20 Nisan 2017 Perşembe

SoPunun İşi Var Maalesef!

Evet, bu haftanın acılı, sancılı ve yıldırıcı cümlesi bu oldu.
Akademiye girmeye hazırlanan herkes için geçerlidir.

SoPumun ne işi olabilir, diye sorup afallamak isterdim. Fakat bunun yerine göz ardı ettiğim eleştiriyi duymuş oldum nihayet. Bir kere SoP dediğimiz şey kulağa argoymuş gibi gelse de, akademiye özgü bir terim aslında. Bunu yakın zamana kadar bu şekilde ben de kullanmıyordum. Şu akademinin kendine özgü dili beni her zaman etkilemiştir zaten. Bir şeyleri açıklamayla, yorumlamayla, irdelemeyle ilgilenen bu kurumun kendine özgü bir dil geliştirerek bu açıklamayı,yorumlamayı ya da iredemelemeyi nasıl da kendi içine hapsetmiş olduğunun en basit kanıtlarından biridir bu durum. Bu durum nedir? Bu durum akademik dilin kendine özgü bir biçime sahip olduğu ve bu biçimin halkın diliyle örtüşmediğir.

Şimdi buraya akademiyi yermeye gelmedim. Hele de derinlerine dalmak için bu kadar uğraş verirken... Fakat bir ara bu konuyu burada irdelemek isterim.(Not alındı.) Bu yazıda asıl anlatmak istediğim "bir SoPtur gidiyor, bu SoP nereye gidiyor" konulu sopsuz bir konu.

SoP, açılımıyla Statement of Purpose, kendinizi satışa çıkardığınız ve değerinizi ortaya koyarken bunu göze sokmamaya çabaladığınız ama beceremediğiniz de "SoPunun işi var maalesef" tepkisini aldığınız bir yazıdır. Kısacası yüksek lisans ve doktoraya başvururken kendinizi, genel çalışma alanınızı, çalışmak istediğiniz konuyu, neden bunu istediğinizi ve neden o üniversiteye başvurduğunuzu yazdığınız bir yazı. Samimiyetten yoksun ve özgün bir dil kullanımına asla izin verilmemesi de cabası. Şimdi klasik ve sıradan bir dilde yazılmış samimi olmayan bir yazı okuduğunuzu düşünün. Bu yazının yazarına nasıl sempati besleyebilirsiniz ki? Gerçekten, bu mümkün mü?

Neyse ki ben de bu soruya bir cevap bulamadığım için başlıktaki tepkiyi aldım. Bundan da gurur duyuyorum doğrusu. Ayrıca bunu bana söyleyen hocamı da çok sever, sayarım. Hakkını da hiç ödeyemem çünkü SoPumun icabına o baktı. Doğruyu söylemek gerekirse, o bakmasaydı sapsız bir SoP olarak kalacaktı muhtemelen.

Şu anda bir sapı var mı? Bunun cevabını ancak bir yerden kabul alıp almadığım verecek. Haa, bana göre o yazı bir sap olamaz hâlâ. İlk taslağım, gönlümün tacı ve genç bir kızın saf ve samimi duygularını barındıran yazım ise bir sap bulmayı arayacak kadar kendini küçültmezdi.

Laf cambazlığını bir kenara bırakırsam, bu SoP denen yazı gerçekten çok önemli. Muhtemelen başvuru sürecindeki en önemli belge. Ne hangi okulda okuduğunuza bakar, ne de ortalamanıza. Sadece bireysel ilginize, anlatma becerinize ve ne kadar kaliteli işlerin üstesinden geldiğinizle ilgilenir. Bir nevi "ağzın değil, elin konuşsun" görevini yerine getirir. Ama burada bile ağzınızın laf yapması gerekir. Eh, bu da herkese bahşedilmiş bir yetenek değildir. Misal ben.

"Bir SoP nasıl yazılır?" gibi cevaplanması çok güç ve anlatması karmaşık olan bu sorunun üstesinden gelebileceğimi sanmıyorum. Buna cevap verecek kadar yetim de yok doğrusu. Ama birkaç aylık tecrübemden yola çıkarak şunu diyebilirim ki, ne yapmak istediğini bilen her duru zihin bunu başarabilir. En kısa, açık ve net şekilde yukarıdaki sorulara cevap verdiğiniz, ortalama bir buçuk sayfalık bir yazı size birçok kapıyı açabilir.

Bu SoPu akademiye dair özelledim ama iş başvurusunda da yazılan bir yazı. Fakat formatı biraz farklı olabilir. O yüzden bunu teğet geçiyorum.

SoP yazısına dair ne yazılacağından çok, ne yazmamak gerektiği konusunda uzman olduğum için bu konuyu burada kapatmayı uygun görüyorum. Ne yazmamak gerektiğine dair bir yazı yazmak ise ihtimaller denizinde yüzmeye benzeyeceği için boğulmaktansa kıyıda güneşlenmeyi yeğliyorum şu anda. Yine de, bir sorunuz olursa mailime ya da yorumlara beklerim efendim.

PhD ile Master'ı kardeş sayarsak, bu yazı çok doğru bir konuya işaret ediyor.



9 yorum:

  1. Niye ben hiç bisey anlamadım.Acaba akademiye gitmedigim icin mi 😁 bana göre senib cümlelerin birbirini kovalıyor ve resmen labirentcikler çiziyor.Sonundada peynire ulaştırıyor.Begeniyorum yani 😁 ama sopp hıhhhh soppp anlamadım.Sanırım CV gibi bisey.Ama daha kapsamlı olması gerekiyor galiba.Ama samimi dil kullanılmadan bağlayamazsın ki okuyanı.Amannnn ne kadann zormuş iiki çocuk bakiyorum haha 😁😁💕💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu yorumdaki tespit için ayağa kalkıp sizi alkışladım. Ama bunu göremediniz, o yüzden buradan söylüyorum. O kadar haklısınız ki... Cümlelerim beynimin içinde de böyle birbirlerini kovalıyor, başımı ağrıtıyor, sonra ben onları buraya döküyorum. İşin şaşırtıcı yanı, sizin bunları okumanız ve beğenmeniz. Şaşırmakla birlikte teşekkürü de borç bilirim.

      SoP konusuna gelince, bir çeşit niyet mektubu veya amaç yazısı diyebiliriz. Üniversitenin sizi neden kabul etmesi gerektiğine dair, ikna edici bir yazı kısaca. :) Yukarıdaki yazı çok daldan dala olmuş, ondan anlaşılmaması konusunda haklısınız.

      Sil
    2. Hımm kıyısından yaklaşmışım.Kendini ihraç etme yazısı diyelim o zaman :) ve anlaşalım..

      Ben teşkr ederim alkışın ve tatlılığın için asıl 💕😊

      Sil
  2. Akademik dilin kendi içine hapsolması... Dediklerinize yürekten katılıyorum. Tüm o samimiyetsiz, donuk yazılar ve bu terimlerden nefret ettiğimden, akademik bir kariyer yapmak hiç istemedim sanırım.
    Efendim, kariyerinizde bol şans, çalışmalarınızda başarılar dilerim!.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kariyer yoktur, yaşamla ölüm arasındaki süreçte ne ile uğraştığınız vardır efendim. :) Kariyer sözcüğünü hiç sevmesem de, akademi deyince insan şöhret kovalıyor sanır. Oysa ben sadece uzatmaları oynamak istiyorum şu anda.

      Güzel dilekleriniz için çok, çok teşekkür ederim. :)

      Sil
    2. Teşekkürler benden, efendim :)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Olur. Ama seninkini de ben okumak isterim, haberin olsun. :)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil