To Do List


Hani daha çok yabancıların yaptığı bir olay vardır ya, ne yapmak istediğine kesinkes karar verdikten sonra biraz hayalleriyle süslendirip hatta bazen uçarı fikirleriyle de baharatlandırıp önümüze sunarlar. Adı "to do list" olur. Şimdi ya da Asla filminde olduğu gibi kısaca. Ama bizim ölüm tarihimiz daha belli değil. İşte bu yazı da benim "to do list"  yazım olacak. Böylece bloğum üzerine ama aslında kendime vermiş olduğum bir söz olacak.

Not: Yazı çok sıkıcı, o yüzden şuraya bir şarkı koyup sizi biraz neşelendirmesini umuyorum.

1- İlk sıraya Ramazan'ın da bitmesi hasebiyle artık farz olan sağlıklı yaşamak adlı hayat prensibimi koyuyorum. Şişman sayılabilecek bir insanım, ancak sporumu da yapar elimden geldiği kadar yediğime de dikkat ederim. Sporsuz bir hayat benim düşünce dağarcığımı kısıtlıyor açıkçası. Düşünebilmek, hayal kurabilmek ve en önemlisi de kendimle baş başa kalmak için spor yapıyorum. Spor yapmanın ister yan etkisi deyin ister de asıl noktası, elbette bedeninizi de sıkılaştırıyor. Fakat son yaşadığım olaylar (benim açımdan büyük bir depresyondu) beni o kadar yıprattı ki, geçirdiğim fiziksel çöküşten öte zihnimin tekrar ayağa kalkması için spora tekrar başlamak istiyorum. Yoksa bir süre daha şişman kalırsam, buna da alışırım gibime geliyor.

Benim bu düşüncemi sağlamlaştıran ve destekleyen son zamanlara okuduğum sevgili Murakami'nin Koşmasaydım Yazamazdım adlı kitabı oldu. Murakami'nin bu kitabıyla ilgili de ayrı bir post yazacağım yakın zamanda. O zaman bu faktörün etkisini daha da iyi anlayacaksınız aslında.

Bu maddeyi biraz daha belirgin hale getirmek istiyorum. Önceden her gün 1 saat yürürdüm. Kendi hızımla yaklaşık 3.5 km olurdu. Bunun dışında yaklaşık 40-45 dakika egzersiz yapardım. Ancak final ve Ramazan dolayısıyla çok boşladığım için vücuduma birden ağırlık yüklemek istemiyorum. Bu nedenle günlük 1 saat yürüyüş ve 20 dk egzersiz ile başlamayı düşünüyorum. Böylece yavaş yavaş arttırıp eski tempoya yetişebilirim.

Sağlıklı yaşamaktan bahsederken sporun yanında yemek alışkanlıklarından bahsetmemek olmaz. Öncelikle bir şeye açıklık getireyim; suçu Ramazan'a atmak istemiyorum ama geceleyin yemek yemek kadar kötü bir şey olamaz sanırım. En azından benim için öyle. Yemek alışkanlığım uyku düzenimi de etkilediğinden ötürü genelde geç yemek yersem geceleyin uyuyamam. Şimdi de öyle. Bu yüzden bir aydır gece uykusunda mahrum kaldım. Bu olaya bir dur diyorum. Zaten Ramazan da bitiyor yarın. Böylece gece en geç 12'de yatıp sabah erken kalktığım zamanlara geri dönebilrim. Sabah kalkış saatimi size söyleyip korkutmak istemiyorum ama uykumu aldığım 7 buçuk-8 gibi kendiliğinden uyanan bir bünyem ve alışkanlığım var. Açıkçası bundan da çok memnunum ve yine öyle olmasını temenni ediyorum.

Bir buçuk ay dukan diyetini yapıp beş kilo vermiş biri olarak ve bu diyetin insanı etobur hale getirip aç kalmasını önlediği için tekrar ve son kez dukana yeniden merhaba demeyi planlıyorum. Her ne kadar harçlığımın hepsi hindi eti, yumurta, yoğurt ve yulaf kepeğine gidiyor olsa da buna razıyım. İşin ucunda sağlıklı olmak var!

2-Her gün bir bölüm çeviri= Haftada altı bölüm. Şimdi diyeceksiniz ki "matematiğin kaçtı senin?" Evet, matematiği çok iyi olan biri değilim ama haftada yedi gün olduğunu da biliyorum elbette. Bazı bölümlerin çevirileri uzun ve yıldırıcı olabiliyor. Yahut benim tüm gün dışarıda olmam gereken zamanlar oluyor. bu yüzden haftada toplam altı bölüm çıkacak kadar manga çevirisi yapmak asıl hedefim. Zaten her gün bir bölüm o kadar da hayal sayılmaz. Ancak, gerçekten bazı günler çevirinin başına oturmak çok zor geliyor. Tıpkı bu aralar olduğu gibi... Bunun için başlangıç hedefim bu oldu, ki bence oldukça tatminkar bir rakam.

3- Haftada bir kitap okumak. Bu maddeyi yazarken kitabın sayısıyla mı yoksa sayfa sayısıyla mı ölçsem kararsız kaldım açıkçası. Şimdi bu maddelerin tek bir amacı var. Kendimi kendime kanıtlamak. Böylece yazın sonunda motive olmuş bir Roromiya ile okula başlamak istiyorum. Karar verdiğinde, aklını koyduğu zaman her işin üstesinden gelebilecek olan bir Roromiya olduğumu kendime kanıtlamak istiyorum. Fakat kitap okumaktan kastım, yani bu maddede yıl içinde alıp hatta başladığım ama yarım kalan kitaplarımı bitirmek. Böylece yeni kitaplara sıra gelebilecek ve kitap okuma özlemimi bir nebze de olsa tatmin edebileceğim. O yüzden her ne kadar haftada bir kitap yazmış olsam da, asıl hedefim aşağıda yazan kitapların hepsini okumak olsun. Bu kitapların herbiri kitaplığımda bulunuyor. Yani yeni kitap almadan elimdekileri tüketmek asıl gayem. İşte kitaplar:

-Kumral Ada Mavi Tuna
-1984
-Yüzyıllık Yalnızlık
-Bir Düğün Gecesi
-Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Şimdi bunlar sizin gözünüze az gelebilir ama ben olayı abartıp bir gazla burayı doldurmak istemedim. Kitaplığımda okumadığım başka kitaplar var ama onlara ne olacağı sorusunu şimdilik cevapsız bırakarak bu maddeyi noktalıyorum.

4- "Daha ne yapacaksın?" ile "Artık elle tutulur bir şeyler yaz!" cümlelerinin ortasında kaybolmuş bir haldeyim. Ama son bir madde daha eklemek istiyorum. Bu hedeften öte benim arzum ve hayalim. Artık kendimi sınırlamadan anlatabildiğim bir yerim var. Burası benim bölgem ve gizlenmemi gerektirecek bir sebep yok. Bu yüzden son maddemi kendime en güzel zamanları ayırabileceğim bu bloğa vakit ayırmakla ilgili. Maddeye şimdilik kendini öğren adını koyuyorum. Kendimi bildiğim kadarıyla ile başlayan her cümlemin sonu bazen beni çok şaşırtıyor. Burada kendime hesap vereceğim. Ne yaptığımı, ettiğimi, neler düşündüğümü yazacağım. Bu şekilde aradan zaman geçtikten sonra arkama döndüğümde ellerim bomboş kalmış olsa bile buradan kendime hesap sorabilirim. Bir tür kendini tatmin etme yöntemi. Ve en güzelinden içimi boşaltma yeri. Daha ne isterim ki bu yaz! :)

To do list'im burada sona eriyor ve herkesin güzel bir bayram geçirmesini dilerim. Ben bayramı Bosna-Hersek'te geçireceğim. Şu aralar ailemle geçirdiğim en güzel zamanlar Balkan ülkelerinde geçirdiğim zamanlar oluyor. Bunu geçen yılki Kosova- Makedonya-Arnavutluk seyahatimde öğrendim. Hele ki benim gibi ailesiyle ayrı dünyaların insanı olan kişiler için ailenizle dip dibe geçirdiğiniz birkaç kültür seyahati ya işkence oluyor ya da nadir keyifli anılardan ibaret oluyor. Benim adıma keyifli. Çünkü (annem bazen mızıkçılık yapsa da) ailecek seyahati seven ve uyumlu insanlarız farklı şehirleri gezerken. İşte bu yüzden yıl boyunca bu tatili bekliyordum. Döndükten sonra bununla ilgili de bir post yazmayı çok isterim.

Buraya kadar okuyabilmişseniz sizi tebrik ederim. Çok "ben"cil bir yazı oldu. Ama zaten böyle olmamız da gerekmiyor mu..?

Tekrardan iyi bayramlar, sağlıcakla kalın!

Yorumlar

  1. Yazma konusundaki yeteneklerini ne kadar önemsediğini bilmiyorum ama gerçekten yapılacaklar listesini bile keyifle okutan biri olduğunu belirtmek isterim. Bu arada spor konusunda çok haklısın. Düzenli yürüyüş ve egzersiz yaz tatilinin başında kilo verme sebebiyle başladığım şeylerdi ama artık kendimle baş başa kalma yöntemleri. Ve gerçekten: Koşmasam Yazamazdım!

    YanıtlaSil
  2. Aslında yazı yazarken konudan konuya atlamak gibi bir alışkanlığım vardır. O yüzden iyi yazdığımı düşünmüyorum. Umarım düzelir. Sana kendisini okutabilmişse ne mutlu bana. Ayrıca sporun bedenden önce akıl sağlığına iyi geldiğini düşünüyorum. Bence bu kitap da bunu kanıtlıyor. Anlaşılan sende öyle düşünüyorsun. :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder