Üzerine Sifon Çekilen Bocalama Evresi



Herkese selamlar, hayatımın bocalama evresine gelmiş bulunmaktasınız. Umarım canınızı çok sıkmam fakat benimki felaket sıkkın bir durumda. Sıkkın dediğime bakmayın; öyle yemeden, içmeden kesilip sürekli kara kara düşünüyor değilim. Hatta işin ilginç yanı, bocalıyor oluşumun gayet farkındayım. Peki aklım bu kadar başımdayken ve şuurum da bir hayli yerindeyken, neden bocalıyorum? İşte. Bazen sadece bocalarsınız...

Açıkçası kendimi kararsız bir insan olarak gördüğümü söyleyemem. Hele öyle kıyafettir, derstir, kitaptır mevzuularında hiç kararsız sayılmam. İstiyorsam, ihtiyacım varsa ya da bu kadar ucuza bulmuşken alayım, demişsem yani aklıma yatmışsa bir kere, karar verme aşamam otuz saniyeyi geçmez. Belki de olaylara bu kadar basit yaklaştığım için kendime kararsız demeye çekiniyorum. Ancak ne zaman hayatımdaki değer verdiğim insanlarla ilgili bir durum var, işte o zaman kararsızın önde gideni oluveriyorum. Elbette herkes hayati ve gelecek planları yaparken biraz daha fazla düşünüp kafa yorar. Ya da çok sevdikleri insanları ilgilendiren bir karar vereceklerse bocalarlar. Fakat benimki biraz farklı. Sanırım...yani...

Bocalayışımın sebeplerine girmeden önce, bu yazıyı "bittiğini umduğum bir bocalayış"ın üzerine yazdığımı belirtmek isterim. Yaklaşık üç saat düşünmenin bir ürünü olarak karnıma ağrılar girmişti az evvel. Ancak karar verdiğim anda tuvalete gitmemle hem karın ağrımdan hem de tereddüdümden kurtulmuş oldum. Doğru kararı verdiğimi düşünüyorum. Dolayısıyla bocalayışım bir sifonla son buldu. Elhamdülillah...

Artık bocalama sebeplerime geçebiliriz sanırım. Böyle yeni bir konuya giriş yapıyor gibi gelebilir ama cidden uzun uzadıya yazmayacağım. Sonra okuması beni bile geriyor. Muhtemelen sizi de sıkıyordur. Neyse. İki nedenden ötürü yaklaşık bir buçuk haftadır bocalama evreninde nam salmıştım. Bunlardan ilki gayet basit ve olağan olan, her gencin yaşadığı ama benim biraz geç girdiğim bir dönem. "Ne yapıyorum ben?" Gerçekten ben ne yapıyordum? Okuyorum, öğrenciyim evet ama ne yapacağım ki sonra? Okul bitince ne olacak gibi hiç de telaşa gerek olmayan hatta geç girdiğim için hiç de pişman olmadığım bir dönemdi. Bölümümü ve okulumu isteyerek tercih ettiğim ve okula başladıktan sonra daha da çok sevdiğim için bu konuda aklımda bir soru işareti yoktu. Ve gerçekten zamanında kendim için doğru bir tercih yapmış olmama hayret ediyorum. İyi ki yapmışım!

Gel gelelim, okul bittikten sonrasına... Yakın zamanda gitmiş olduğum bir girişimcilik günleri konferansı vardı. Oradan etkilenmem ve eski okulumdan aldığım güzel bir teklif ile ikisi arasında gelgitler yaşadıktan sonra, her ikisini de sırayla ve ilerlemeyle gerçekleştirme kararı aldım. Açıkçası bu durumda bile bocalamayı başarmıştım ve sağ olsun ki Manisalı imdadıma yetişerek bana destek oldu. Aklımdakileri söyledi ve genelde böyle zamanlarda bana tokat atıp yanlış düşündüğümü yüzüme vuran arkadaşım -sanırım- ilk defa "çok güzel" dedi. Konuyu biraz daha derinlemesine konuştuktan sonra kararımı onayladığını gördüğüm zaman içimden bir "işte bu kadar" deyiverdim ve konu kapanmış oldu.

İkinci sebep ise, yurt hayatının kişiliğime verdiği olağanüstü felaketlerden kaynaklanıyordu. Yılın sadece tek dönemi yurtta kalıp diğer zamanlar evimde kalıp uykusuz ve yorgun geceler geçirmeyi göze alıyordum. Ancak bu yıl derslerimin yoğun oluşu ile iki dönem de yurtta kalmaya karar vermiştim. Fakat neredeyse iki hafta olacak ve ben uykusuzluktan şapşallığın dibine vurmuş, düzenimi kuramamaktan derslere de adapte olamamış bir haldeyken son darbe ile aklım başıma geldi. O son darbenin boyutu değil önemli olan, küçücük olmasına karşın irademin sallantısıyla mahvoluşumu göstermesiydi asıl hikaye. Böylece bu hafta sonu eve geri dönmeye karar verdim.

Hadi, dürüst olayım biraz. Yurttan ayrıl(a)mayışımın büyük etkenlerinden biri de oda arkadaşlarımdı. Onları üzmek veya kırmak istemiyordum çünkü sorunun kendilerinden kaynaklandığını düşünebilirlerdi. Ben olsam şahsen, öyle düşünürdüm. Ama asıl olay o kadar basit değil. Ben kimseyle birlikte uzun süre kalamıyorum. Dediğim gibi, kişiliğim değişiyor ve hoşlanmadığım bir yöne doğru evriliyor. En iyisi yol yakınken dönmek.

Kısacası aslında kendi isteklerimi ne zaman göz ardı etmeye başlasam bocalıyorum. Onu, bunu öne sürerek kendi iç sesimi duymamazlıktan geliyorum. Oysa kendi istediğimi uygulasaydım boşuna yurda taşınma işleriyle yorulmayacaktım. Şimdi bir de tekrar toparlanıp geri dönme işleri çıktı başıma. Havaları saymıyorum bile. Moralimi çok bozuyorlar. Benim tanıdığım şubat hiç böyle değildi...

Gece gece iyi çenem açıldı. Sanırım biraz da çeviri yaparsam sabahı görürüm. Haydi o zaman, iyi geceler herkese!

Yorumlar

  1. sıkıyor mu? asla bu şekilde düşünmedim miya-san yazdıklarını okurken, sen de düşünme, sonuçta burası senin içinden gelen düşüncelerini kondurduğun bir yer. ve sana da merhabalar. merhabalar dedim keza, gün ne geceye dem vurmuş, nede öğle vaktinin izlerini taşıyor. böyle belirsiz zamanları sevmiyorum. kendimi zamanın olmadığı bir evrende hissediyorum. umarım taşınma işlerini artık kolaylamışsındır. çevrende kimi anlar; 'işte bu' diyip yanında duran yahut silkelenmeye yardımcı olan insanları görmek her daim mutluluk verici. senin adına bu açıdan sevindim, hem eski okulundan aldığın haberde mutluluk verici. dilerim her şey gönlünce olur. fakat öte yandan, kendi istediklerini göz ardı edinmeye çekinme, kulak ver. evet, bazı şeylerin demesi kolay, uygulaması zor. bilhassa bu gibi konularda, insan kimi anlar tereddüt yaşayabiliyor alacağı kararlar konusunda "ya öyle olmazsa" diyerek "ya" ların ikilemine düşüyor. fakat keşkeler ve iyikilerin arasında kalmaktansa içindeki sese kulak vermek en iyisi. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar ve günaydınlar. O vakitleri biliyorum, hava karanlıkken metrobüse binip üç durak sonra inince havanın açmış olmasına şaşıp kalıyorum. Belki sevinmem gerekir ama zaman algımı öldüren bir durum aslında. "Bazı şeylerin demesi kolay, uygulaması zor." İşte nedendir bilinmez bende de tam tersi bir durum. O yüzden bana söylemesi zor gelen şeyleri başkasından bekleyebiliyorum bazen. Yani buna ihtiyacım var gibi. Sanırım küçük iyi kiler beni büyük bir keşkeden kurtaacak. O yüzden de bu bocalamaları yaşamam gerekiyormuş gibi hissediyorum. Yine de bazen can sıkıyor. Tüm dileklerin için ne kadar teşekkür etsem az, umarım senin de her şey gönlünden geçtiği gibi olur. :)

      Sil

Yorum Gönder