NOTOS Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi: İlk İzlenimler

Herkese merhaba!

Bilmiyorum hiç böyle bir giriş yaptım mı, fakat size mutlu olduğumun sinyallerini göndermek istedim biraz. Bu sabah okuduğum yazı nasıl benim günümü güzelleştirdiyse, umarım bu yazı da sizin için öyle olur. (Tam köşe yazısı ya da Güzin Abla tarzında bir giriş oldu.)

Bugün 2 Eylül ve dün hayatımın en önemli günlerinden biriydi. Heyecanımın tavan yaptığı, çok yorulduğum ve gün sonlandığında yaşadıklarımı bilinçli bir şekilde düşünemeden uyuyakaldığım nadir günlerden biri değil, dün benim son bir haftadır heyecanla uyanmama ve aynaya bakınca salak salak sırıtmama sebep olan bir gündü. Ve bunların en önde gelen sebebi de, burç yorumum.

Evet biliyorum, çoğu zaman mantıklı olmayan inançlarım var. Ama zaten inançların mantıklı olmasını değil, inanç sistemlerinin kendi içinde mantıklı olması asıl önemli nokta bence. Anlatmakta biraz zorluk çekiyorum, en iyisi şimdilik asıl konuya döneyim.

Birkaç farklı astroloğun yorumuna göre 1 Eylül'ün ve eylül ayının burcum için çok önemli gelişmeler barındırdığına dair öngörüler vardı. Normalde sadece aylık yorumları dinleyen biri olarak; burçlar, evler ve gezegenler hakkında elle tutulur bir bilgiye hiç sahip değilim. Sadece dinlemeyi seviyorum çünkü komik geliyor. Dinledikten sonra da en az bir saat içinde her şeyi unuturum zaten. Ama bu sefer öyle olmadı. Hepsi aynı şeyleri tekrar edince bazı olasılıklar kuvvet buldu bende. Aynı zamanda haziran ayının sonlarından beri beklediğim Notos Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi'nin eylül ayında başladığını bildiğim için o kuvvet sabitlendi. Bu atölyenin benim için çok önemli olacağına dair sabitlenen inancım ve dün başlayan ilk ders ile birlikte heyecanımın yerinde olduğunu düşündüm.

Şimdi biraz atölye, biraz da Notos hakkında konuşup sonrasında kendi izlenimlerini paylaşmak istiyorum. Bu şekilde ilgilenenler olursa belki yardımcı olur. Çünkü ben internette aradığımda hiçbir şey bulamamıştım bu atölyeyle ilgili. Öyle olunca da insan biraz daha tereddütlü bakıyor tabii.

Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi, editör olmak isteyenlerin ve yayınevi kurmayı düşünen insanların sorularına cevap bulabileceği, hatta bu konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan ama yine de o alanda çalışmak isteyenlerin bile (bu ben oluyorum) başvurup sıfırdan her şeyi öğrenebileceği bir kurs/atölye. 10 haftadan oluşuyor ve üç farklı hoca eşliğinde yürütülen derslerde kontenjan sayısı 20 kişiyi aşmıyor. Ders diyorum ama bildiğiniz ders gibi işlenmiyor. Konuşmacı ve dinleyicilerden oluşan, her an sorularınızı sorabileceğiniz ve muhabbet imajı veren iki buçuk saat geçiriyorsunuz aslında. Haftada bir gün ve akşamları gerçekleşen bu derslerin sonunda sınav olmuyorsunuz. Sadece birkaç ödeviniz oluyor, o da bu 10 haftalık süreç içerisine dağıtılmış durumda. Sanırım atölye olmasının da mantığı bu.

Peki neden Notos? Butik yayınevi olması benim için en önemli sebeplerden biri aslında. Hem dergi, hem de kitap yayıncılığı konusunda tecrübeleri olması da onlar için ayrı bir avantaj olsa gerek. Tecrübeden kastım, halihazırda iki ayda bir çıkan Notos Öykü' nün sahibi onlar. Yeni ve genç yazarlara değer veren ve aynı zamanda çok satandan öte, nitelikli yazdığını kanıtlayan diğer yazarlara da ilgi gösteriyorlar. Edebiyat alanıyla ilgilendiklerini söylememe gerek yok sanırım, dergileri de bir edebiyat dergisi haliyle. Fakat beni en çok cezbeden ise bu alandaki tecrübesiyle tanınan Semih Gümüş'ün başında olduğu yayınevinde ders veriyor olmasıydı. O konuda ise beklentilerimin üstüne sıcakkanlılığı ile çıktı ve "edebiyatçıların naif olduğu"na dair inancımı boşa çıkarmadı. Editörlük alanında çok profesyonel davrandığını görünce de kendisine olan saygım arttı.

Aslında ilk izlenimlerimi ikinci haftadan sonra yazmak isterdim ama ertelemekten kaçınmak ve Alice'e olan sözümü tutmak istedim. Notos'un sıradan bir çizgiye sahip olmamak için çabaladığını ve bunu göze hiç çarpmayacak şekilde yaptığını düşünmeden edemedim doğrusu. Bu da onların en büyük handikabı olabilir tabii. Çünkü çok satmayan yayınevlerinin zor tutunduğu bir dönemde yaşıyoruz ve buna karşın onlar tutunmaya çalışıyor. Hem dergi, hem de kitap yayıncılığı alanında çok çalıştıklarını ve bunun karşılığını aldıklarını düşünüyorum. Saygın bir kitlesi ve nezih bir ailesi olduğu belli Notos'un. Bu anlamda samimiyeti ve kaliteyi bulduğum için şanslıyım sanırım. Derslerin ise çok rahat geçtiğini ve büyük bir dikdörtgen masa etrafından herkesin hocanın ağzına baktığını belirtmeliyim. Dip dibe oturmuş bir şekilde keyif almaya çalışıyoruz öğrendiklerimizden ve bu hiç de zor olmadı, en azından ilk ders için, en azından benim için. :) Bunun dışında ne söyleyebilir miyim? Ah, ilk ödevimizden bahsederek somut bir örnek vermem doğru bir mesaj olabilir sanırım. Bir arka kitap yazısı yazacağız. Herhangi bir kitap olabilirmiş. Bunu mail grubuna gönderip herkesle paylaşacağız ve derslerin sonunda okuyup birlikte değerlendirecekmişiz. Kulağa korkunç gelmiyor bence. Ama ciddiye alınması gereken bir ödev. Hatta yazı bitince kitabımı seçsem iyi olur.

Çok öznel olmamaya çalışarak ama pek de nesnel olmayan bir ilk izlenim yazısı oldu. Aklıma başka bir şey gelmiyor ama sizden gelen olursa lütfen sorun. Tüm bunların dışında, genel olarak editörlüğe ve yayıncılığa dair söyleyebileceğim ve dün de bunu destekleyen bir şey oldu. Nitelikli okumanın kişisel zevkleri ortaya koyduğu ve çok okumaktan daha önemli olduğunu bir kere daha görmüş oldum. Bu çerçeveden bakınca, editör ya da değil, adı ne olursa olsun iyi bir okuyucu olmanın (bakın, çok demiyorum) yaşam biçiminden, hayata bakışa kadar mühim alanları etkilediğini düşünüyorum. Bu da, bir şekilde benim büyülenmeme neden oluyor.

Öyleyse, şimdilik bu kadar. Programla ilgili detaylı bilgileri internet sitesinden bulabilirsiniz. Hoşça kalın!

Yorumlar

  1. bu yazıyı okurken raftaki notos sayılarını kestim, bence çok güzel bir şey ama merak ediyorum semih gümüş hakkında ne düşüneceksin hihih
    arka kapak yazılarını okurken yalnızca ne kadar güzel olduğunu ve okur üzerindeki etkilerinden çok hafif bir tahlil havasını seviyorum ben, bunun tekniği nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhtemelen atölye bittikten sonra bir yazı daha yazar ve o zaman Semih Gümüş hakkında tüm deneyimlerimi paylaşırım (dedikodu demiyorum bak). Şimdiden bir şey söylemek için erken çünkü. Yoksa ağzım boş durmuyor benim.

      Tekniğini muhtemelen ödevlerimi değerlendirirken öğreneceğim ama söylediklerinde katılıyorum sana. Tahlil olayını seviyorum ama güzel olduğu konusunda editör zaten tam tersini söyleyecek değil. O yüzden o anda "bırak da bunu okuyucu söylesin" demek istiyorum o arka kapak yazılarına. Bakalım acaba ben becerebilecek miyim? :D

      Sil
  2. "Atölye" daha önce duyduğum bir kavramdı ama ne olduğunu düşündüğümde kafamda soru işaretleri oluşuyordu, bu yazı sayesinde kavramış oldum. Büyüklere yönelik ilgi duydukları alanda kurs gibi bir şey sanırım. Senin de ilgi duyduğun alanda bir şeyler yapabilmek, kendini geliştirmen çok güzel. Bunu bizlerle paylaşman da, teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atölye kelimesi benim için de bir muamma aslında. Msela anime atölyesi ile bu atölye çok farklılar ama tek bir ortak nokta söyleyecek olsam karşılıklı soru-cevap şeklinde gerçekleşen bir sistemi olduğunu söylyebilirim.

      Ayrıca destek olduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. ne denli insanın içini açan ve mutu eden bir söz öyle! sana da merhaba miya-san.
    umarım şimdi de aynı sevinçle güne başlamışdındır, böyle dedim çünkü yazını biraz geç okuma fırastına nail oldum. daha evvel benzer bir etkinliğe katılmamıştım, edebiyat ve yayın evleri açısından keyif duyulabilinecek zengin içerikli bir ortam gibi geldi. önemli olan senin keyif almış olman. benim en çok yapacağınız ödevler hoşuma gitti. katıldığım resim dersinde de, bir ara çizdiğimiz resimleri hoca sınıfa kaldırarak sınıfa sunar, herkes olumlu yada olumsuz görüşünü belirttikten sonra en son kurs hocamız düşüncelerini söylerdi. bunu bir ara dememe gelirsek, bizde bu yöntem fazla uzun sürmemiş dört dersin ardından artık ara sıra, hal almak üzere yapmaya başlamıştık. (sanırım gevşek bir sınıftık) ama inanki o anlar oldukça heyecanlanıyordum, bir başkasının yaptığım çalışma hakkında ne diyeceğini öğrenmek beni biraz geriyordu, çünkü olduğu gibi söylüyorduk. ama bunu yaparkende kırmamaya çalışıyorduk, nitekim her çalışma üzerinde bir emek yatıyor. sizin işiniz açısından da aynısını düşünüyorum. bence bireyin kendinde eksikliklerini görmeksi açısından güzel bir yaklaşım. tek olumsuz yani eksiklik babında değil, bazen benim hoşuma gitmeyen bir çizgiyi, başka bir arkadaşım sevdiğinde bir süre sonra görüşüm değişiyor, yaptığım işten haz alarak daha farklı bir yönden görme fırsatı yakalıyordum. bu yönden benim için bir artıydı. senin içinde öyle olacağını var sayıyorum. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam River! Güne sevinçle başlamayı seçenlerden oldum bugün. Yoksa uyandığım zaman aklımda bir şey yoktu. Buna da farklı bir açıdan bakmak deniliyor sanırım. :)
      Desteğin için çok teşekkür ederim. Ödev benim de ilgimi çekti, umarım senin dediğin gibi herkes dürüstçe ve birbirini kırmadan değerlendirir yazılarımızı. Açıkçası eleştirilmeyi sevsem de, bunun mantıklı olanını tercih ederim. Bu şekilde ona ulaşmış oluruz diye düşünüyorum.
      Bu şekilde ortak hobilerin insanı bir araya toplaması çok güzel. Umarım ben de senin kadar keyif alırım bu atölyeden. :)

      Sil

Yorum Gönder