Summer Wars



Son yazımdan sonra anime atölyesinin varlığı ve işlevi üzerine birçok soru ve yorum aldım. Öncelikle bu konuyla ilgilenen herkese teşekkür etmek istiyorum. Sonrasında da, biraz daha işlevsel yanından yani son gösterimde filmi değerlendirdiğimiz ve üzerine görüşlerimiz paylaştığımız söyleşi kısmından kısaca bahsetmek ve kendi düşüncelerimle harmanladığım bir yazı yazmak istedim. Fakat asıl amacım filme dikkat çekmek ve konuşulmamış şeylerin üzerinde durmak. Dolayısıyla Summer Wars filmini izlemeyenlerin tamamen anlayabileceği bir yazı olmayabilir. Ancak izlemenize katkı da sağlayabilir. :)

Başlarken yol haritasını kısaca çıkartırsam hem kendim için, hem de sizin için kolaylık sağlamış olurum. Genel sorunumun laftan lafa atlayarak konudan sapmak olduğu ve bu tür yazılarda da buna hiç gerek olmadığı için buna ihtiyaç duydum. İlk olarak filmin konusundan kısaca bahsedip sonrasında filmde öne çıktığını düşündüğüm maddeler hakkında yorumlarımı paylaşıp son olarak filmin görsel özelliklerinden bahsedip yazımı noktalayacağım. İkinci kısımda bahsedeceğim maddelerin filmin alt metni ile ilgili olduğunu belirtmeliyim, böylece filmi izlemeyenler isteğe bağlı olarak o kısmı okumadan geçebilirler.

1-Filmin Konusu 

Summer Wars, 2009 yapımı bir Hosoda filmi (hem yazan hem de yöneten kendisi). Hosoda'nın ismini özellikle andım çünkü Miyazaki ile olan ilişkisini bilenler için ne kadar mühim bir isim (hatta marka) olduğunu anlayacaklardır. Bilmeyenler için ise uzun uzadıya anlatamayacağım fakat Zamanda Sıçrayan Kız -The Girl Who Leapt Through Time- filminin yönetmeni olduğunu söylemem yeterli olur umarım. Bizim ülkemizde ifistanbul kapsamında gösterilmiş bu filmin konusuna gelecek olursam, şöyle özetleyebilirim: Esas kızımız olan Natsuki'nin büyük annesinin doğum günü ziyareti için memleketi Ueda'ya gitmesi gerekmektedir. Bir sebepten ötürü yanına Kenji'yi de alır ve tüm sülalenin bulunması gereken bu önemli toplantıya onu da götürür. Ancak hikayemizin asıl şekillendiği nokta Oz adı verilen bir sistemle ilgilidir. Vatandaşların sağlık, haber ve ihbar gibi çeşitli acil durumlarının iletildiği, bunun yanı sıra her türlü iletişimin, şirketlerin, trafik kaynaklarının ve oyunun da içinde bulunduğu bir sisteme sahiptir bu program. Dünyanın dört bir yanından insanların hem cep telefonu, hem game boy hem de bilgisayar ile bağlandığı Oz denilen bu programda herkesin bir hesabı vardır. Herkes derken sadece bireysel olarak düşünmeyin, bakanlıklardan tutun da itfaiyelere, ambulanslara hatta özel şirketlerin gizli kanallarına kadar kurumsal bir tarafı da vardır.

Misafir olarak kaldığı ilk gün,
summer wars
Yapay Zeka- AI Machine
Kenji'ye Oz kanalıyla bir mesaj gelir. Rakamların sıralanmış olduğu bir koddan ibaret olan bu mesajı bir tür matematik problemi zanneden ve çözmeye çalışarak aslında sisteme zarar veren bir yapay zekanın tuzağına düşmüş olur Kenji. Bu yapay zekaya ingilizcesinde Love Machine olarak çevirmişler. Dolayısıyla türkçesi de Aşk Makinesi olmuş oluyor. Ancak işin aslı öyle değil. Japoncasında AI olarak adlandırılmış; japoncada ai, aşk demek. Ama ingilizceden baktığımızda AI, artificial intelligence yani yapay zeka demek. Latin harfler kullanıldığı için düz mantıkla bunu "yapay zeka makinesi" olarak çevirebiliriz. Ancak o zaman "aşk makinesi" olarak çevrilmesinin mantığı ne, diye sourlabilir. Aslında tam da bu nokta algıyla ilgili olan bir şey. Makinenin alnının ortasında kalp işareti olması da bunu doğruluyor bence. Yani adı "aşk makinesi" ama anlamı yapay zeka. Bana kalırsa film ile dolaylı bir mantığı daha var ama o bende kalsın şimdilik.

Konusuna dönecek olursam (güya kısaca anlatacaktım), tuzağa düşen Kenji'nin hesabı bu yapay zeka tarafından çalınır ve sistemi sabote etmeye başlar. Bu şekilde bir sürü insanın ve kurumun da hesabını çalar. Bu işi çözmek kime kalır peki? Tabii ki kendini sorumlusu olarak gören kişiye ve sülaleye.

Bundan sonrası yani ikinci kısımda filmin alt metinlere yoğunlaşmak ve bunları biraz tartışmak istiyorum. Bu sebepten ötürü filmi izlemeyenler son kısma geçebilir. Ya da okuyup meraklanabilirler. Haberiniz olsun.

2-Filmin Olası Mesajları ve Alt Metinleri

Aslında genel olarak filmin yapay zeka ve geleneksel değerler (sülale kavramını başta bu nedenden ötürü kullandım) temalar üzerinden gittiği öngörülebilir. Ancak asıl önemli olanın bu iki temayı hangi yönüyle eleştirdiği ve/veya birleştirdiği. Teknolojiyi eleştirmek her ne kadar kolay olsa da, onu kullanmaktan bizi alıkoyan bir şey yok. Aynı şekilde geleneksel değerlerimizin yok olmaya yüz tutmasını da eleştirmek kolaydır, fakat kimse de bunun aksi için çabalamaya çalışmaz pek fazla. İşte asıl önemli olanın bu iki değeri tek bir çatı altında toplayıp her ikisinden de yararlanmaktır. "Pes etmemek" temasının yoğun olarak işlendiği shounen animelerde olduğu gibi bu filmde de elle tutulup gözle görülen ilk mesajın asla pes etme olduğu çok net bir şekilde söylenilebilir. Öte yandan yapay zekanın geleceği ile ilgili öngörülerde haksız olmadığı da aşikârdı. Tüm bilgilerinizin bir sistemde olup hepsinin bağlantılı olduğunu hayal edin. Hayal etmesi hiç de zor değil, çünkü şu anda buna oldukça yaklaşmış durumdayız. Sosyal medya mecralarının birbiriyle doğrudan bağlantılı olması, hatta cep telefonundaki oyunların bile facebook ya da gmail hesabı istemesi artık tekelleşen bir hesap sistemini gözler önüne sunuyor. Peki bunu hastanedeki kimliğimizden tutun da çalıştığımız yerdeki kimliğimize kadar her şeyle bağlantılı olması çok mu uzak? Değildir herhalde. Yaşayıp görürüz artık.

summer wars
Filmdeki en güçlü kadın büyük anneydi.

  • Filmin mesajlarından uzun uzadıya bahsetmek yerine alt metinlere yoğunlaşmak istiyorum biraz da. Bunlardan ilki, filmde hem esas kız Natsuki' nin hem de diğer tüm kadınların güçlü ve öne çıkan karakterlere sahip olması. Genelde shounen animelerde nadir olan bu durum, filmin genel atmosferinde kendini açıkça belli ediyordu. Bunun yanı sıra erkeklerin pasif olarak kaldığı filmin bir yerinde geçse de, aslında onların da kendi alanında çok başarılı oldukları her açıdan göz önündeydi. Bu noktada aile resinin kadın olduğu ve yuvayı dişi kuş yapar gibi beylik sözleri hatırlatmak isterim. Türkiye ile Japonya'nın geleneklerinin bazı yönlerden benzer olduğunu önümüze seren film, geleneksel aile yapısına çok güzel parmak basmış bence. Shounen'lerde erkeklerin gözünden olduğu için midir, nedir bilmiyorum ama kadınlar hep utangaç, çekingen, sessiz resmedilse de aslında güçlü, kararlı ve kendini adayan yapıları olduğu Summer Wars' da belirgin bir hâl alıyor. Sadece bunun için bile izlenilebilir bence.

summer wars


  • Madem geleneksel değerler ile başladık buradan devam edeyim o zaman. Değinmek istediğim bir başka nokta da bu geleneksel değerlerin aile bağlarını kuvvetlendirdiği ve teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin sevgiye ihtiyaç duyduğumuz. Bu konuda yemeklerin her daim birlikte yenilmesi ve kararların aynı anda duyurulması adetleri bu ailede hüküm sürüyor. Ve daha bir sürü alışkanlığın adetler çerçevesinde yapılıyor olması da epey göz önündeydi. Yapay zekayı konu alan bir filmde, görmeyi ummayacağınız şeyler bunlar.
  • Yapay zeka demişken, her zaman öğrenen ve kendini geliştiren bir sisteme sahip olan bu programların yenilmesi pek akla yatkın değil aslında. Her ne kadar hayali olarak bunu düşünsek ve filmlerde/animelerde bunu izlesek de gerçekte yapay zekayı yenen var mı, bilmiyorum. Filmdeki yapay zekanın da "her zaman merak etmeye" kodlanmış olması, ona öğrenme ve gelişme açlığını kazandıran bir durum. Hâl böyle olunca, yenilmesi de uzun bir süre alıyor. Zaten filmin ikinci yarısı boyunca da savaş havası hiç eksik olmuyor filmden. Yani demem o ki, sakın kapağına bakıp da aldanmayın. Ben bu filmi izlemeyi bir yıldır erteliyordum, darısı atölyenin başına oldu en sonunda. 

  • Dikkat çeken bir başka konu da, kompleksleriyle yaşayan Japonlar oldu. Özellikle söyleşide bu nokta çokça konuşuldu ve sorgulandı. Bunun hem bir handikap hem de bir yetenek olduğunu düşünenlerdenim ben. Filmin bir noktasında dünyaya düşecek olan uydunun bir nükleer santrale çarpacağı gösterildi. Bu şekilde oluşabilecek olan tehlike bir kıyamet yaşatacağı için önüne geçilmesi gereken bir tehditti. Mesela bu noktada nükleer santralin kullanılması cuk oturan bir göndermeden başka bir şey olamaz. Bir de şunu düşünün: Film 2009'da çıkmış, 2011'de Fukuşima da nükleer kaza oldu. Gerçi bu ikisini bağlantılı ya da öngörülme olarak değerlendiremeyiz çünkü sebepleri farklı. Ancak yine de insanlarda nükleer kazalar korkusu hâla var ve olmaya devam etmekte. Yine de bunu irdelemekten kaçınmıyorlar. Korkularının üzerine gidiyorlar olsa gerek, başka ne tür bir açıklaması olabilir ki?

Filmin ana mesajına değinmekten kendimi men ettim az önce. Çünkü yine elime hakim olamayıp uzun uzadıya her şeyi anlatmışım. Sanırım zaten siz de asıl mesajı anlamış olmalısınız. O yüzden ikinci kısma burada son vereyim. Konuşmak isteyen olursa da çekinmesin. Her şeyi konuşabiliriz.

3- Filmin Görsel Yönü

Anime, animasyon, manga deyince hepimiz çizimleriyle bizi ele geçiren eserleri anarız ilk. Bu filmin çizimleri bana başlarda çok garip geldi. Ama bunun sebebini daha sonradan anladım. Miyazaki ile benzer özelliklere sahip olan karakter çizimleri ile konuyu bir türlü bağdaştıramamış olmamdı. "Sanal dünya savaşlarında bu kadar yüzeysel karakter çizimi mi olur?" diye düşünmeden edemesem de aslında işin öyle olmadığını sonradan anladım. Arka plan çizimleri tek kelimeyle harika olan bu film karakter çizimlerini basit tutarak konuyla paralel gitmiş. Peki ne demek konuyla paralel gitmiş? Basit çizimlerle gelenekseli, ayrıntılı arka plan çizimleri ile modern teknolojinin nimetlerinden yararlanmış adeta. Elle çizilen ile bilgisayarda çizilen yerlerin farklılığı beni rahatsız ediyor gibi olsa da sonradan bunun güzelliğine de hayran oldum. Kısacası film, festivalde izlenmeye boşuna hak kazanmamış.


Bunun dışında benim söyleşiye konu olmasıyla dikkatimi çeken bir nokta daha oldu. Animasyonlarda kamera olmasa da bu filmde kendinizi olayın içinde hissetmenizi sağlayacak bir kamera vardı. Siz bir karaktermişsiniz ve diğer karakterlerin yanındaymışsınız gibi onlarla aynı hizada duran ve o açıdan çekim yapan bu kamera aslında siz oluyorsunuz. Böylece ailenin bir üyesi olduğumuzu kabul edebiliriz bence, olmaz mı? :) 

summer wars
Dediğim farkı anlayabildiniz mi?

Perdeleri kapatmaya yeltenirken son cümlelerimi toparlayayım bende. Doğum-ölüm, modern-geleneksel, kadın-erkek çatışmalarını ve/veya çıkmazlarını konu alan çok fazla yapıtla karşılaşmış olabilirsiniz. Ama bir de bardağın dolu tarafından yani bu ikilemlerin uyumundan ve uzlaşmasından bahsetsek nasıl olur? Bence bu film gibi olur. Ve bu film tadından yenmez olmuş. İlgilenenlere duyurulur.

Ve perde kapanır.



Yorumlar

  1. Güzel yazın için teşekkürler:)Maalesef kardeşimin cumartesi günü işi saat 2,5 civarı bittiğinden gidemedik biz:( Acaba biraz geç gitsek alırlar mı anime atölyesine.Çok istedim gitmeyi yaaa. Neyse kısmet değilmiş:)
    Ama yazınla birlikte Summer Warsı izlemeye karar verdim.:) Herkesle birlikte izlemek isterdim ama tek başıma internetten izlemek zorunda kaldım. Film cidden çok güzeldi.En çok o küçük 3 çocuğa güldüm:)Ayrıca bütün o karşılaşma olurken birinin beyzbol maçı izlmesi...challenge sahneleri çok güzeldi.Bilgisayar ortamındaki savaş güzel aktarılmıştı.Bu sahneleri bana Majin Tantei Nougami Neuro animesinde ki bazı bölümleri hatırattı.Orada da birisi siber ortamı ele geçirip insanları kontrol ederek suç işlemelerini sağlıyordu.Aynı şekilde güçlü bilgisayarlar kullanıyordu.Ve Neuro siber ortamına girip savaşıyordu falan işte.:)Bu arada nedense favori karakterim Kazuma oldu:)(saç şeklinden mi acaba)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğun için bende teşekkür ederim. :) Doğrusu bende bir saat kadar geç kaldım ama içeri girebiliyorsun. Öyle kapıyı kapatıp kilitlemiyorlar. Tabii filmi kaçırmak biraz kötü olabilir ama ortamı görmek açısından bir kere gelmeni isterim. :)

      Kazuma zaten çok harika bir karakter bence de. O üç afacan da çok sevimliydi, bende onlara çok güldüm. :) O animeyi izlemedim ama bu filmden sonra bu tür konular ilgimi çekmeye başladı, bir ara bakmak isterim unutmazsam. Yazı çok uzun olduğu için birilerinin okumasına bile şaşırdım doğrusu. O yüzden çok mutlu oldum, çok teşekkürler. :)

      Sil

Yorum Gönder