Keyif Düşkünlüğü



Bir önceki yazımda ne kadar paranoyak olduğuma şahit olduğunuz için artık saklayacak bir şeyim kalmadı bence. Özellikle maddeler boyunca kendimle olan tartışmamı ve hatta çığlıklara dönen iç seslerimi benim bile susturamadığımı belki bir nebze olsun kavramışsınızdır. Fakat zaman öyle bir şey ki, sanki o an yaşadıklarıma inat, şu anda kafamda her şey yerli yerinde ve bozuk düzenimi yeniden kurmuş biri olarak hayatıma devam ediyorum. Bu zaman konusu hakkında uzun uzadıya konuşabilirim, çünkü gerçekten de bana çok ilginç geliyor. Ama şimdilik, başka bir bahara diyelim.

Kafamın içindeki dağınıklığı toplamama yardımcı olan o tartışmalı yazıdan sonra, kendi kendine gelişen ve doğrusu gayet de memnun kaldığım bozuk düzenimden biraz bahsetmek istiyorum. Ayrıca son zamanda hayatımda olup bitenlerden de bahsetmiş olurum. (Çünkü bundan kaçınıyordum bir süredir.)

İlk olarak, gündüzleri uyuyup geceleri ders çalışmak bana göre bir şey değil. Kesinlikle! Sağlıklı yaşamın öneminden bahsedip yine kendi içimde yaşadığım paradokslardan size bahsedecek değilim, fakat uyku düzeninin ciddi bir mevzu olduğunu düşünüyorum. Bu sebepten ötürü, geceleri uyumaya, gündüzleri olanca enerjimle hayatta kalmaya çalışıyorum. Zaten şu aralar geceleyin 11-2 arası uyumayı kendime prensip edinmeye çalıştım. Mesela 2'den sonra kalkıp tüm gün ayakta durabiliyorum ve bu şekilde gecenin sessizliğinden yararlanıp ders de çalışabiliyorum. Tabii, sürekli bir üç saatlik uyuma ile ayakta kalmak zor olduğundan bunu haftanın iki günü yapıyorum sadece. Böylece ikinci vizelerim hem daha iyi geçti, hem de her final döneminde yaşanan geçici manik depresif hallerime karşı bir önlem almış bulunuyorum. Ayrıca, hali hazırda sınavı olmayan bir derse çalışmanın keyfi tarif edilemez!

Aralık ayımı doldurmak için excel programını değil ama yine de aklımda bazı programlar yaptım. Teslim etmem gereken ödevlere ve projelere de öncelik vererek, önümüzdeki iki haftayı yoğun tempolu ve finallerden önceki son haftayı da okuma haftası olarak ayırdım. Okuma haftası dediğimiz şey aslında derslerin okuması. "Bir hafta yetecek mi ki?" diye bana çıkışan düşüncelerime inat, bitirebileceğimi biliyorum. Zaten yoğun tempolu hafta yapmanın amacı da burada. Okumaları kafa rahatlığıyla yapıp yoğun tempolu haftada derslere abanmak.

Telaşa gerek yok. Kendime güveniyorum. Yarışmacı arkadaşlara da başarılar diliyorum.

Tüm bu ıvır zıvırın dışında elbette çözümünü bulamadığım bazı konular da yok değil. Mesela erasmusa gidecek olan iki arkadaşıma hediye alıp belli miktarda cep harçlığı vereceğiz. Şu aralar zaten para sıkıntısı yaşadığım ve hiç para biriktiremediğim için aklıma iki tane gerçekleştirilmesi zor yol geliyor. Biri, iki hafta oruç tutup yemek paramı biriktirmek. İkincisi, ofis işlerinde deli gibi çalışıp oradan parayı kırmak. İlki neden zor? İradeli bir insanımdır, haftada bir-iki gün rahatlıkla oruç tutma kapasitem vardır. Ancak iki hafta boyunca bunu yapmak biraz bünyeyi zorlayacaktır. Diğer yol ise yazının başında yaptığım planlardan sebep. Ofis işlerini deli gibi yapmak zaten çok vaktimin alınması ve derslerimi de iyice boşlamam anlamına geliyor. Sanırım bu kaldırabileceğim bir şey değil...

Biraz daha düşüneyim...

Acaba haftanın yarısında oruç tutup vaktimin bir kısmını da ofis işlerine mi ayırsam? O da odaklanma potansiyelimi tehdit eden bir durum oluşturuyor. Şu dönem boyunca farkına vardığım en önemli hususlardan biri bu oldu. Kafamı tek bir yere odaklamam lazım. birden fazla önemli işi aynı anda yapamayan bir yeteneksizliğim var. Okuma yaparken müzik dinlemek, yemek yerken kitap okumak, insanlarla konuşurken düşünmek... Ben böyle işlerde hiç iyi değilim. Kendimi bildim bileli kabul etmişimdir de zaten. Neyse, en iyisi bu konuyu kendi çıkmazlarıyla birlikte bir kenara bırakayım şimdilik. (Ben yine de harcamalarıma dikkat edeyim.)

Uzun zamandır bu kadar gereksiz bir yazı yazmadığım için bu yazıyı yazarken ne kadar keyif aldığımı da yeniden anımsamış oldum. Bu kadar gereksiz ve amaçsız yazılar yazıp hayatımda olmayan aksiyonları dile getirmek benim büyük kendi mutluluğum galiba... Bu arada yalnız olma meselesi de sevdiğim bir hal aldı. Kendi arzularını benim kadar önemseyen ve onlara göre hareket eden biri daha var mıdır, bilmiyorum; ancak canım istediğinde yalnız, canım istediğinde de insanlarla birlikte oluyorum. Ve bunu da gayet yüzsüz bir şekilde yapıyorum. Elbette başkalarına değil, kendime karşı bu yüzsüzlük hali. Sanırım değişiyorum ve bunda da bir sorun görmüyorum.

Yaşlanıyorum galiba...

Yazıyı bu şekilde sonuçsuz bir şekilde bitirmeden evvel, uzun zamandır aklımda olan bir challenge haberini de vermek istiyorum. Okul başladığından beri ağzıma bile almaya korktuğum challenge fikirlerini, aç bir köpek balığı misali duymak istiyorum. Benim aklımdan birkaç tane var, ancak sizden bir teklif gelirse değerlendirmeyi çok isterim. Gelmezse de, final döneminde bir challenge yapacağımı belirtmek isterim. Aynen öyle! Final döneminde bir challenge. Daha kendimi ne kadar zorlayabilirim ki? :P Ayrıca final dönemi dediğim zaman da ocak ayının ilk iki haftası. Buradan ilgilenmek isteyenlere duyurulur!

2015'in son günleri olduğunu unutmadan, hoşça geçirin ve hoşça kalın!






Yorumlar

  1. kesinlikle; başta her şey zor gelir.
    öyle ki, bazen işin içine gömülüp, o dipsiz olarak gördüğü uğraştan netice alıp geriye bakınca, kimi anlar bu muydu dediğim bazen de; evet zordu ama üstesinden gelemeyeceğim bir şey değildi dediğim anlar olmuştur. projeler, finaller... güç zamanlar... zaman babanın kum saatinin böyle anlarda durmasını arzu ederim, hani ben işimi gücümü halledeyim, gerisi ne olursa olsun önemli değil ruh haline bürünürüm. biraz bencilce, fakat demeden duramadım işte. umarım programından aldığın sonuç yüzünü güldürür Roromiya. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim River. :) Şimdiden güldürmeye başladı ve bozmasına izin vermeyi düşünmüyorum. Aslında resim-başlık-yazı üçlüsü çok uyumlu olmadı ama benim kafamda bir ahenge sahipler. Ama seninde kafanda en azından resim ve yazının birleştiğini görüp sevindim. :) Umarım zaman babanın kum saati arada durur ve bize gülümser.

      Sil
  2. Roromiya, daha yazıyı okumadım. Resmi gördüm ve o söz aşırı tanıdık geldi. Daha geçenlerde okumuşum ama nerede? Söyleyebilir misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tumblr'da reblog yapmıştım. Oradan görmüş olabilirsin belki. :)

      Sil
    2. Yok, bir kitapta okumuştum.

      Sil
  3. geç gelen forever selamlarını sunar efenim.
    resmi görür görmez çarpıldım, şu an masaüstü resmim kendisi.

    yazıyı okurken bana da bu hafta hedefine ulaşabileceğin hissi geldi, (şu an yazının üzerinden 5 gün geçtiği için) muhtemelen başarmışsındır diye düşünüyorum. çok kararlı bir yazı gördüm ben burada. ayrıca senin amaçsız diye nitelendirdiğin yazıların kimlere ilham veriyor bilemezsin. şu sayfandan "meh" diyip çıktığım bir gün olmadı roromiya. yaz yaz ne varsa yaz.

    yine yazıyı okurken oruç dedin ve ben "aha çelınç!" dedim, yazının son paragrafında ise gözlerin şu haldeydi *-* kaç senedir 40 küsür gün oruç borcu birikmiş biri olarak, oruç çelıncı mı yapsak dedim.

    senden farklı biraz durumum. biz de işyerinde kızlarla her öğlen bi yerlere gitmekten maaşın önemli bi kısmını yemeğe yatırıyoruz ve bu beni artık çok ciddi rahatsız etmeye başladı. hem kış geldi, kışın kilo almaya çok müsait bir yapım var ayıptır söylemesi. ama oruç insanı bayağı frenliyor, hayatının yemek olmadığını hatırlatıyor bir yerde. (ömrü boyunca iştahını kaybetmemiş olanlar beni anlar :P ) yine, animenin birinde aç karnına kafanın daha iyi çalıştığını söylüyorlardı. ramazanda vakit çok uzun olduğundan kafa beyin kalmıyor da bu zamanda işe yarayabilir bu. diye düşündüm. napsak?

    final dönemi çelıncına da varım. lys ye girme niyetim var bu sene, gidip embesil gibi bissürü kitap aldım melül melül bakıyo bana kitaplıktan. sizinle gaza gelirim ne güzel *-* ama bu çelınclarda geride kalanlara ceza falan mı olsa... ohoo içimdeki sadist ortaya çıkmadan gidiyim ben.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu arada yazı için eline sağlık demeyi unutmuşum, eline sağlık ^^

      Sil
    2. Bu yorumu iki kere içimden bir kere de dışımdan okudum. :D Senin de ellerine sağlık forever. Oruç çelıncına varım elbette. İradeyi kontrol altına alacak her türlü eylemde işb irliği içinde olmaktan memnun olurum. :) Final çelıncı hakkında da düşünmekteyim hala; nasıl kendimi zorlayabilirim, diye. Elbette dersler ve sporla ilgili olan bir şey olacak. Çünkü o kadar oturmaya (popo büyütmeye) bir hareketlilik kazandırmak lazım sporla.

      Bu arada programım tıkır tıkır işliyor, galiba hayatımda hiç bu kadar odaklanmamıştım. Gerçekten kendime inanmaya başladım bu sayede. Teşekkür ederim desteğin için. :)

      Sil

Yorum Gönder