Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu



Gönül isterdi ki Valerie Solanas'ın  bu kitabını okumuş olayım ve size kendi görüşlerimi de harmanlayarak bir yazı yazayım. Ama öyle bir durum yok. Bu yazı kendimle ilgili hiçbir şeyi barındırmıyor. Bu yazı, sadece bana gelen bir mailden ibarettir. Katılıyorum ya da katılmıyorum gibi bir yorumum da olmayacak. Ama düşünmeye iten bir yazı. Gündemle ilgili olması da cabası.

Bu blogta siyaseti konuşacağım bir zaman gelirse eğer, anlayın ki kıyamet kopmuş, kosmosa bir şeyler olmuş ya da reenkarnasyona uğradığım için bloğum başkası tarafından ele geçirilmiştir. Siyaset ve ben bir masaya oturup konuşamayacak kadar zıt iki düşünceden oluşuyoruz. Ben odamda anime izlerken, o animeleri küçük gören insan tipidir. Günlük hayattaki yeri bana yeter de artar. Şimdilik bloğum bundan uzak dursun.

Çok sevgili bölümdaş bir arkadaşımın bir mailidir. Belki benim olduğu kadar sizin de ilginizi çeker.

"eril, biyolojik bir kazadır: y geni tamamlanmamış bir x genidir yani tamamlanmamış bir kromozomlar serisidir. başka bir deyişle eril eksik bir dişidir, daha gen aşamasında yaşamına son verilmiş, ayaklı bir kürtaj. eril olmak kifayetsiz olmak, duygusal olarak sınırlı olmak demektir; erillik bir noksanlık hastalığı, eriller de duygusal sakatlardır.

kendi içine kıstırılmı
ş olan eril tamamen benmerkezcidir ve başkalarıyla empati kurmaktan ya da özdeşleşmekten, aşktan, dostluktan,  şefkat ve muhabbetten tamamen acizdir. başkalarıyla ahenk içinde olmaktan aciz, tamamen yalnız bir birimdir. herhangi bir konuda zihniyle değil midesiyle cevap verir; aklı, ihtiyaç ve güdülerinin hizmetinde bir aletten başka bir şey değildir; zihinsel tutkudan, karşılıklı zihinsel etkileşimden acizdir; kendi fiziksel duyuları dışında herhangi bir şeyle ilişkilenemez.

haz ya da mutluluk alıp vermekten aciz, yarı-ölü, sorumsuz bir topaktan ibarettir; netice itibarıyla, en iyi halinde bile, can sıkıntısı ve zararsız bir lekeden ibarettir çünkü yalnızca ba
şkalarını özümseyebilme kabiliyeti olanlar tatlı olabilir." 

(…)
"eril damızlık hizmetleri için bile uygun değildir. mekanik maharete sahip olduğunu varsaysak bile ki çok az erkek buna sahiptir, bir kere, zevk ve şehvetle şöyle bir defa olsun malı götürmekten aciz olup bunun yerine suçluluk, utanç ve güvensizlikle kendini yiyip bitirir.  bunlar erilin tabiatında kök salmış hislerdir ve en aydınlatıcı eğitimle bile ancak asgariye indirilebilirler.  ikinci olarak, ulaştığı fiziksel duygu neredeyse hiçbir şeydir ve üçüncü olarak partneriyle empati kuracağına, nasıl yaptığı, birinci sınıf performans gösterdiği, nasıl iyi boru döşediği konusuna takmış haldedir.

bir erkeğe hayvan demek ona iltifat etmektir; o bir makine, yürüyen bir vibratördür. erkeklerin kadınları kullandığı sık sık söylenir. ne için kullanmak? herhalde haz için değil."

(…)eril,  fiziksel olarak edilgendir. kendi edilgenliğinden nefret eder, o yüzden de bunu kadınlara yansıtır ve erili etkin olarak tarif eder, sonra o olduğunu ispatlamaya (bir ERKEK olduğunu ispatlamaya) koyulur."

"...dişi olmamasını telafi etme takıntısı, ilişkilenme ve merhamet konusundaki acziyle birleşen eril, dünyayı bir bok yığını haline getirmiştir."

Balkondan sevgiler,

Mail burada bitmiştir. Resmin konuyla acayip derin bir bağlantısı olsun istiyordum ama öyle bir şey  olmadı ne yazık ki. Olsun. Benden bu kadar.

Yorumlar

  1. Acayip erkek düşmanı bir yazı gibi geldi bana, erkek düşmanlığı gibi değil de, erkekleri küçümseyen... Ama büyük olasılıkla tam olarak anlayamadığım. Anlamadığım bir başka nokta da bu arkadaşının kendi yazısı mı yoksa kitaptan aldığı bir bölüm/bölümler mi? O.O Sanırım ikincisi ama emin olmak istedim - kafam biraz bulanık çalışıyor bu ara.

    YanıtlaSil
  2. Bu arada aslında etkileyici bir nokta. Eksik dişi... Erkekleri hiç böyle düşünmemiştim.

    YanıtlaSil
  3. Bende de aynı etkiyi uyandırdığından şüphen olmasın. Balkondan sevgiler, kısmı hariç hepsi kitaptan alınmış. Arkadaşım da herhangi bir not bırakmadan bana aynen bu şekilde göndermiş. Kısaca satırların arasındakileri okumamı istemiş. Üzerine çok düşünülüp az konuşulacak bir yazı bence. Erkek değil ama kadın üzerinden yorumlarsam eğer; kendini üstün ırk/cinsiyet gösterme çabasındaki bir yazı olarak mesajı doğrudan vermeye değil de, daha çok insanın içine tohum ekmek gibi bir amacı olan bir yazı olduğunu düşünüyorum. İnandırmak için ölesiye uğraşmış ama bunu çok soğukkanlı bir şekilde yaptığı için en sağcı birine bile "kısmen doğru" dedirtebilecek bir yazı. Farklı bir söyleyiş, aynı düşünüş ürünü hissi uyandırdı bende.

    YanıtlaSil
  4. Evrimsel gelişmişlik sırasında vücutda ki delik sayısı da kategorlişmeye ve gelişmişliğin ölçümü olarak kullanılıyor. Kadınlarda 3 erkeklerde sadece 2 vücut deliği olduğu için bir çok evrimci tarafından kadınlar evrimsel olarak daha gelişmiş olduğu savunuluyor diye biliyorum bende. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba neden delik sayısını baz alarak böyle bir hükme varıyorlar? Kesinlikle altında az, çok mantığa yatkın bir nedensellik vardır ama bunu araştırmadan öğrenemeyeceğim sanırım. Her ne kadar kadınlar evrimsel olarak gelişmiş olsa da, önemli olan bunu ruhlarında görmek. İşte tam da bu yüzden bu kadar sexisim barındıran bir yazı bu bence. Gelişmiş olsak bile bunu kullanamadığımız aşikar ve bu kitabın amacı da kadınları harekete geçirmek olsa gerek.

      Her ne kadar pek benim sayılmasa da yazımı okuduğun için teşekkür ederim Lazy Otter. :)

      Sil
    2. selam, buradaki ilk yorumum.
      evrim konusunda okuduklarım sınırlı ancak delik sayısını baz alarak hükme varmalarının sebebini bildiğimden damlamak istedim :)

      kadın vücudunda üreme ve iki tür boşaltım için ayrı yollar olması bir gelişmişlik, bir "update" yani evrimin bir üst basamağı olarak kabul ediliyor. sebep de hani baktığın zaman kuşta kirpide cinsel organla son boşaltım organı aynı olması ve insan erkeğinin de bu yönden biyolojik manada hayvan boşaltım sistemine benzerlik göstermesinden ötürü gelen bir düşünce. kadının deliklerinin ve yollarının farklı olmasının, gerek boşaltım gerek üreme için başka hiç bir canlıda bulunmayan maksimum korunumu sağladığı belirtiliyor. ilginç ama mantıksız değil sanki :)

      yazının kendisine yorum yapmak gerekirse, yılların feministi olarak beni bile rahatsız etti :) dedim, demek ki hala biraz insan sevgisi kalmış içimde :) yazıda bahsedilen erkek türünün yaradılış veya doğum her neyse** itibariyle değil, yetiştiriliş tarzından ötürü bu hale getirildiğini ve akılları ermeye başladığında da işlerine geldiği için bu düzeni devam ettirdiklerini düşünüyorum. yoksa bu yazının açısıyla bakarsak, erkekler yaptıkları hiç bir şeyden sorumlu değiller, çünkü bu şekilde yaratıldılar/var oldular. onların hiç bir kabahati yok gibi.(?!) şahsen bunu kabul etmem mümkün değil :)

      blog çok güzel bu arada. tanıdığıma memnun oldum. sevgiler :)

      Sil
    3. Selam. Kesinlikle mantıksız değil, hatta okuduğum zaman içimden "vaaaooov" dedirttiren bir açıklama oldu bu. Aslında evrim teorisini bir psikoloji dersimizde ucundan kıyısından görmüştük ama şu anki aydınlanışım onun yanından bile geçemez. Açıklama için çok teşekkür ederim. :)

      Yazının bakış açısından mantıksal bir çözümleme yaptığımızda gerçekten de kadınları yüceltmenin ötesinde, erkekleri tekdüzeye indirme ve aşağılamaya gidildiğini ama bununda onların suçu olmadığı sonucuna varıyor. Ayrıca senin vardığın sonuçları da göz önüne alırsak (ki hemen hemen aynı şeyleri yazdım zaten:), bende bunları kabul edemem. Ama bu yazı bu kadar ilgi gördüğü ve konuşulduğu için kitabı okuyup tam manasıyla konuya hakim olmak isterim. Anlaşılan bir sonraki okuyacağım kitap belli olmdu. :)

      Bende tanıştığımıza memnun oldum forever young. Böylece bende senin bloğunu ve kendimden çok daha tecrübeli bir çevirmen tanımış oldum. Yeni yazılarını okumak için sabırsızlanıyorum. :)

      Sil

Yorum Gönder