İZMİR'DEN SELAMLAR



En sonunda müzik zevklerimizin uyuştuğu, dekorasyonunun sade ama fakir olmayan, kafa dengi bir kafe buldum. Bu kadar ortak özelliğimiz varken müdavimi olmama engel olan tek husus İstanbul'da değil de, şu anda bulunduğum yer olan Bornova'da olması. Bu arada konuya hafiften giriş yaparak mesajı vermiş oldum. Ama en önemlisi... Müzikleri beni gerçekten mest etti! İçimi okumuşlar adeta!

Başlamadan önce dile getirmek istediğim bir konu var. Kaç yazıdır yoğunluğumdan ve hayatın beni nasıl yıprattığından bahsedip duruyordum. İçimi dökme yazılarımın ardı arkası gelmiyordu ve ne zaman bunalsam bloğa sarılıyormuşum gibi hissediyordum. Bunu yaparken sizin de içinizi kararttığımı biliyorum ve -belki de- güzel geçen gününüzü olumsuz etkilemiş olabilirim. Elbette bu benim görev ya da zorunluluğum değil ama tercihen sizden özür dilemek istiyorum. Siz derken, herkes üstüne alınabilir, sonuçta okuyup vaktinizi ayırıyorsunuz ama ben ana karakterden bahsediyorum: bloğumdan. Sevgili ririli, rorolu, anlamsız bakışlara ve mantıksız bir adlandırmaya maruz kalan bloğum, seninle vakit geçirirken aslında mutlu olduğum anları daha az paylaştığımı fark ettim ve bunun için senden özür dilerim. (yine mi özür diliyor bu kız, demeyin. Hayatta en çok kullandığım iki cümle: "Teşekkür ederim" ve "Özür dilerim.")

Şimdi bu aslında seyahat sayılmaz, buna daha çok "hafta sonu kaçamağı" diyebiliriz. Hem derslerime odaklanmadan önce bir kafa dinleme fırsatı, hem de geleceğe dair planlarıma şevkle başlamam için sunulmuş bir fırsat. Bu ikisi bir arada fırsatını geri çevirme pişmanlığına erişmemek için yapılan bir kaçamak. Elbette gidilen yer İzmir olunca, benim için akan sular durdu. Tüm yaz boyunca İzmir'i anlatan kitaplar okumuş ve bahsedilen bu güzellikleri kendi gözlerimle de görme şansını elde etmek için ailemi rahatsız edip durmuştum. Bu çabalarım sonuç vermeyince ve tam vazgeçmek üzere başımı önüme eğerken karşıma kardeşimin eğitim için İzmir'e gitme durumu çıktı ve ailem benimde gitmemi istedi. Derslerimin ve işimin yoğun olmasından ötürü iki hafta değil de, bir hafta sonu gelebildim. Ama bu şekilde daha değerli oldu bence. En azından benim için...

İzmir'e ilk gelişim. Son olmasın lütfen. İstanbul'a olan antisempatimin nüksettiği zamanlarda kendimi hep İzmir'de hayal ederdim. Oysa daha gitmediği, görmediği bir yeri insan ne kadar sevebilir ki? Ama öyle olmuyormuş işte. Geldim, biraz gezdim, birkaç kişiyle tanıştım ve gerçekten burada yaşamanın güzel bir fikir olduğu kanımı onayladım. Küçük bir İstanbul ama daha samimi, daha temiz ve daha kötü sürücüleriyle. :)

Şaka şaka. Şimdi sürücülere laf atmak istemiyorum ama bu kadar hızlı kullanıp son anda kırmızda durmak İzmirlilere özgü bir alışkanlık olsa gerek. Sadece sürücüler değil, yayalarda da yola atlama merakı var adeta. Kendimi çok "Avrupai" hissettim. Yeşil yanmadan karşıdan karşıya geçmiyorum, hiçbir araba olmasa dahi. Bende fazla tutucuyum galiba.

İzmir güzel memleket kardeş... Geldiğimden beri yağan yağmuru bile ıslatmıyor beni. Sanki beni bekliyormuş gibi tüm müzeleri kapılarını sonuna kadar açıyor bana. Tüm insanlar geleceğimden haberdarmış gibi gülümsüyor bana. Hatta kimse turist olduğumu bile anlamıyor, kendilerinden biri olarak görüyorlar beni. Oysa bir elimde kamerayla tüm anları ölümsüzleştirmeye yemin etmişçesine her detayda dakikalarımı harcıyorum. Umarım son gelişim olmaz buraya. :)

Bu; ne bir iç dökme, ne bir seyahat, ne de bir izlenim yazısı. Bu, yağmurdan sığınırken kendini bulma ve gün boyu yalnız oluşumun bir yansıması. Sevdalı olduğum tek başınalığımı bana hatırlatırken yanımda her daim bloğum olduğunu da kanıtlayan bir yazı. Bu, benim kendimle aramda olan boşluğu doldurma yazısı.

Elbette, bir yaz boyunca hayallerini kurduğum şehre gelmişken buna dair bir yazı yazmazsam olmaz. (bkz: yaptığı her haltı anlatan kız) Daha fotoğraflı, daha neşeli ve kendisiyle yola çıkılmış bir seyahatin anlatıldığı bir yazı da yakında burada olacak. İzmir'e gelmişim yahu! Tabii ki yazacağım!

Bu arada Konya yazısı gelmedi diye kızmayın ama bu saatten sonra da beklemeyin. Her yemeği sıcak yemeyi severim ben, şimdi yazsam tadını alamazsınız. En iyisi başka seyahatleri konu alan başka yazılar planlayalım. Sonra da taze taze tüketiriz.

Şimdilik hoşça kalın!




Yorumlar

  1. Ben de haftasonu izmirden istanbula gittim aynı şekilde sınavlar öncesi motivasyon amaçlı. Henüz 1 aylık izmirliyim gerçi ama avrupailik cidden var. Küçük ama cidden sadece anadolu yakası kadar anca heralde ben de tam bilmiyorum henüz ama izlenimlerim bu yönde. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben gitmişim, sen gelmişsin gibi olmuş. :) Aslında gezilecek çok yeri var İzmir'in ama benim kısıtlı bir vaktimin ve hava mağduru oluşumun getirisiyle pek gezemedim. Yoksa çok da küçük değil diye sanıyorum. Ayrıca eğer İzmir ile ilgili bir yazı yazarsan, bir dahaki gidişimde tavsiyelerine uymayı isterim. Yorum için de teşekkür ederim.

      Sil

Yorum Gönder