Kurgudan Çıkan Gerçeklik: Tüketmek

Geçen gün Fair Trade denen bir şey öğrendim. Ve neden bilmiyorum ama aklımın ucundan dahi geçmeyen şeylerin var olması, üstüne üstlük başka insanların bunlar için didinip durması beni birazcık ürküttü. Böyle bir şeyi yeni öğrenmiş olmam ise işin daha da korkuncu. Güya her gün yeni şeyler öğrenip kendimi geliştirmek adına üniversite sıralarında omurgamı yamultup sırtımı ağrıtıyorum. İşte, aslında her şey bundan ibaret değil. Pratiğe dökmedikten sonra öğrendiklerimizin beynimizde yer kaplamasından başka bir anlamı var mı? Oysa ki öğrenip başkalarını bilgilendirmek gibi basit bir pratiğe dökme yolu varken yan gelip yatmak benim gelenekçi yanıma biraz aykırı sanırım. Yine de bu konuda anarşist olmak istiyorum.

Bazen neden insanların bağış yaparken aynı zamanda kendileri için her ay maaşlarını boşalttıklarını gerçekten çok merak ediyorum. Bence bu tam da dünyanın bizi sürüklemek istediği nokta. Bizim kendimizden başka hiçbir şey düşünmememizi sağlarken bunu bize çaktırmaması ve dünyanın hala yaşamaya devam etmesini (eğer bu şekilde yaşanılmaya değer bir yerse tabii?!), bir şekilde döngünün durdurulmamasını amaçlayan bir kurgu. Daha açık bir şekilde ifade etmem gerekirse şöyle de düşünebiliriz sanırım: İnsanlar kendilerinden başka bir şey düşünmez ise hiç kimse başkasının işine, gücüne karışmaz. Bu şekilde dünyayı daha iyi bir yer yapma ya da daha kötü bir yer yapma gibi bir kaygı taşımadan akışa kapılırız. Bu akışın sonunda ölür gideriz ve geride kalanlar da aynı şekilde buna devam eder. Fakat düşünen hayvan olarak anılmamızın bir sebebi varsa bence bu gidişatın bir şekilde önüne geçilmesi içindir. İşte bu noktada dönüştüğümüz tüketim toplumuna karşı bir duruş belirlememiz gerektiğini düşünüyorum. Tamam, hiçbirimiz bu noktada artık tüketmekten vazgeçecek değiliz. Bu bir gerçek. Ancak döngüye, akışa, tüketime, ya da artık adına her ne dersek, bu olayın gerçekliğini görmeye başlamalıyız bence. Ve inanın, bunun eğitimsizlikle bir ilgisi yok.

Bu konuyu durmadan eğitime bağlamak gibi bir niyetim yok aslında. Sadece üniversiteye giden ancak düşünme yetisinden yoksun olan insanlar için üniversite girişlerine konulan gişelere bununla ilgili de bir sensör yapılmasını rica ediyorum. Lütfen. Üniversiteyi gözümde büyüttüğümden değil ama gelecek nesil olarak aklımızı daha çok kullansak olmaz mı? Mesela hala yerlere izmarit atmasak? Ya da yemeyeceğimiz yemeği almasak? Kısaca o çok eleştirip yerden yere vurduğumuz kapitalizme saçma sapan yollarla destek verirken ikiyüzlü maskemizi çıkarsak? En azından o maskeyi çıkararak biraz daha dürüst tüketici olabileceğimizi sanıyorum.

Ne kapitalizme karşıyım, ne de tüketmeye. Tek karşı olduğum şey düşümemekte ısrarcı olmaya. Bunun altını çizdikten sonra Fair Trade konusuna geri dönebilirim sanırım. Kısaca açıklayayım: Sermayesi olmayan veya daha açık ifadeyle gelişmekte olan ve gelişmemiş toplumların uzmanlık kazanmasına yardımcı olmak için ticari kurumların ürünlerini o ülkelerde/toplumlarda üreterek hem onların iş gücünden yararlanmasını hem de o ülkede para akışı sağlamayı amaçlayan aynı zamanda orada yaşayan insanların işi öğrenmesini amaçlayan bir organizasyon. Üstelik yine gelişmekte olan ülkelerde üretilen ürünleri de almaya pozitif ayrımcılık yapan bu düşüncenin kurumu bile var ve yaklaşık yirmi ülkenin bu görüşe destek verdiği söyleniyor . Benim gelmek istediğim nokta ise bu organizasyonun fikir olarak kendi içindeki çıkmazları. Yani böyle bir olguyu ilk düşündüğünüzde "aa ne güzel" diyebilirsiniz. Ama aslında önüne geçilmek istenen çocuk işçileri ya da düşük maaşla çalışan işçileri bir kenara atamaması. Bu görüş gerçekten desteklenemez aslında. Çünkü diğer türlü hesabını pahalıya öderiz. Fakat sanılmasın ki temkinli davranmamız gerekiyor. Biz ne yaparsak yapalım, dünyanın bu halinden sonra artık hiçbir şeyin önüne geçemeyiz. Fakat lütfen, bunun birazcık farkında olalım. Şuurlu olalım.

Peki neden çocuk işçileri ve düşük maaşla çalışan işçileri destekliyor? Çünkü bu mesele, en çok kârı kazanmayı odaklayan şirketlerin işine gelmiyor. Öyle olunca da o çok bilindik markaların üretim fabrikalarında çalışan kişiler mağdur insanlardan başka kimseler olmuyor. Yani özünde dünyanın iyiliğini düşünen bu fair trade olayı, aslında bir oyundan veya illüzyondan ibaret bir şey haline dönüşüveriyor. Yine de adamların hakkını yememek lazım, düşünme yetilerini kullanıyorlar en azından.

"Öleceğiniz zamanı bilip o zamana kadar ölümünüzün nasıl olacağını düşünmek ister miydiniz? Yoksa öleceğiniz zamanı bilmek istemez misiniz?" Belki de bu sorunun cevabına göre bilinçli olmanın kötü yönleri de vardır. Kafam biraz karışık sadece. Kafa karışıklığı iyi olsa da, tartışılmadıktan sonra delirmeye kadar gidebiliyor. Bilginize...

Yorumlar

  1. Tek bir şey diyebilirim zira bana pek söz kalmamış zaten. Haklısın Roromiya-san. O kadar haklısın ki aynen den başka bir şey düşünmedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir nebze bile olsa dikkat çekebildiysem, ne mutlu bana.

      Sil
  2. Ben de son zamanlarda kendi kendime çok düşünüyorum, kapitalizm-sosyalizm vs hakkında. Eskiden kendimi solcu olarak tanımlardım ama şu an tanımlayamıyorum, bütün insanların eşit olmasına, eşit şekilde maaş alması fikrini bana mantıklı gelmiyor nedense. Belki de gerçekten insanlar eşit değil ve bazılarımız bazılarımızdan daha üstün ve daha iyi hayat için daha çok çalışıyorlar ve belki de daha fazla hak ediyorlar. Kendime liberal de demiyorum ama sanırım bu fikre daha çok ısınıyorum sanırım. Fair Trade'i ise sanırım tüm firmalar kullanıyor. Tüm büyük markaların aslında üretim yeri, ya tayvan ya çin ya fransa. Ucuz işgücü sanırım tek nedeni de, bilmiyorum da pek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kapitalizm ve sosyalizm gibi konulara girince insan işin içinden çıkamıyor zaten. Hele de başka birinin ağzından okuyup dinliyorsan. Çünkü hepsinin eleştiriye açık tarafları var. Bir konum seçmek, kendimizi tanımladığımız bir taraf seçmek istiyorsak iyisiyle kötüsüyle onu kabul etmemiz gerekiyor. Ama onu bile seçmeye gönlümüz el vermiyor doğrusu.

      Bu fair trade'in asıl amacı o gelişmemiş ülkelere para kazandırmak aslında. Ama nasıl oluyorsa hepsi gelişmemiş ülke olmaya devam ediyor. Gerçekten içinden çıkılmaz bir olay.

      Sil

Yorum Gönder