Hastalık Hastası 2

Ders çalışmaktan kaçıyorum ya, her türlü aciliyeti olmayan iş yapılır bu dönemdeç Ve bunlara blog yazısı yazmak da dahil. Hayati önem taşıyor sanırsın...

İç sesime bir ara verip şu şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyorum. Biricik oda arkadaşım Tokatlı'nın seçkisindendir, bakalım beğenecek misiniz? 

Geçen yazıda bolca şikayet ettiğim yetmiyormuş gibi içimde kalanları biraz daha dökmek için devam yazısı yazayım dedim. Aklımda "şunu da yazayım ha" dediğim birçok zırvalığı yazmayı unutmuşum. (İçimde kalırsa bir yerim şişecek sanki...) Şaka bir yana, gerçekten yazınca iyi hissettiğim için, resmen hastalığıma şifayı blogda arıyor oldum. Yoksa yarınki finalimle hiçbir alakası yok bu oyalanmanın... Asdfghjk.

Hani bir önceki yazıda fotoğrafta görmüş olduğunuz çay var ya, şu aralar adeta beni mutlu eden sağlam şeylerden oldu. Hatta listemde ilk sırayı almaya aday bile. Aslına bakarsanız kendisi açık yeşil çay, üç dilim limon ve bir adet kabuk tarçından ibaret. Fakat o demliği evde bulunca kendisiyle evlenmek istedim adeta. Öyle ki, farkında olmadan her gün 3-4 kupa yeşil çay içiyor buldum kendimi. Tabii sonradan kafein bağımlılığım olacak diye bazı günler içmemek için kendimi zaptetmeye çalıştım. Şu anda da artık yarısına kadar su koyup iki bardak içiyorum. Yine de aşığım bu zevke! Çikolatadan daha uzun süre haz veriyor bana ve en güzeli ise kendimi suçlu gibi hissetmiyorum içerken. Aşkım benim ya...

Dünkü yazıya değinmişken, o yazıyı yazdıktan sonra -yani ertesi gün- kendimi daha da kötü hissetmeye başladım. Hasta olduğumu resmi bir şekilde kabul edip bunu ilan edince hastalığımın dozu artmış gibi. Öyle ki, öksürdüğüm anda boğazımdan öküzler kaçıyor ve çıkarken toynaklarıyla tüm bademciklerimi yırtıyorlar adeta. Öksürsem mi, öksürmesem diye düşünüyorum o yüzden bazen... (İyice kafayı sıyırdı.) Galiba bu hasta olma ruh haline kendimi biraz fazla kaptırdım. Kalan beynimi de hasta etmiş olabilirim. 

Öksürük demişken boğaz pastilleri bir işe yarıyor mu? İlaç alasım var ama doktora gitmek istemiyorum. Eğer öneren olursa alırım. Ateşim gitti ama bu sefer de burnum tıkanmaya başladı. Yine de ağzımdan nefes aldığım sürece onu pek takmıyorum. (Koku almanın zaten bir önemi yok, değil mi??)

Bir de spor demişken egzersize başlayayım bugün dedim. Beş dakika ısınma hareketi yaptıktan sonra yorulup bugüne teslim edilmesi gereken ödevimi yapmaya başladım. Nasıl bir bünyem varsa ya da o bünyem ne kadar tembelleşmişse artık, beş dakikada YORULDUM! Ölecek gibi hissediyorum, hiç bu kadar kendimi halsiz hissetmemiştim. Acama takviye bir şeyler mi alsam? Şu reklamlarda çıkan supradyn'i merak etmiyor değilim. Alsam mı ya? Bırakınca halsizlik yapar mı ki? 

Bu arada 20 yıl önce bugün doğmuşum. Doğumum da zor olmuş, galiba ölümüm de öyle olacak. İnşallah olmaz ama. Ne etrafımdaki insanların benden çekmesini istiyorum, ne de kendi vücudumdan çekmeyi... Ani olmasın, ailem üzülür. Zaten hep bir şekilde hastalanıp öleceğimi düşünüyorum. Sanırım hastaneye gitmekten hep kaçındığım için. Ama hasta olup sürünmeyi gerçekten istemiyorum. Bir de ben kendimde güç bulamayabilirim iyileşmek için. O yüzden sürünmeden ama öleceğim belli olacak bir şekilde ölmek istiyorum. Bu yılki dileğim bu olsun. Bir de 21 yaşıma girmek korkutucu. İşe başlayıp evlenmek gibi hayallerimi hep 23'ümde gerçekleştireceğimi düşünürdüm. Ama şimdi bu kadar acele etmek istememekle, belirsizliğin verdiği korku arasında tıkanmış gibi hissediyorum. Sanırım kendimi yaşlı hissediyorum.

Bence bugünlük yeter. Hadi biraz da sosyal teori çalışalım. Yarın ilk defa ders anlatacağım, umarım herkes "the philosohophy of money"i anlar. Cidden sağlam bir konu. Teşekkürler Simmel!

Ve okuduğunuz için size de teşekkürler! Hoşça kalın, sağlıcakla kalın!




Yorumlar

  1. eneee geçmiş doğum günün kutlu olsun roromiyaaa
    çok geçmiş olsun. pastil yerine çok bilinen bi tarif versem?
    taze zencefili rendele, içine bak karabiber koy hüplet. cayyyyırrr cayyyırrr yakacak ama sonrasında kara görünüyor. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bal olcak bu arada o, yanlışlıkla bak yazmışım

      Sil
    2. Teşekkür ederimmm, hem doğum günü hem de geçmiş olsun için. :)
      Bir şey soracağım ama gülebilirsin. Hüplet derken burnumdan mı çekeceğim yoksa yiyecek miyim? Ya da kaynatıp içecek miyim? :D Hepsini yapma potansiyelim var benim, yeter ki iyi gelsin.

      Sil
    3. amanın dur :D burnundan çekmiceksin, kaynatmıcaksın da :D zencefil balla karıştığında sulanıyor, bardakta yaparsan içebilirsin o şekilde. çok fena hasta olmalısın ya üzüldüm valla... bi de sinüzitin varmı bilmiyorum, "sinus rinse" olayı da ona çok iyi geliyor biraz iğrenç olsa da :D youtubeda vidyoları var. tühh yaa napsakki başka.. asıl doktora gitmen lazım senin ama pek adetin değil sanırım.

      Sil
    4. Adeti bırak, doktora gitmem için önce boş günümün olması lazım. Ah şu finaller... deyip geçiştirmek istiyorum. Tamam o zaman şimdi yapıyorum ve tadı umurumda değil, gümletirim ben onu hemen. :D Gerçekten çok teşekkür ederim, bir umuda ihtiyacım vardı ve sayende bulmuş oldum. :))

      Sil
  2. öncelikle geçmiş doğum günün kutlu olsun miya-san. şu an bu yazını daha evvelden görmeyi isterdim. çünkü bana kalsa alice'in harikalar diyarında ki gibi millet her gün doğmama gününü kutlayıp parti yapması gerek. güzel zamanlar. dilerim ki bu yıl sıhatle, mutlulukla geçer. aklında ki fikirleri hayata sokabilirsin. umarım senin için güzel bir gün olmuştur o gün rahatsızlığına rağmen ve; artık daha iyisindir aynı şekilde finalinde senin açından güzel geçmiştir. Hem yazmak bir açıdan ilaç gibi değil mi, en azından ruhun ilacı? Bazen yazarken rahatladığımı hissederim, insnanın bir başkasına anlatamadıkları, yada kelimeleri dudaklarına taşıyamayıp kelamlarla buluşturamadığı sözlerin bir şekilde yazıya dökülmesi her daim ilgicime gittiği gibi hoşuma da gider. Babam bir öğle vakti eve koca bir kavanoz yeşil çay getirdiğinden beri bizim evde eksik olmaz, işin tuhafı benden başkada içen yoktur. Hazır poşet çayları sevemiyorum, demlemelik en güzeli. Ve sen çok ama çok iyi dayanmışsın. Beş dakika diyorsun! Ben iki dakikada beni bırakın siz gidin havasına bürünüyorum, usanmadan yürüyüş yapabilen birisi olsamda iş egzersize geldi mi yetmiş yaşındaki teyzelere dönüyorum.
    bak young'un tarifi gerçekten iyi. en azından işin karabiber kısmı hariç. bizim apartmanda ibni sina kesilen teyzeler önerip durmuştu da öylelikle yapmıştım. tabii karabiberden gözüm korktuğundan içine bolcana bal koyduğum için karışım tatlı şerbetine dönmüştü.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhteşem dileklerin için çok teşekkür ederim River. :) O şeyin nasıl bir gücü var bende anlamadım ama çok iyi geldi. Gerçi tadı konusunda konuşmak istemiyorum. Yoksa kendimi iğrendirip bir daha içme cesaretinde bulunamam. :D

      Yazma konusunda söylediklerinde çok haklısın. Bazen sırf kendimi şımartmak için bile yazı yazıyorum. Böylece hem keyfim yerine geliyor hem de yazmanın gücüne şahit oluyorum. Ne mutlu bize, böyle şeylerden acayip mutlu olabiliyoruz. :)

      Ayrıca doğum günüm olmayabilir ama bugün bunları okuyunca doğduğum için mutlu oldum. Beni bir nebze tanıyıp bana böylesine güzel dileklerde bulunan insanlar var. Galiba biz çok özel insanlarız. :)

      Sil
  3. Çoook geçmiş olan doğum günün kutlu olsun riroro. Kusura bakma bu kadar geç yazdığım için yorumda. Çay ne çayıymış merak ettim açıkçası, tarçınlı falan. Hazır akrışım mı sen mi karıştırıyorsun bir şeyleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kusuru. Ayrıca çok teşekkür ederim, düşünmen yeter. :) Sadece üç malzemeden oluşan ve beni rahatlattığını düşündüğüm bir çay. İçine birkaç dilim limon, bir adet kabuk tarçın ve üç tutam da yeşil çay koyup 2-3 dakika demliyorum. Sonra yeşil çayı çıkartıyorum ki fazla kafein mağduru olmayayım. Sonra da içmeye hazır hale geliyor. :)

      Sil

Yorum Gönder