiç unutmam, günde en az beş film izleme gibi programlar yapardım kendime. Bunun yediye çıktığı zamanları da bilirim. Sayfalarca film listesi yapardım ve sonra onlara sinopsis yazardım. Neden? Hiçbir fikrim yok ama koleyksiyonculuk zaafımın o zamanlardan geldiğine inanıyorum. Film arşivleri, sinopsisler, sinema dergileri, film afişleri... Hatta tanımadığım insanlara bulamadıkları filmleri filan gönderirdim. Ve bunları yaptığım zamanda da görevlerimi yerine getirdiğime inanırdım. Her ne kadar film izlemek keyfi bir iş olsa da, benim onu görev bilinciyle yapıyor olmam kendimi ve yaptığım işi önemli hissettirirdi bana. Tıpkı şu anda olduğu gibi...

Üniversitede hazırlık okurken ingilizce anime izlemeye ve oradan da manga okumaya başladım. Bu başlangıcı asla unutamam çünkü hala sıkılmadım. Daha doğrusu animelere hâl tam olarak ayak uyduramadım ama mangalar ve ben çok iyi anlaşıyoruz. İngilizcemin gelişmesinde de yardımcı olduklarını söyleyebilirim. Film listelerine veda edip anime ve manga listelerine başlamam da o zaman oldu. Tam bir yıl sonra manga çevirmeye başlamamla da, tatil programlarımın içinde manga çevirmek ve okumak yer aldı. Mesela bu tatilde de birkaç cilt manga çevirmeyi hedef edinmiştim ama istediğim gibi yapamadım.

3- Okul zamanı yapamadığın tüm işlere vakit bulmak

Tabii canım, tabii. Bu madde her tatilimin olmazsa olması ama hangi tatilde gerçekleştirdiğimi sorsanız cevap alamazsınız. Bu maddenin içine spor yapmak, uzun süredir görüşemediğim arkadaşlarımla görüşmek (bak bunu biraz yapıyorum çünkü bu beni dışarı çıkmaya iten güç), kitaplıktaki kitapları okumak (yerine sürekli yeni kitaplar gelmese belki başarılı olurdum), eski sandıkları düzenlemek, fotoğrafları tarih sırasına göre sınıflandırmak, yazılması gereken yazıları yazmak gibi bir sürü gerekli ama ertelene ertelene anlam kaybeden iş var. Yani ben artık o kitabı listeden çıksın diye mi okuyorum, yoksa keyif duymak için mi bilemiyorum bazen. O yüzden bu madde gerçekten kendiyle çelişebiliyor. Benim de bir süredir kendisiyle aramın bozuk olduğu bir durum zaten.

Peki hayallerimde bu üç madde varken gerçekte ne oluyor? Gerçekte aslında sadece vicdan azabı oluyor. Biraz da üzüntü, keder, öykünmek ve hüzünlenmek oluyor. Ne her birini tamamen gerçekleştirmiş oluyorum, ne de tamamen uzak kalmış. Hepsini raftan indiriyorum, üstlerinden tozunu siliyorum ve tam doyamadan yerine kaldırıyorum. Oysa doya doya kullanıp üzerimde paralanmalarını istiyorum ben. Bencil davranmak istiyorum. Ama bunu yapamadan o tatiller bitiyor ve ben "neden daha çok sevmedin beniiğğğ" diye cırlayıp ağlıyorum şu tatillere karşı. Fakat olsundu, tatili kıymetli yapan şey bu. Zaten tatilde istediğim her şeyi yapmam evrene aykırı bir durum gibi. Mümkünatı yok sanki.

Bu tatilde de dikiş kursuna başlama, kitap okuma grubuna yetişme, yeterli manga çevirme ve spora devam çabalarımla uğraşıp durdum. dikiş kursuna yarın başlıyorum ama tatilim zaten bugün bitiyor. Kitap okuma grubumu çok sevdim, her ne kadar kitap okumaya yeni bir boyut getirmiş olsalar da, benim için çok zevkliydi ve okul döneminde de devam ederlerse katılmayı istiyorum. Manga çevirdim çevirmesine ama yeterlinin sözlük anlamı bende yok. Hiçbir zaman yeterli manga çevirmiş olamam çünkü. Spor ise girdap gibiydi. Bir başladım, iki gün ağrıdan yattım. Sonra yine başladım ve bu sefer üç gün yattım. Sonra da tatil bitti gibisinden... Koskoca (3 haftacık) tatilimin özeti bu mu yani? Eh, sanırım öyle de denebilir. (Amma kişisel gelişime takmışım, haberim yokmuş.)

Peki ne oldu? Tatiller çuvala mı girdi? Evet, sanırım öyle denebilir. Bu hafta hayatımın son okul tatili bitiyor. Yasaklı bir kelime kullanma hakkım var mı? Çünkü mezun olmadan  üniversite bitmeden önceki son tatil haftamı bitirmiş bulunmaktayım. Yüksek lisansa başlasam bile okul tatili diye bir şey olmayacağını biliyorum çünkü bir kere mezun olmuşum ve öğrenci olsam bile aynı zamanda iş peşinde koşan veya işsiz olup evde oturup "sonsuza kadar tatile girdim" diye kendimi avutmaya başlayacağım. Sonsuz tatil diye bir şey yoktur. Olamaz da. Çalışmıyorsam tatil, tatil olur mu? Hayır..

Sen, özleyeceğim okul tatilleri. Elveda.

Yorumlar

  1. Ayni ben. Her ne kadar isim olmassa bile surekli disardayim. Evde olmaya bayiliyorum. Hele ki yalnizsan. Yazini zevkle okudum 😇 :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayneeeen ben de öyleyim. :D Keyif almana çok sevindim, teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder