Güzel Şeylerden Konuşalım

Böbreklerimin yerinde duramayıp bağırsaklarımla el ele verdiği ve bedenime darbe yapma girişimleri sonunda beni buraya getirdi. Tuvalete gitmek dışında kıçımın üstüne oturmamayı tercih ettiğim ve gün boyu yattığım yerden bu yazı için kalktım. Yani bu iyi bir bahane oldu. Aynı zamanda yapılacaklar listemden bir şeye tik atma ihtiyacımı da karşılayacak. Tuvalet dışında bir şey.

Ben bu ayı pek sevemedim. Olmadı. Baştan da yaşayamayacağız ama yaşasaydık bence yine de olmazdı. Kendini sevdiremezdi bence.Verimsiz ve tutsak eden bir aydı. Sevmediğim işlere ve eylemlere tutsak etti beni. Ama şimdi bunlardan bahsedip sizi de buna tutsak etmek istemiyorum.

Güzel şeyler konuşmayalı kaç ay oldu? Bir yıl olmamıştır umarım ama en çok 2015 yazını hatırlıyorum buna dair. Güzel bir yazdı. Ben depresyondaydım ve çok şiddetli bir umutsuzluk içindeydim. Şu anda depresyonda değilim ama umut ettikçe artan bir mutsuzluğum var. Umutsuz olunca mutluluk artıyor belki de. Hangi birini seçsem dertli mi olacağım o zaman? Yanlış bir şey var bunda.

Güzel şeylerden konuşalım o zaman. Aldığım notları çok sevdim bu dönem. Geçen dönem de çok sevmiştim, mesela üniversiteye girdiğimden beri ilk defa 100 almıştım. Hem de üç kere. Bu dönem hiç 100 almadım ama 85 aşağısı da almadım. Ben çalışkan değilim aslında ama biraz teknik yönden kendimi geliştirmiş olabilirim. Eh, beş yılın sonunda doğal sanırım bu. Kendimi övmek yerinde olmaz dolayısıyla. Fakat şöyle bir gerçek var, üniversite son yıl kolay. Eğer gelecek kaygılarınız yoksa...

Güzel şeyler diyorduk... İshal olmuşum. Yurtta kabız, evde ishal olan bir bünyem var. Bence vücudum benimle konuşuyor. O zaman ona güzel haberleri vereyim. Bu hafta son. Ocak ayıyla birlikte eve geçiyorum, artık bir ay yurt yok sana. Umarım daha fazla ishal olup beni ödüllendirmezsin. Bu kadarına hiç gerek yok, ben de seni seviyorum.

Daha güzel şeyler mi konuşsak? Mesela çok aradığın bir çanta vardı, içine su girmeyecek ve kitaplarımı sığdırabileceğim büyüklükte, dayanıklı bir çanta. Heh, işte içime sinen bir tane buldum. Beş, on yıl kullanırım diye planlayıp aldım o çantayı. Acayip dayanıklı görünüyor, umarım öyle çıkar. Ayrıca rengini de siyah seçip kendimi yine şaşırtmadım. Sanırım bu da güzel bir şey, pişman olmaya olanak vermiyorum. İşin şakasını bir yana bırakırsam, gerçekten sevdim çantamı. Uzun zamandır beni mutlu eden başka bir eşyam da olmamıştı... (Geçen gün aldığım bir şey daha vardı sanki........)

Gerçeğe dönüp iyi ve güzel şeylerden konuşmak istiyorum aslında. Aklıma gelenler niyeyse bunlar oldu. Bir de İyi ve Güzel Kadınlar Hep Ağlar şarkısı var ama onun konumuzla bir ilgisi yok. Aaa şimdi hatırladım. Bu ay çok güzel bir kargo aldım. Erasmus'un Deliliğe Övgü kitabı ve bir esans. İkisini de çok sevdim ama hemen tüketmekten korktum. Sanırım bu aya dair en güzel anım buydu. Fotoğraflarını koymak isterdim ama hemen tüketmekten hâlâ korkuyorum. Belki ileride koyarım.

Bu ay çok insanla tanıştım. Hepsi de bana bir şeyler öğretti. Mesela hayatın kolay olmadığını. Gamsız olmayı, sinirlenmeyi, 3 liraya yenen yemeğin sıcak olması gerektiğini, paranın hem önemli hem önemsiz olduğunu, hayatın ucuz insanlar yarattığını öğrettiler. Sanırım bu yüzden güzel şeylerden konuşmak istiyorum biraz. Ama bulamadım galiba. Bu yazı güzel şeyler adı altından ishalden ibaret bir yazı oldu. Güzel başlayıp kötü biten bir yazı oldu. Aralık ayı bana hep bunu hatırlatır zaten. Finaller, kış ve ayrılık.




Yorumlar