Kaçış

Şuraya bir yazı yazmak için fonda bir müzik bulamayışımı bahane edip durdum günlerdir. Hem kendimden bir parça bulabileceğim hem de yazmamı kolaylaştıracak bir şey olmalıydı. Peki bu bahanenin arkasına kaç gündür saklanıp şu anda ne dinliyorum? Hiçbir şey. Uzun zamandır öyle çok hoşuma giden ve dinledikçe yorulmayacağım bir şarkı bulamayışımın üstüne, en güzel fon müziğinin de sessizlik olduğunu ancak anladım. Bu yazı, aslında en başından beri sessiz yazılmalıydı. Çünkü bu kaçışların bir sonu olmalıydı artık.

Bu kaçışlardan kastım kendimden kaçış tabii ki. Benim kendimi ne kadar sembolize ettğimi, imgesel bir olgu haline getirdiğimi bilmeyen kalmadı sanırım. Kendi ve beni iki ayrı kişilikten öte, bambaşka iki karakter olarak görüyorum. Bazen benimleyim, bazen de kendimle... İkisinin buluştuğu anlar ise geçmişte kaldı şimdilik. Ama gelecekte de önüme çıkacaktır. Öyle umuyorum.

Bu sefer kimden kaçıyorum peki? Bu sefer yazmaktan, işten- güçten, ders çalışmaktan, çeviri yapmaktan, kendime vakit ayırmaktan kaçıyorum. Kısacası fani işlerden kaçıp düşünsel boyutta vakit öldürüyorum. Sadece saçma sapan şeyleri düşünüyorum. Olmazlarımı nasıl yıkabileceğimi düşünüyorum. Oysa yıkmak istiyor muyum, emin bile değilim. Kendi duvarlarımın içinde yaşadığım mutluluğu neden başka insanlar için yıkacağıma dair ikna olmamışken, birden yıktım gibi geliyor. Şimdi karmaşık bir cümle gibi geliyor bu kulağa ama aslında gayet anlaşılır. Kendi kendime "Dur bir yahu!" diyesim geliyor. Hayatımda benim için önemli olduğunu addettiğim şeyleri çabucak unutuverdim. Sanırım bu hatırlama yazısından kaçmak da en büyük kaçışım oldu. Ama artık kaçmak yok. Yüzleşme vakti. Kaçtıklarımla yüzleşip kendimi yanıma almam gerekiyor. Bu böyle devam etmemeli.

Şu aralar yalnız olmamı sorunsallaştırdım nedense. Yalnızlıktan kastım tek başındalık. Yemek yerken yalnızım, uyanırken yalnızım, gezeceğim zaman yalnızım, çalışacağım zaman yalnızım... Tam "bir kişilik dünyada" yaşıyor gibi hissediyorum, ki normal ben, bunu sorun olarak görmezdi. Belki de en çok bu olay kendimden ne kadar uzaklaştığımı anlamamı sağladı. Yalnızlığı seven ben, şu anda insanlara mesaj atıyor ve onlarla planlar yapmak istiyorum. Sosyal olmayı severim, hala da seviyorum. Ancak zamanını en çok kendisine ayırmayı seven bir insanın, başkalarının peşinden koşması biraz garip. Bana garip geliyor en azından. Yanlış anlaşılmasın, başkalarından peşinden koşan insanlara da hep hayran olmuşumdur. Bende o kadar sabır ne gezer? Fakat bu olay benim kişiliğime çok ters ve doğrudan benimle çelişen bir durum. Oysa ben şimdi kalkmış, resmen kendimle çatışıyorum? Bana neler oluyor Allah aşkına?!

Şimdi bana paranoyak olduğumu söyleyebilirsiniz. Bunu kabul ederim. Bende paranoyak olduğuma inanıyorum çünkü. Fakat bu kişilik/sizlik meselesi konusunda önce kendimle bir uzlaşmaya varmam lazım.

Öyleyse uzlaşalım. Hadi maddeler hazırlayalım, zaten yapmayı en çok sevdiğim şey bir şekilde kendime kurallar koyup oları gerçekleştirmeye çalışmaktır. Yine öyle yapalım, böylece biraz eski bene dönebilirim.

1- Allah'ını seversen biraz ders çalış ya! Zaten bir ay kaldı şunun şurasında okulunun bitmesine, bari ortalamanı düşürme. Hem kafanı derslere verdiğinde ne kadar çok çalışman gerektiğini ve ne kadar az vaktinin kaldığını daha iyi anlayacaksın. Hadi iki gözüm, yalnız kalıp ders çalış lütfen.

2-Aralık ayını doldur mümkünse. Öyle bir doldur ki, eve gidecek vakit bulama lütfen. Eve gidince daha çok gezesin geliyor, bilmiyorum sanma. Hem hafta sonları tüm gün okula ders çalışmak daha eğlenceli gelmiyor mu kulağa? Özellikle de yalnız başına sıkıntıdan kusana kadar okuma yapmak filan? :(

3-Mümkünse biraz paranı ayır. Şu aralar yemeğe çok para harcıyorsun. Özellikle de dışarıda yemek yemek için. Bunu yapma. Zaten sağlıklı şeyler de değil. En azından marketten yumurta, meyve filan al da karnını öyle şeylerle doyur. Akşamları da çorbaya abanırsın. Her hafta sonu eve parasız geliyorsun, gözümden kaçmadı sanma!

4- Arkadaşlarının planlarını bozmasına izin verme. Özellikle de ders çalışmak için değilse...Hatta şöyle yapalım: Gündüzleri ders dışında uyu, geceleri de okulda ders çalış. Araya bir yere de sporu sıkıştırmak lazım ama nereye bilemedim. Dur, ben onu da bir sıraya koyayım en iyisi. Hatta bunu challenge'a mı çevirsem...?

(İyice paranoyak oldu.)

Evet, ben gidip bir excel karıştırayım. Orada bir program yapayım kendime. Sonra görüşmek üzere!




Yorumlar

  1. Ben de yalnızlığı seven bir insanım. Üç kişiden fazla insanla aynı masada yarım saatten fazla oturamam. Ama yine de çok fazla yalnızlığa gömüldüğümde, bir süre sonra "sorunlar" ortaya çıkıyor. Belki de yaşımdan dolayıdır gerçi, bilmiyorum. Sadece yalnızlıkla ilgili kendi deneyimimi anlatıyorum, belki işine yarar... Sonra, değişmekten ya da değişiklikten korkma bence. Ha, yalnızlığına düşkün olmak çok sevdiğin ve korumak istediğin bir özelliğinse onu bilemem tabii. Ama "ben böyleyim, böyle kalmalıyım" inanışı insanın gelişimini engelleyen bir şey. Tabii senin böyle düşündüğünü sanmıyorum, ben yine tamamen kendi hakkımda konuşuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında olayı biraz yanlış anlamışsın sanırım. :) Kendi işlerimi yapmaktan kaçtığım içindi, eskiden yalnız kalmak isteyişim. Şimdi ise kendime bile bahane bulmaya başladım. Oysa insan yapmak istemezse yapmaz, sonra da kendini suçlar. Oysa ben sosyalleşmemi mazaret olarak sunuyorum. Dediğim gibi, aslında kendi içinde paranoyak bir döngü bu. Anlaşılması epey güç.

      Kendi hakkında konuşmanı bile özledim. Senin yorumun elbette ama bunu söylerken söylemek istemiyor gibisin. Umarım bir sorun yoktur benimle ilgili.

      Sil
    2. Elbette yok Roromiya. Çok üzgünüm böyle hissettirdiysem. Sorun yazım tarzımla ilgili, buralara yazmadığım süre boyunca çok ruhsuzlaşmış.

      Sil
    3. Sanırım aynı şey bana da oldu. Her şeyden alınır oldum. Ya da erken menopoz da olabilir. :) (İkinci fikri daha çok sevdim tabii ki!)

      Sil

Yorum Gönder