CHALLENGE #3: BİR TEKLİF


Şu manzarayla bir türk kahvesi içmek vardı şimdi...


Siz hiç iş başındayken işten kaçmayı denediniz mi?

Evet, şu anda öyle bir durum var. Çaktırmayın. :)

Bu meydan okuma fikrini ilk kim ortaya attı, bilmiyorum. Ama benim aklıma ice-bucket challenge ile esmişti. Şimdi de benim hayatımdaki minik sıçrayışlara sebep olup kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Hele de başka birinden böyle bir teklif geldiyse, o sıçrayış zıplayışa dönüşüyor. Bu arada tekliflere her zaman açık olduğumu söylemiş miydim? Aklınızda bir fikir varsa ama yapmaktan çekiniyorsanız, ben buradayım. Sadece bir hatırlatayım dedim.

Ne diyorduk? Evet. Çok sevgili bir arkadaşımdan –kendisi Alice olur- (evet, onu sizde tanıyorsunuz) bir meydan okuma teklifi ile geldi ve bende üzerine atladım adeta. Benim en sevdiğim öğelerin bulunduğu bu meydan okumayı kendime göre biraz şekillendirdim. Ama size önce el değmemiş halinden bahsedeceğim. Bir hafta boyunca her gün farklı bir parka gidip kitap okumak. Altına da “made by Alice Lawliet” yazalım lütfen çünkü bu kadar zorlayıcı bir fikir benim sınırlarımı bile aşar. Bir kere bir hafta boyunca her gün parka gitmek bile zorken, bunu kitap okumakla baharatlandırmış. Hani, dışarıda kitap okumanın zevkini ve zorluklarını bir kenara bırakırsak; bir defa “O kadar parkı nerede bulacağım ben?” sorusu geliyor insanın aklına. Üstüne bir de her seferinde farklı bir park olması daha da zorlayıcı bir kural. İşte, tam da bu sebeplerden ötürü böyle meydan okumalara bayılıyorum ve yapmak için yanıp tutuşuyorum. Yeni bir haftaya başlarken yapmak istediğim bu meydan okumayı “bayram haftası”na erteledim. Çünkü bu şekilde hem bayramın tatilinden yararlanacağım, hem de yediğim etlerle evde popomun üstüne oturmaya devam etmeyeceğim. Hayır, yani, sanki parkta oturunca yediğim etleri yakacakmış gibi bir olay yok. Ama evde oturmak da ayrı bir olay bence. Bir diğer etken de, bizim evin yakınlarında hiç park yok. Ama sitenin içinde var bir tane. Sayılır mı ? :))))


 (Yüzümdeki “komik espri yaptım” sırıtışını görmüşsünüzdür umarım.)

“Peki böyle parksız bir yerde yaşayıp eve akşam dokuzda vardıktan sonra bir de parka mı gideceksin?” Challenge mantığı işte tam da buradan geliyor. Kendimi zorlayacağım ve yıldıracağım ama yıprandıkça güçleneceğim bir tutku bu. (Hayır, yazar burada kendini Vagabond filan hissetmiyor. O da nereden çıktı?) Elbette benimde bir enerji kotam var ve bu kotayı doldurunca genelde bayılıyorum. Mecazi değil, gerçekten öyle. O yüzden şöyle bir değiştireyim dedim bu meydan okumayı. Bakalım siz ne diyeceksiniz?

Bir hafta boyunca yürüyüş yaptığın kadar, parkta bir kitap okuyup bitirmek.

Burada ters giden bir şeyler var galiba…?

Kulağa mantıksız ötesi geldiğini biliyorum. Ama minik bir hatırlatma yapayım: Bayram geliyor. Etler geliyor. Yurt kayıtları başladı. Ev yemeği yok artık. Dersler ve hemen ardından sınavlar geliyor. Sabah sekiz- akşam altı oturuyorsun zaten. Otur, otur nereye kadar?

Derdimi biraz anlatabildiysem, ne mutlu bana.

 Oturmak için bu kadar düzenli bir program yaptığıma göre, biraz da hareket etmek için yapmalıyım diye düşündüm. Ayrıca bayram gelmişken de tatilinden yararlanmak istedim. Gerçi bizim sadece iki gün tatilimiz var. Cuma ve cumartesi günü yine iş başı yapacağız yani. Daha bitmedi. Aynı hafta sonu yurda taşınmam gerekiyor. Yani ben bayram avantajını kullanırken, okul-iş-yurt üçlüsü de bana bir komplo düzenliyor aslında. O yüzden çok da avantajlı sayılmam.

Şu anda Adalet Ağaoğlu’nun Bir Düğün Gecesi’ni okuyorum. Kendisi Dar Zamanlar Üçlemesinin ikinci kitabıdır. İlk kitap da Ölmeye Yatmak idi. İlk kitabı şiddetle tavsiye ediyorum. Diğerleriyle ilgili fikrimi de okuduktan sonra paylaşırım burada. Ancak parkta okuyacağım kitap bambaşka. Bu noktada kendime yine bir dezavantaj oluşturarak, bir süredir kitaplığımda duran ama çok önyargılı olduğum bir kitabı okuyacağım. Açıkçası kitabı aldığıma biraz pişman olmuştum çünkü artık görüşmediğim birinin tavsiyesi üzerine satın almıştım. Üstelik popüler olan her şeye karşı kendimi geri çekmem de, beni bu kitaba bir türlü yaklaştırmamıştı. Yine de kitaplığımda duran kitaplara üvey evlat muamelesi yapamam. Bir yerden başlamak gerek, diyerek bu kitabı seçtim işte.

Hazır mısınız? İsmini açıklıyorum.

Okumadım diye bana söverseniz sevinirim.

Dım dım, dım dım, dım dım…

Karşınızda………

Huzur Sokağııııııı!!!!!!

Okumasam mı ya? (Şakaydı.)

Kurallar

·         Yürüyüş yaptığın saat=parkta kitap okuduğun saat olmalı.
·         Okuduğum kitap ( Huzur Sokağı) park dışında hiçbir yerde okunmayacak.
·         20 Eylül Pazar gecesi 00.00’da meydan okuma resmi olarak başlayacak, 27 Eylül Pazar gecesi 00.00’da bitecektir.
·         Her gün farklı bir park olma zorunluluğu yoktur.


Gördüğünüz üzere Alice’in bana sunduğu meydan okumayı epey bir değiştirdim ama kaynakça olarak Alice’i gösteriyorum ve bana böyle bir teklifle geldiği için çok teşekkür ediyorum. Bu bir mim değil, tekliftir. O yüzden kimsenin kendisini zorunlu hissetmesini istemiyorum ama bende bu teklifi Merdiven Çocuk’a sunuyorum. Daha doğrusu onu da bu meydan okumaya davet ediyorum. İsteyen herkes zaten yapabilir. Hatta haber de verirseniz çok güzel olur, böylece birbirimizin neler yaşadığını öğrenmiş oluruz. Ayrıca benim yaptığım gibi, sizin de değiştirebileceğinizi söylememe gerek yok. İster üç gün yapın, ister bir gün, ister yürüyüşü çıkartın, ister bir kitap bitirme koşulunu… Size kalmış.

Sonuçta kendimize meydan okuyoruz.

Hoşça kalın!


Yorumlar

  1. Yaptığın challengları okuyup bir an gaza gelip 'ben de yaparım' dedikten dakika bile geçmeden vazgeçiyorum. Yaşadığım yerde var olan hiç bir kütüphane bilmemem, en yakın parkın 1 saatlik yürüyüş mesafesinde olması, bahaneler vs. Neyse, senin için iyi şanslar dilerim. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonraki meydan okumayı daha uygun bir ortamda yapmam için bana sebep verdin. Teşekkür ederim. :)

      Hemen bir beyin fırtınası yaptım ve sıradaki challenge evde olacak. :D

      Sil
  2. Yazının başlarında gaza gelip "Yapıcam bunu!" demişken ismimi görmemle çok sevindim. :) Normalde bu hafta yapmak isterdim ama kuzenlerim gelecek onlarla ilgilenmem lazım. Sonra yapsam olur mu? Bayramdan sonra da Eskişehir'e gideceğim (artık orda okuyacağım için.) Eskişehir'i hiç bilmiyorum yani orayı keşfetmek için mükemmel bir fırsat bence bu. Bu fikirler çok heyecan verici geliyor bana. :D
    Bu arada kafamda tam netleştiremedim örneğin parka gidip bir saat yürüdükten sonra bir saat de kitap mı okuyacağım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İstediğin zaman yapabilirsin tabii ki. Ayrıca sıkışık bir dönemde olduğumuzu biliyorum. Yani gider gitmez yapmaktansa, çevreyi tanıdıktan bir süre sonra da yapabilirsin. Sana kalmış. :)

      Aynen öyle. Şöyle de diyebeiliriz: Parkta ne kadar kitap okuduysan o kadar da yürüyeceksin. Ya da kaç saat/dakika yürüdüysen, bir o kadar da parkta kitap okuyacaksın. Eş değer olmalı yani. :)
      Bu arada, istersen Alice'in fikrini yani bana gelen meydan okumayı da yapabilirsin. Seçim senindir.

      Ve son olarak, beğenmene çok sevindim. :)

      Sil
  3. Offf Roromiya, kusura bakma, mailini de yazını da yeni gördüm. Bence gayet iyi bir yazı olmuş! Hatta beni de yazmak için alevlendirdi. Henüz gitmedim ama gittiğimde de yazma olanağı bulurum diye düşünüyorum. Bu arada adeta bir parklar bölgesinde yaşayan biri olarak kolaya kaçmış gibi mi oldum acaba? :D Bir de ben bir gün de Sakıp Sabancı müzesine gitmiştim. Hile mi sayılır bu? Park değil ama çok güzel bir bahçesi vardır. Tutamadım kendimi. ^^" Bir de ben parkta kitap bitirmedim, bitirdiğim de oldu ama benim amacım okuduğum kitabı parkta da okumuş olmaktı. Sanırım okuduklarımı bir parkla özdeşleştirme düşüncesinden yola çıkarak yaptım bunu. Bence insanların kuralları kendilerine göre değiştirmesinde hiçbir sakınca yok: "Park" ve "kitap" temaları üzerine kurulu olduğu müddetçe. ^^ Merdiven Çocuğun yapması için de sabırsızlanıyorum. Belki bu da mim gibi bir olay olursa ne güzel olur ha? Çünkü bu "challenge" şeyleri birçok açıdan çok faydalı oluyor. Sıradan hayattan bir kaçış gibi (Özellikle okul zamanında bu tür şeyler sayesinde hayatta kalıyorum. -_-') ama o kadar da değil, aynı zamanda da, ne kadar kolay olursa olsun "meydan okuma" olduğu için bitirdiğinde insan kendini daha özgüvenli hissediyor çünkü bir şeyi bitirmiş oluyor. Ama seni çok zorlamak istemezdim Roromiya. :D Umarım katlandıklarına değmiştir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya müzeye bile gitmişsin, daha ne istiyorsun? Yoksa bizi kıskandırmak için mi yapıyorsun? :D Hile sayılmaz tabii ki. Hatta bence çok güzel olmuş. Kitap bitirdim dememiştin zaten, onu ben ekledim. :D Biraz zorlamak için kendimi, biraz da o kitap aradan çıksın diye. Umarım biter...

      Evet aslında bunu bir mim gibi de düzenleyebiliriz. Ama mimleri yapmak kimseye bu kadar zor gelmez sanırım. O yüzden herkes kabul etmeyebilir. :) Yine de ben varım! :D

      Bence değecektir. Şüphen olmasın bu konuda. :)

      Sil

Yorum Gönder