Şekersiz 21 Gün ve Ruh Sağlığım

Son günlerde çok hızlı bir şekilde değişen ruh halim bana "Menopoza mı girdim?" sorusunu sordurtmuş olsa da, işin aslını hep elle tutulur bir sebebe bağlıyor olmamız da beni kendimden iyice soğutuyor. Bazen hep eleştirdiğim ve karşı olduğumu savunduğum şeyleri kendim yapıyor oluşum gerçeğiyle karşılaşıyorum. Ve bu gerçek bana dehşet veriyor. Çünkü kişiliğimin bozuk olduğunu ve aslında görünmek istediğim kimliğimle asıl var olduğum kimliğin çeliştiğini gözler önüne seriyor. Kısacası, çarpık kişiliğim olduğunu kanıtlıyor.

Elbette buraya kendimi yerden yere vurmaya gelmedim. Özellikle de iki hafta boyunca içim dolup taşarken bloğa tek bir cümle bile yazamamışken... Hal böyle olunca birkaç gündür "Ne yazsam?", "Nasıl içimi boşaltsam?" gibi düşüncelerle boğuştum. Challenge yapmak istediğim için onunla ilgili mi yazsam yoksa son zamanlarda olup bitenleri mi anlatsam, bir türlü karar veremedim. Sonra dedim ki, kaldığın yerden devam et!

Nerede kaldım peki? Aslında ite kaka hayatımı devam ettiriyorum ama özellikle şu son birkaç günde ruh halimin yanar dönerli tavrı biraz kafamın tasını attırıyor. Çok kararsız, yerli yersiz asabi ve davul olmuş gözlerimle hiç olmadık zamanda ağlıyorum. Diyorum ya, menopoza girdiğimi bile düşündüm. Tabii dün perioduma girdiğimde durumun "elle tutulur" sebebi ortaya çıktı. Sanki elle tutulur bir sebebe bağlanması bu kadar önemliymiş gibi! Neyse, asıl değinmek istediğim noktaya yavaş yavaş geleyim yoksa başlık havada kalacak. Böyle değişik ruh hallerine genelde işlerim yolunda gitmediği zaman girerim. Ama burada belirtmek isterim ki, bir iş benim elimde olmadan yolunda gitmiyorsa bunun için üzülmek gibi bir alışkanlığım pek yoktur. Daha doğrusu bunu anlamsız buluyorum. Mesela şöyle örnek verebilirim: Şubat ayından beri yolunu gözlediğim Notos Editörlük ve Yayıncılık Atölyesi'nden mart ayında beklenmedik bir mail aldım. Mayıs ayındaki programları için kayıt yaptırabileceğimi söylediler ve bunu duyunca havalara uçtum.  Ancak geçen hafta yine beklenmedik bir maille eğitmenimizin bir ameliyat olması gerektiğini ve ilk defa programı ertelediklerini söylediler. İlk başta biraz canım sıkıldı, sonra kısmet değilmiş diyerek durumun iyi yönlerini gördüm. Eylül ayında müsait olursam yine kayıt olacağım. Umarım o vakitte daha iyi olur.

Heh, mesela bu olayda gerçekten üzülmedim. Çünkü elimde olmayan şartlardan dolayı böyle olmuştu. Fakat benim ruh halimdeki bozulmaların sebebi hayat düzenimle paralel gidiyor. Bu yüzden bozuk düzenimi gözden geçirmeye karar verdim. Öncelikle işlerimi uykusuzluk ve yorgunluk gibi sebeplere bağlayarak aksatıyordum. Bunların kaynağına indiğimde ise ilk gözüme çarpan şey kararsızlığım oldu. Gün içinde çok kararsız kalıyorum bir süredir. Ne yiyeceğime, ne giyeceğime, nerede ders çalışacağıma bir türlü karar veremiyorum. Bunları belli şartlarla bir sıraya soktum. Mesela dersi okulda çalışacağım. Yemeği mümkünse yanımda götürüp okulda yiyeceğim. Temizde ne varsa hava durumuna göre onu giyeceğim. Bunlar zaten bu şekilde olması gereken şeyler. Önemli nokta ise, uyku düzeni. Artık öğle uykusu uyumayacağım. Misal, salı günleri iki dersim arasında beş saat boşluğum var diye yurda gidip öğle uykusu uyuyordum. Oysa o kadar çok da yorulmuyorum. Bütün bunların psikolojik olduğuna inanıyorum. Bu sorunu yine psikolojimi düzelterek çözeceğime inandığım için de bir fikir edindim. Hem bana sempatik görünecek, hem de challenge tadında bir zevk verecek. Hazır mısınız?

Yorgunluğun ve fazla uykunun sebebini ne erken kalkmaya ne de strese bağlamak istiyorum ve suçu rafine şekere atıyorum! Kendisi ile yeni tanıştığım biri bana hayatından rafine şekeri çıkardığını söylediğinden beri aklımda olan bir şeydi bu. Dün de youtube'da #şekersiz21gün adında bir meydan okumanın olduğu video izledim. Elbette hemen yapasım geldi. Zaten oradaki diyetisyen-youtube kanalının sahibi de yorgunluktan şikayet ederek buna başlamış. Bu şekilde çözüm fikri ayağıma gelmiş oldu ve bende ruh sağlığımı ciddiye alarak buna başlamaya karar verdim.

Aslında bunu bir challenge fikri ile birleştirecektim, hem de aklımda müthiş bir fikir vardı. Ama ilk yazımın challenge'lı olmasını istemedim. O yüzden haftaya bir challenge olacağını şimdiden haber vermek istiyorum. Eğer bir fikriniz varsa, ririninrorosu@gmail.com'a mail atın. Hazır havalar güzelleşmişken dışarılarda bir challenge yapalım. Bence güzel olur. :)

Birazcık fikirden bahsedip kaçacağım sonra. Rafine şeker dışında doğal şekerleri yiyebileceğiniz bir 21 gün hayal edin. Aslında olması gereken bu gibi. Ambalajlı yiyeceklerden uzak durmak zor olacak olsa da, ben sonucu çok merak ediyorum. Sabah kalkıp yürüsem bile kendimi zinde hissedemiyorsam, bence ortada bir sorun vardır. Tüm meyveler, kuru kayısı, kuru üzüm, pekmez, bal gibi doğal tatlılar yenilebildiği için aslında tatlı ihtiyacını cevapsız bırakmış da olmuyoruz. Bunu söylerken kaşık kaşık tahin-pekmez yediğimi de belirteyim. :D

Bugün ilk günüm. Şimdilik güzel gidiyor ama en çok 5. ve 6. gün zorlanıldığını duydum. Bakalım sonuç ne olacak, merak ediyorum. Umarım ruh sağlığıma iyi gelir ve hayat düzenimi yenilerken yorgunluktan eser duymam. Buna ihtiyacım var şu aralar.

Epey "ben"cil bir yazı oldu bu. Neyse yazmış bulundum artık. Hoşça kalın!

Yorumlar

  1. sugar diye bi belgesel izlemiştim, ondan sonra şekerden tiksinip kendiliğinden yemez olmuştum. hala rafine şeker görünce irkiliyorum, marketten ne zaman sağlıksız bi şeyler alsam kasada utanıyorum :/ ben de katılacağım, challenge yazısını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şekersiz beslenme ruh halimizi daha iyi yapmasa bile dengede tutacaktır bence, umarım yani :)

      Sil
    2. Buna gönülden inanıyorum, yani gerçekten "sağlıklıyım" düşüncesi bile bana huzur veriyor. O yüzden dengede tutmamasa bile dengeye yaklaştıracağını düşünüyorum. :) O zaman da, artık biraz daha sağlıklıyım düşüncesi var olacak. Ayrıca marketten sağlıksız bir şeyler alırken bende çok utanıyorum. Katılmana sevindim, kolaylıklar diliyorum. :)

      Sil
  2. Bazı konularda kendine haksızlık ediyorsun sanki. Mesela çarpık bir kişiliğinin olduğunu yazmışsın ama insanoğlu değişken değil midir ? Bugün sevmediğini yarın sever ; bugün sevdiğini de yarın sevmez. Bu bizim tabiatımızda olan bir şey. Hatta bu değişiklik her ne kadar insanı rahatsız etse de farklılık olacağı için insan bu değişikliklerle kısa bir müddet kendinden kaçtığı, sınırlarını yıktığı için kafasını boşaltabilir -tabii alışkanlık haline gelmediği müddetçe-. Ya da yazının sonunda "ben"cil bir yazı olduğunu yazmışsın ama bu durumda kendinle çelişmiyor musun ? Üstte çarpık kişiliğinden ve alt kısımda "ben"cillikten bahsediyorsun, sayfanın en üstünde ise Riri'nin Roro'su olduğun yazıyor. Eğer Riri'nin Roro'suysan kendinden bahsetmen neden "ben"cillik olsun ? Sen "ben"cillik desen de yazılarını okurken keyif alıyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun zamandır böyle bir eleştiri almamıştım. :) Annem ve bazı arkadaşlarım bana bunu hep söyler. Yani kendime karşı haksızlık ettiğimi... Ama bu haksızlıkla senin dediğin aynı mı, bilemedim. Çarpık bir kişilik derken, gerçekten söylediğimle yaptığımın bir olmayışından dem vurmak istemiştim. "Ben"cil konusunda ise savunmamı yapamayacağım, çünkü haklısın. Bloğu kendim ile ilgili yazıyorum ama yine de konusunun "ben" olmasına hala alışamadım sanırım. Bilmiyorum, bazı kişisel blogları okurken insanların kendisinden bahsetmelerini seviyorum ama sanki ben yapamazmışım gibi geliyor. Bir tür aşağılık kompleksidir belki de?

      Sil
    2. Şimdi işler daha da çelişkili bir hal almaya başlamadı mı ? Özellikle son cümlene binaen söylüyorum : Aşağılık kompleksine sahip insanların ekserisi bunu fark etmezler. Sen fark ediyorsun o hâlde neden aşağılık kompleksin var ? Yada gerçekten böyle bir komplekse sahip misin yoksa bu sadece bir bahane mi ?

      Aklıma gelen farklı bir bakış açısı ise özgüven eksikliği oldu. Diğer blogların yazdıklarını beğenirken, kendi yazdıklarını "ben"cil bulman kendini yetersiz hissettiğinin göstergesi değil midir ? Gerçekten yazıların gayet eğlenceli, bu düşünceler ortadan kalkarsa -varsa tabii- daha da eğlenceli olacağına şüphe yok. :)

      Sil
    3. Aşağılık kompleksine sahip olan insanların bunu fark etmedikleri yanlış. Bunu fark ederler. Ve kompleksi de bilmediğim için soru şeklinde sordum, olup olmadığını bende bilmiyorum. Kısacası bahane değil. Ayrıca bunu sana bahane etmeye neden zahmet edeyim ki?
      Kendimi yetersiz görmüyorum, "ben"cil deyişim bu yazıda sadece kendimle ilgili konulardan bahsettiğimden ötürüydü. Yazılarımı sen eğlenceli olarak görüyor olabilrsin, ama benim böyle bir amacım yok. Ben sadece yazıyorum çünkü bunu seviyorum.

      Sil
  3. En başta Noir'a katıldığımı söyleyerek yorumuma başlamak istiyorum Rorocum, kendine haksızlık ediyorsun cidden. Şimdiye kadar kişisel blogun olduğu ve dilediğince yazmana ket vuracağı düşüncesiyle bu fikrimi kendime sakladım. Umarım sadece burada yazarken bu kadar acımasızsındır kendine, böyle avunmayı seçiyorum şimdilik :)
    Challenge'ın çok ilgimi çekti (yine) ve şekeri korkunç tükettiğim için böyle bir şeyi beklediğimi fark ettim :D 21 gün şekersizlik çelıncına sen önden başlamış ol o zaman, biz pazartesi başlayalım olmaz mı ki? (Bu arada yazıda mail adresini yazacağın yere yanlışlıkla blog adresini yazmışsın canım. )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım challenge'lar almış başını giderken asıl noktayı kaçırdım. Hep kendi moralimi düzeltmek ve irademle savaşırken eğlenmeyi hedef alan meydan okumalar düzenlemiş olsam da, bu kendime acımasızlığımı hiç fark etmemiştim. Dediğim gibi, annem ve arkadaşlarım da söylüyordu arada ama tam olarak ne olduğunu anlamamışım herhalde. Gerçekten, bu konuyu hiç düşünmemiştim. O yüzden biraz şaşırdım şu anda. :) Aklıma ilk gelen şey de, aşağılık kompleksimin olup olmadığı oldu. Emin olamadım şimdi.
      Tam challenge adını vermek istemedim ama özünde mis gibi bir challenge fikri ilde doğmuş. O yüzden birkaç kişi ile yapmanın çok daha özendirici olacağını düşünüp katılmana çok sevindim. Bende biraz şeker bağımlısıyım, umarım bizi zorlamaz. :D Uyarın için de çok teşekkür ederim, hemen düzelttim sayende. :)

      Sil
  4. Bu şekersizlik çok zor bence yani. Ben bunu yapabileceğime inanmadım o yüzden hiçç girişmedim bu işe. Valla sana kolay gelsin Roro-san :D Yorumları da okudum ve kendine haksızlık dikkatimi çekti. Bu konuda çok bir yorumum ya da düşüncem yok. Ama bencil olarak nitelendirilen yazıları severim. O insandan bir şeyler görürsün ve hatta sen de o insanda kendinden bir şeyler bulabilirsin. Bence bencil yazıların amacı bu. Ben iddia ediyorum ki her yazıda bir parça bencillik vardır :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bence de hiiiç girişme çünkü bende gün için ara sıra neden giriştiğimi sorguluyorum :D Çok zor bir şey değil aslında ama yine de zorluyor insanı. Özellikle de yoğun şeker tüketimine alışmışsak...

      Başlıktan al haberi diyebiliriz bu konuda. Ruh sağlığım şu aralar biraz sallantıda, o yüzden kişiselliğimin dibine vurarak yazıyorum sanırım. Yine de iddianda haksız sayılmazsın sanırım. Her yazıda bir parça var bencillik.

      Sil

Yorum Gönder